O resmi hatırlayalım.
Bu konu ile ilgili adı karışan dört bakanın yüce divana gönderilmesi için yapılan meclis oylamasında AKP tarafının oy pusulalarını kutuya atarken sırıtan suratlarını.
Hatırladınız mı?
O resmi hatırlayalım.
Bu konu ile ilgili adı karışan dört bakanın yüce divana gönderilmesi için yapılan meclis oylamasında AKP tarafının oy pusulalarını kutuya atarken sırıtan suratlarını.
Hatırladınız mı?
İnsan topluluklarının kendi içerisinde birarada yaşayışları ve diğer toplumlar ile olan ilişkilerinin dayanağı ve başlangıç noktası hukuk ve adalettir.
İnsanoglunun bu evrensel değer için vermiş oldugu tarihsel çaba bugün dahi sürmekte ve ne yazık ki bahse konu mücadelenin devamlılığı da hala gerekmektedir.
Sorulacak soru, yönetenlerin hukuku mu, yoksa yönetenlerin felsefesi, düşüncesi, dünyaya bakış açısı, ideolojisi ne olursa olsun hukuka dayalı ve adaletli bir yönetim anlayışı mı olması gerekendir.
Gücün, güçlünün hukuku mu, hukukun gücü mü geçerli kılınmalıdır?
Millattan sonra 55 yılında Frigya ( Pamukkale) civarında yaşayan Epiktetos ” Adaleti seven bir insan için her yer emindir.” der.
Soralim mı kendimize?
Soralim mi birbirimize, guvende, emin ve emin ellerde miyiz bugünlerde?
Cevabı da verelim mi kendimize?
Verelim mi birbirimize?
Cevabı ne olurdu dersiniz?
TBMM’de bütçe görüşmeleri bu hafta itibariyle başladı.Hükümeti ve muhalefeti genel bütçe konusundan çok yasanan bu hukuk ve adalet yoksunlugunu konuşuyor.
Konuşuyor dediysek, hükümet ben yaptım oldu ” , muhalefet ise bu anlayış karşısında da ” sen yaptınla olmaz bu işler “mücadelesi veriyor.
Zarrab davası ve MAN Adası belgeleri elbetteki bu mücadelenin güncel temas noktaları.
Bugunlerde malumunuz ABD’de bir devletin onuru yargılanıyor.
Bir devlet daha doğrusu bir devleti yönetenlerin karıştığı iddia edilen hukuk dışı uygulamalar sanık ve tanık sıfatları ile hukuk önünde dillerde dolaşıyor.
Devlet, devletimiz, devleti yönetenlerimiz için hukuksal bir işleyiş sürüyor.
O resmi hatırlayalım.
Bu konu ile ilgili adı karışan dört bakanın yüce divana gönderilmesi için yapılan meclis oylamasında AKP tarafının oy pusulalarını kutuya atarken sırıtan suratlarını.
Hatırladınız mı?
Hatırlayanlarımız çoğunlukta gibi.
Hatırlamayanlar ve hatırlamazdan gelenler içinde kovboy bugünlerde hafıza tazelemesi yapıyor zaten.
Bay Reza isim üzerine isim, detay üstüne detay verirken bizim CEHAPE zihniyetide burada hükümete konu ile ilgili yükleniyor.
Bu dava yeniden görülmelidir diyor.Peki karşı tarafın cevabı ne oluyor?
Elbette ki malumun ilanı.
Baş vekil ” bu konuda yüce meclis kararını vermiştir” diyor.Yani meclis çoğunluğunu elinde tutan irade aynı Ergenekon sürecinde oldugu gibi hem hakim, hem savcı hem de avukat oluyor.
Anlayacağınız güç, hukuku ezim ezim eziyor.
Bu durum bizlere Luce’nin ” Kuvvetsiz adalet ve adaletsiz kuvvet iki büyük felakettir.” sözünü hatırlatıyor.
Bir felaket etrafımızda kol geziyor.
Gücün adalete bağlılık ve adaleti tesis noktasındaki dünkü bu duruş ve beyanı adalet ve hukuk kavramına bakış açısı emin ellerde olup olmadığımızı ne kadar net ve açık ortaya konuyor.
Gelgelelim kovboy bu.
Hamlesini yapıyor ve bir zamanlar yol verdiği, koltuklardan koltuk beğenin dediklerinin boynuna kementini geçiriyor.
Henüz buralarda değil ama diyet elin toprağında, el oglu elin yargısında odenmeye başlıyor.
Tuz kokuyor.
Bu zihniyete sormak gerekir, emin misiniz abdestinizden, yoksa yoksa abdestiniz yalandan secdeniz de riyadan mı geçiyor?
Allah biliyor, kul da görüyor.
Hatırlatalım, hukuku ve adaletli olmayı yaradan emrediyor.
Üstünlerin hukuku ne evrensel ne de ilahi teraziye uymuyor…
Atatürk ile kalın.
Selam ile.
Cem Ayaz
Parlamentohaber.com – Korku yok!