SON DAKİKA

2018 YILINDA DA HAKİKATLERİ SÖYLEMEKTEN KORKMADIK! ATATÜRK İLE KALIN, SELAM İLE…

Bu haber 31 Aralık 2018 - 18:24 'de eklendi. 28

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK  ‘’Hakikatleri söylemekten korkmayınız!’’ diyordu.

Gerçekleri duymaya hazır mısınız?

Parlamento Haber sitesinde yazılarıma böyle başlamıştım.

Gerçekti meselemiz, olan biten ve yaşadığımız gerçekler ve korkmadan yazacak, korkmadan söyleyecektik.

Öyle de oldu.

Korkmadık yazdık.

Korkmadık söyledik.

Köşe yazısı ve şiir ile, acı dahi olsa gerçekleri söyledik.

Sevgili dostlar;

Her yılın son günü olduğu gibi, bu yılın da son gününde, tarihe birer not olarak düştüğüm makale başlıkları ve paragraflardan hatırlatmak adetimi yerine getirmek istiyorum.

Bakalım Neler gelmiş ve  bakalım neler ‘’geçmemiş’’?

Bir göz atalım mı ne dersiniz?

Ve, yıl 2018…

’ Merhaba Parlamento Haber,

Atatürk ilke ve devrimlerinin, Atatürk’ün Türk Milliyetçiliğinin, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkı şiarının, Türk ulus devletine sözde değil, özde ve yürekten bağlılığın, laikliğin akılda, inancın ise vicdanda olduğu prensibinin, Türküm, doğruyum, çalışkanım, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir inancının ve ‘’ Ne Mutlu Türk’üm Diyene ‘’ tarihsel gerçekliğinin, bir düşünce emekçisi olarak aranızda bulunmaktan onur duyarım.’’

 Demiş ve devam etmişiz:

 BİZİM ELİMİZDE LOZAN, GARBIN AFAKINDA SEVR VAR!

 ‘’ Ülkenin idaresi mi?
Saray ve saltanat.
Ne tuhaf de
ğil mi?
Rejimle, kurucu de
ğerleri ve kurucularıyla girdiği, karşı devrim mücadelesi. Dinci ve etnik köken siyasetinin yolunda tek başına yürüyeni.
Dün de beraber, el ele, kol kola yürüyorlardı hani?
Unutmadık de
ğil mi?
Böl, parçala ve yönet tezgahının Sevr masasında, BOP E
şbaşkanlığı görevlileri…’’

 OLTADAKİ BALIK TÜRKİYE’… YEME TAKILMIŞIZ BİR KERE!

 ‘’ Çünkü inancınız olacak bu zor günlerden çıkmak için.
Sonra kararınız.

Oltadasın, kendine gel Türk Milleti.
Yurt birli
ği, yurttaş birliği, vatan bütünlüğü için yine ve yeniden Atatürk’ün izine…’’

MUSTAFA  KEMAL ŞİİRİ

 ‘’ Yürek işidir ki yola düşmek,
ve bir vatan sevdasıdır Kemal’in ülkesinde

Yürümek,
onun ışığıyla, onun yolunda yarınlara yürümek …’’

 NE SENDEN VAZ GEÇERİZ, NE SENİN ESERİNDEN!

 ‘’ Yoksa yoksa, İstiklal Harbi veren ve Türk Genel Devrimi ile mazlum dünyada bağımsızlık ateşini yakan kahraman ecdadın torunları olarak birer mirasyedi miyiz ?

Yüce Atatürk’ün izinde, sözde degil de özde biz kaç kişiyiz?
Sevgili dost, bakınca halimize, biz bize benzemekte miyiz?
Yeniden biz bize benzeyebilir miyiz?
Ne dersiniz ? ‘’

REZA HER ŞEYİ ANLATIYOR, YARANIZ MI VAR, NE OLUYOR…?

 ‘’ Biz Hakim degiliz ki, ne de savcıyız.
Avukat da degiliz hani.
Ankara’da Hakimler var mı, yok mu, düşünen akıl hep bu ve buna benzer soruların pesinden gidiyor.
Acaba o meşhur tabir ile “tüyü bitmemiş yetimin hakkını”kim arıyor? ‘’

 NE SENDEN VAZGEÇERİZ NE SENİN ESERİNDEN?

 ‘’ Çare sen ve ben, çare insan.

Ne senden vazgeçeriz, ne de eserinden diyorsak eğer sevgili dostlar, ancak kurtuluş yolunda bir araya gelerek hakkını verebilir ve sıyrılıp kurtulabiliriz bugünkü durumdan…’’

SURATINIZIN ORTASINA BİR YUMRUK PATLATMAK İSTİYORUM

 ‘’ Ortak akıl diye başlamıştık ya söze?
Bu ortak olmayan akıl ise, sağında, solunda artık hangi cehenneminde ise bu çöküş, bu ayrı gayrı hallerimizin, yazıyor, çiziyor, konuşuyor, anlatıyor ve haykırıyoruz ki, görünen köy kılavuz istemiyor bakınca hallerimize.

Gemi su alıyor.
Bina kolonları zayıflıyor.
Dibe doğru cekiyorlar, enkaz altında kalacağız bu gidiş ile.

Bu kötü günlerde, bizlere bizlerden başka dost yoktur, olmadı, olmayacaktır da, biraraya gelebilirsek Atatürk ve onun gösterdiği hedefte…’’

İÇERİDEN TAKKELİ SALTANAT, DIŞARIDAN AKVAM-I BEŞER

 ‘’ Devleti yeniden yapılandırıyoruz diyenler Cumhuriyet rejimi ve millet egemenliği ile açıktan bir kavgada.
Kör müyüz?
Saf mıyız?
Aptal mıyız bu gidişe?
Cevap veriyoruz : HAYIR!

Küflenmis ideallerine karşı duracak kılıcımız keskin, dirilmiş cenazelerine kefenlerimiz 19 Mayıs 1919 inancıyla yeniden hazırdır bizim.
Bu tarihsel yürüyüşümüzde bir daha ayaklarımız altında kalacaklardır, sözümüz bir, yüzümüz bir ve aslımız da Atatürk’tür bizim… ‘’

MEMLEKET İÇERİDEN VE DIŞARIDAN TOP YEKUN KUŞATMADA

 ‘’ Gün geçtikçe tek adam yönetiminin alameti farikalarını yaşıyoruz her hususta.
Yarattığımız canavarın dişleri arasındayız ister farkında ol, istersen olma.

Bu noktada muhalefet cephesine bir hatırlatma:
Memleket içeriden ve dışarıdan topyekûn bir kuşatmada.
Ya millet başa, ya Emperyalizm leşe, akıllı oluna…’’

YOL GEÇEN HANINA DÖNDÜ MEMLEKET

 ‘’ Hani tüyü bitmemiş yetimin hakkıydı helal?
O haklar dolanıyor attığınız her adıma, yaptığınız her işe.
Parmaklıklar örüyorsunuz özgürlüklere.
Prangalar vuruyorsunuz yaşam biçimlerimize.
Ayağınıza takılıyor, boynuza dolanıyor kul hakkı da, hangi kutsal ögretilerdir aklınızdaki, dört kitaba sığmayan bu zulüm hallerinize.

Yol geçen hanına döndü memleket.
Konu komşu parsa toplar Ege’de mangalının dumanı da güzel İzmir’de.
Orta Doğu balçıgında ayak izleriniz, dost kim düşman kim çullanırlar şimdilerde üzerimize üzerimize…’’

DEMOKRASİ TRAMVAYININ  ÇOK KOSTÜMLÜ YOLCULARI

 ‘’ Yeni zaferler için biraraya gelcegiz.
Birarada fikirler üreteceğiz.
Cumhuriyetçiyiz, milliyetçiyiz, halkçıyız, devrimciyiz, devletçiyiz ve laikiz diyor ve bu değerleri savunuyorsak eğer, bu mücadeleyi birlikte vereceğiz.

Atatürk’te birleşeceğiz! ‘’

ABD’DE BİR ÜLKENİN ONURU YARGILANIYOR

 ‘’ Henüz buralarda değil ama diyet elin toprağında, el oglu elin yargısında odenmeye başlıyor.
Tuz kokuyor.

Bu zihniyete sormak gerekir, emin misiniz abdestinizden, yoksa yoksa abdestiniz yalandan secdeniz de riyadan mı geçiyor?
Allah biliyor, kul da görüyor.
Hatırlatalım, hukuku ve adaletli olmayı yaradan emrediyor.
Üstünlerin hukuku ne evrensel ne de ilahi teraziye uymuyor… ‘’

BİR VARLIK MÜCADELESİ İÇERİSİNDEYİZ, FARKINDA MISINIZ?

 ‘’ Cephenin neresindeyiz bizler?
Bu konuda bir karar vermek, bir duruş göstermek lazım.
Çaresizsek bu gidişin bir çaresine bakmak lazım…’’

 MEHMETÇİK ATATÜRK’ÜN EMRİNDEDİR

 ‘’ Şimdilerde duyuyoruz.
Vatansever subaylar yetistireceğiz diyorlar.
Mazisi insanlık tarihi kadar eski olan bu yüce ordu, bu yüce millet, Türk Milletine fast food menüsü mü hazırlıyorsunuz birader..? ‘’

 SANAL ORTAM NE KADAR SANAL?

 ‘’ Şimdi haydi bir daha düşünelim.
Sosyal medya mı, sanal ortam mı yoksa düşünen aklın gercek ciceklerimidir üzerimize kokulari sinmiş bu güzel konfetiler ?

Bu uzun satırların bir kısa sorusu olsun son cümleler .
Hangisi Refik bey?
Hangisi Seda hanım, hangisi Nesrin hanım ve elbette hangisi Merih hanım, hangisi sosyal medyadan gerçek hayata insan yanlarımızdaki haller? ‘’

 YAPTIKLARINI YIKIYORLAR MUSTAFA KEMAL!

 ‘’ Daha dün türban ile çocuklarımız üniversiteye alınmıyor, eğitim hakları ellerinden alınıyor diyen bir düşüncenin, anaokulu bebeklerine bez parçalarına bürüdüğü, beş yaşında kız çocuklarının aynı sınıflarda erkek çocuklarının ayaklarının yıkatıldığı, gelinlikler giydirilip takılar takıldığı günlerden geçiyoruz… ‘’

 ŞEHİT MURAT TEKİN’İN ABLASINDAN MEKTUP ALDIM

 ‘’ Abla Mehtap Tekin konu ile ilgili 3 kez dava açtıklarını beyan ediyor.
2’sine takipsizlik verildi, 3. Davayı bekliyoruz diyor.

Kardeşim için video ve resimleri kanıt topladık askerlere atılan dayak için, kemerle, taşla askerleri linç edenlerin isimlerini bulup suç duyurusunda bulundum ayrıca bunun yanında da kardeşimin katillerinin yargılanması için de dava açtım, tek dava. Kardeşimin katledildiğine karşı, kesici alet kullanılmadı diyenlere karşı.

Avukatımızla açtık ‘’sonuç yok henüz bekliyoruz‘’ diyor, takipsizlik veriliyor hep …

Bir derinden, bir en derininden of çekiyorum.
Bir ablanın, bir anne ve babanın acı hikayesi bu… ‘’

SARAYIN HAKKINI SARAYA VEREBİLECEK MİSİNİZ?

 ‘’ İyi olman, iyi görünmen, olumlu bir enerji vermen yetmez. Tilki ile tilki, kurtla kurt olabilecek misin?

Analar çeker yükü biliriz.
Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir; tekdir ile uslanmayanın hakkı da kötektir!
Meral abla, tekrar soruyorum:
Hukukla, bilimle ve akılla, bu çakallarla dans edebilecek, sarayın hakkını saraya verebilecek misin? ‘’

BU MİLLETE YENİKAPI’LARDAN DEMOKRASİ GELMEZ

 ‘’ Kadıyı mı soruyorsunuz?
Çay topluyor biat tarlalarında.
Her şey rafa kaldırılmış saray katında.
Medya, kapıya kul, paraya pul, çok şüķürlü aminlerinde huşulu tapınmalarda… ‘’

 9 YAŞINDAKİ KIZ ÇOCUKLARININ ‘’GERDEĞE GİREBİLİR’’ FETVASINA ŞAŞMA

 ‘’ Erkek çocuklarına ” rızası vardı” sapkınlığı ile tevessül edebilen sözde din anlayışının, 9 yaşındaki kız çoçuklarının “gerdeğe girebilir, hamile kalabilir” fetvalarına şaşma… ‘’

 BUNLARI YAPMAZSAK RABITANIN ASKERLERİNE YEM OLACAĞIZ!

 ‘’ Partiler ve siyaset üstü bir tehlike ile particilik ve izm’ci bir yaklaşımla başa çıkmak imkansız gibi görünüyor.

Bu mücadelede bütünün ve çözümün bir parçası olmak zorundayız. Mevcut siyasi örgütlerin yol ve yöntemlerinin dikkatini bu noktaya çekmek zorundayız.

Tüm değerlerimiz birer birer ellerimizden kayıp giderken, parça parça yani, CHP’li, İyi Parti’li, Saadet’li, Vatan Parti’li, Hepar’lı; Büyük Türkiye Parti’li olmanın, toplum birlik ve bütünlüğüne bir faydası yok.

Millet egemenliği ve Atatürk Türkiyesi tarafındaysak eğer, safları sıklaştıracağız.

Yoksa yoksa, Rabıta’nın askerlerine yem olacağız…’’

ELBETTE TANRI TÜRK’Ü KORUYACAKTIR AMA…

 ‘’ Neye mi güveniyorum bu hususta?
Damarlarımızdaki dolaşan sözde değil özde, o asil kana!..
‘’

 DİN DEYİP BÖLÜYORLAR

 ‘’ Var olabilme ve var kalabilme mücadelesi içerisinde olmamız gerekliliğini vurguluyoruz.
Halklar diyene, halkız diyeceğiz.
Eşit vatandaşlık salyalarına, Cumhuriyet yurttaşıyız diyeceğiz… ‘’

 GİTTİKLERİ GİBİ GELDİLER!

 ‘’ Hepimiz biliyor, her şeyi görüyor ve yaşıyoruz. Dünün Sevr’cileri yine kapıda. Dünün saraycıları yine tam teslimiyet yollarında. Gittikleri gibi geldiler, hem de güle oynaya… ‘’

 MUHALEFETE DE MUHALEFET EDİYORUZ

 ‘’ Atatürk bugün yaşasaydı CHP sosyal demokrasi rüzgarına savrulmuş olur muydu? ‘’

 YOLDAŞ VE ASKER

 ‘’ Yoldaş mı?
Bineceği ve ineceği durak bilinmez ve görünenler odur ki, yoldaşlığına da kimleri ekleyeceği, bu siyaset cambazlığında…. ‘’

 OYUN NE? OYUNCU KİM?

 ‘’ Gözlerimizin önünde olan, bitenler, tüm bilincimiz ve algılarımızın yettiği kadar anlamlandırabildiğimiz şeyler.
Aklımızın bir oyunu ya da aklımızla bir oyun içerisinde, bir oyuna dönüşen gerçeklikler.

Matematiksel gerçekler kadar somut verilere dayalı mıdır, sosyolojik meseleler?
Tarihsel süreç ve olgular, gördüklerimizin mi yoksa yaşanılanların mı göstergeleridirler?
Algılarımız bu yönde bizleri hangi doğru ya da yanlışlara sevk eder? ‘’

BİZ SATIRLAR EKELİM SİZ KİTAPLAR HASAT EDİN

 ‘’ Yazar, kitap ve okuyucu güzergahında, bilmek için, görmek için ve bir şeyler söyleyebilmek için o güzergaha bir kitabın kapağından içeri girmek gerek…

Biz satırlar ekelim, siz kitaplar hasat edin”

 DEMOKRASİ TRAMVAYININ ‘’ULAN AHLAKSIZ’’ DURAĞI

 ‘’ Seviye de ortada.

”Sanki ali kıran baş kesen.”

Her fırsatta toplumu bölen, ötekileştiren, birbirine düşüren, ayrıştıran, insanlar arasına kin ve nefret tohumları eken bir söylem.

“Sorunlu” bir tutum.

“Sorumsuz” bir davranış örneğidir sergilenen. Ölçü yok, perva hak getire, Yenikapı durağından kalkan “Ulan ahlaksız!” güzergahında seyreden… ‘’

 BEN BU DUAYA AMİN DEMİYORUM!

 ‘’ Sözde değil işin özüyle bir hatırlatma :
‘Biz genişletilmiş Orta Doğu ve Kuzey Afrika projesinin eş başkanlarından biriyiz. Bu görevi yapıyoruz biz’ demişlerdi, anlayan anladı, alan da aldı mesajı da;

Biz bu duaya amin demiyoruz birader… ‘’

BİZLER BURAYA KİTAPLAR BIRAKALIM

 ’Ne kadar meşguI oIduğunu düşünürsen düşün okumak için zaman ayırmazsan cahiIIiğe tesIim oIursun ‘’ der Konfüçyüs…’’

 ATATÜRK’TEN UTANIN!

 ‘’ Be hey her liderin askerleri!

Be hey yetmez ama evetçileri!

Be hey her zamanların gönüllü kaybedicileri!

Be hey lider müridleri!

Atatürk’ten utanın!’

 Utanın ATATÜRK’TEN!

Atatürk’ten utanın!

Bu CHP’de nerede kurtuluş ve kuruluş değerleri? ‘’

 SU GİBİ ATATÜRKÇÜLÜK!

 ‘’ Türk evladına, su gibi gerekli, su gibi duru, su gibi aziz ve su gibi berrak bir gelecek için, su gibi bir Atatürkçülük lazım!

Su gibi, su gibi… ‘’

 SOY SOP DAVASI

 ‘’ Türküm, doğruyum, çalışkanım demiyor ve dedirtmiyorsan daha eğitimin ilk sıralarında, nereden geldiğin ve nereye gideceğin, nereye götüreceğin ayan beyan ortada.

Hedef belli değil midir aslında? ‘’

İSTİKRAR VE İTTİFAKIMIZ ANCAK VE ANCAK MUSTAFA KEMAL’İN YOLUNDA!

 ‘’ Bakalım bir kez daha Hector’un öcünü alabilecek, Aşil’leri topuğundan vurabilecek miyiz, tam bağımsızlık sevdamızla?

İstikrar ve ittifakımız ancak ve ancak Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yolunda. ‘’

YAŞA MUSTAFA KEMAL PAŞA YAŞA DEMEKLE OLMUYOR BU İŞLER!

 ‘’ Bizler ne bu cumhuriyete ne de yüce kurtarıcı ve kurucusu Gazi Mustafa Kemal’e layık evlatlar olamadık.
Maalesef olamadık…
‘’

 ATATÜRK TÜRKİYESİNİN TARAFIYIZ!

 ‘’ Soruyorum:

Her ele uzanıp, uzanan her ele sarılarak çocuklarımıza bir vatan bırakma kavgasında aynı siperde mevzi alamaz mıyız? ‘’

MÜSLÜMAN ŞÖVALYELER DÜZENİ VE ONLARIN ABDESTLİ KRALLIĞI

 ‘’ T.C yok, AKP var.
Meclis yok, saray var.
Vekil yok, sultan var.
Mahkeme, Hakim,  Cumhuriyet Savcısı yok, adalet ve hukuk terazisinin bir kefesinde AKP var.
Asker yok, kapıkulu var.
Polis yok, sarayın jopu var.
Eğitim yok, özel okul var.
Sağlık yok, özel hastane var…’’

 İSTİKLAL MARŞI’NA EL UZATMAK MI?

 ‘’ İstiklal Marşı’na el uzatmak mı?

Beyler!

Siz kimlerdensiniz? ‘’

ÇOBAN, PROFESÖR VE DEMOKRASİ

 ‘’ 2018 Türkiyesi’nin elbette demokrasi, adalet ve eşitlik ilkelerinden uzak,  kanun devletinden Harun devletine uzanan bir acı hikayesinin satır aralarında kaldığımız görünüyor resmin bütününe bakınca… ‘’

 KADINI DÖVÜLEN, ÇOCUKLARI İSTİSMAR EDİLEN NİTELİK VE NİCELİKSİZ YIĞINLAR HALİNDEYİZ

 ‘’ Bizleri yönetenlere, “tepeden tırnağa  yasa dışılar, kanunsuzlar, yobaz ve pervasızlar” diye eleştriler getiriyoruz ya?
Onlar da bizlerin, bu toplumun yansıması aslında.
İster saraylar, ister sokaklarda,  seviye diplerde, anlar gözle bakınca… ‘’

 BU SEFER #tamam ANANIZI ALIP DA GİTME SIRASI SİZDE

 ‘’ Hukukun içerisi, hukukun üstünlüğü ile;
‘Bu sefer #tamam, ananı alıp da gitme sırası sizde bilader’ diyeceğiz… ‘’

 ERDOĞAN BEYAZ BAYRAĞI ÇEKMEYE HAZIR MI?

 ‘’ CHP adayı ‘gariban öğretmen Muharrem’ beyin her açık alan toplantılarında saraya gönderdiği bir mesaj var. Özellikle Rize’de, Erdoğan’ın memleketinde.

 ‘Erdoğan, ailesi ile birlikte Rize’de kendi memleketinde emekli bir Cumhurbaşkanı olarak mutlu ve mesut bir şekilde yaşayacak’
İlginç bir taahhüt… ‘’

 MİLLET İTTİFAKI BAŞARMAK ZORUNDA

‘’Yıl 2018.
Gün geldi devran döndü.
Maalesef konunun bir noktasında haklı çıktılar.
Çünkü artık Gazi Mustafa Kemal ve onun yolunda gidenler 10 Kasım 38’den beri yoktu karşılarında.
Ve ne yazık ki, saat 9’u 6 geçeden itibaren, elleri yeniden yakamızda, hatta gırtlağımızda… ‘’

 KARDEŞLERİM! BİZİM BİZE ETTİĞİNİ KİMSE ETMİYOR… 

‘’ Kardeşlerim;
Bizim, bize ettiğimizi başka kimse etmiyor.
Ortada bir gerçek var ki, vatan ve millet, günbegün  kan kaybediyor.

Dost acı söylermiş de, bu millet akıllanmıyor… ‘’

VAH ÜLKEM VAH. VAH TSK… 

‘’ Sorular :

  1. Türk Silahlı Kuvvetlerinin varlık sebebi nedir?
  2. Türk Silahlı Kuvvetleri görev emrini son tahlilde hangi tüzel kişilikten alır?
  3. Türk Silahlı Kuvvetleri kimin emrindedir?
  4. Atatürk’ün kullandığı ‘’ Millet Meclisi Orduları’’ tabiri ne anlama gelmektedir. ‘’

SİZDEN ALA DIŞ GÜÇ MÜ OLUR?

‘’ En gündemde, en revaçta olan ve her zaman da kullanımı pek revaçta bir yalan var:
Dış güçler.
Pes arkadaş, pes yurttaş, gerçekten pes.
Bu ne pişkinlik, bu ne yalana batmak… ‘’

24 HAZİRANA DOĞRU TÜRKİYELİLEŞMEK 

‘’ Türkiyelileşmek…
Türk Ulus devleti için ne kadar  tehlikeli bir söylem… ‘’

 

VAKİT TÜRK ULUSU İÇİN, VAKİT BU MİLLET İÇİN İMTİHAN VAKTİ 

‘’ Ne diyelim.

Hanımlar beyler, yurt yapacağız, okul yapacağız demiyorlar.

Herkes ektiğini biçecek, herkes yediğini, içtiğini ödeyecek.

Kimilerine göre çay ve kek, bizlere göre de vakit, ulusal egemenlik vakti.

Millet egemenliğine kabus gibi çöken 24 Haziran kapıda.

Vakit Türk ulusu için, vakit bu millet için bir imtihan vakti… ‘’

 

YA YUTACAKSIN SEVR OLTASINI, YA DA KOPARIP ATACAKSIN 1919 RUHUYLA 

‘’ Oltaya yakalanmış bir balığın yeme ihtiyacı yoktur ama;
Yarın bir kez daha zoka  önündesin. Ya Atatürk Cumhuriyeti, ya da tek adam kulluğuna.
Ya yutacaksın Sevr oltasını, ya da koparıp atacaksın 1919 ruhuyla… ‘’

 24 HAZİRAN GECESİ NE OLDU TANE TANE ANLATACAĞIM

 ‘’ Komşu komşu hu /
Liderlerin geldi mi /
Geldi /
Ne getirdiler/
2. tura geçtiğimizi/
Kime kime /
Sana bana /
Başka kime /
Ortaya, orta yere /
Liderler nerde /
Sırra kadem bastı/
Kadem nerde /
2. tur kesti /
2. tur nerde /
AA İçti /
AA nerede /
Saraya kaçtı /
Saray nerde /
Pompalı, tabancalı, av tüfekli sokağa çıktı, türbanlı bacılar  boş meydanlarda ileri demokrasiyi kutladı… ‘’

MUSTAFA KEMAL AKLI İLE DÜŞÜNMEK 

‘’ Sözü kurmay aklıyla başlamıştık, o tavsiye ile bitirelim sevgili dostlar.
Mevcut durum:
Yenilgi.
Taktik hedef:
Hep birlikte mücadele.
Stratejik hedef:
Galibiyet… ‘’

KARŞINIZDAYIZ!

‘’ Adı mı?
Adlandıralım mı?
Adı, adı batasıca istikrar…’’

 17 AĞUSTOS: SESİMİ DUYAN VAR MI? 

‘’ Onca acı yaşanmışken, onca acı hatıra ve gebeyse yeni acı tecrübelere bakıldığında ” Hala sesimi duymazdan geliyorsunuz ” diye haykırıyor DOĞA ANA ! ‘’

NE SAĞDAN NE SOLDAN, MUSTAFA KEMAL PAŞA’NIN YOLUNDAN!

 ‘’ Kürek mahkumcu düzenlerde, millet olman gelmez işlerine, ümmet demek isterler adına,
taşerona köledir  aslı astarı da… ‘’

YAZIK OLUYOR ATATÜRK TÜRKİYESİ’NE 

‘’ Bir karınca azmi ve bir arı telaşıyla yazıyor, çiziyor, konuşuyoruz.
Ne için?
Hepimiz için.
Yurdun, yurttaşın tüm katmanları için.
Adını kimse söylemiyor da, Türk Milleti için… ‘’

EY  AHALİ! KOŞUN, KOŞUN! BU ODUR, KEMAL’İMİZ GELDİ! 

‘’ Mustafa Kemal koyu bir güneş gözlüğü taktığı için tanınmaz. Orada bulunan bir ihtiyar, koynundan bir resim çıkarır, bir kaç kere önce resme, sonra Mustafa Kemal’e bakar. Mustafa Kemal gözlüğünü alnına doğru kaldırınca ihtiyar daha yakına yanaşır ve daha dikkatli bakar.

Birdenbire yüzünün rengi değişir, her yanı titreyerek, “Bu sensin, bu!”diye bağırır. Sonra orada bulunanlara dönerek, haykıra haykıra “Ey ahali koşun, koşun! Bu odur, Kemalimiz geldi!” der… ‘’

İÇ TEHDİDİ TEŞHİS ETMEK ZORUNDAYIZ!

‘’ İç tehdidi teşhis etmek zorundayız.
Lafı uzatmayalım, eveleyip gevelemeyelim, tehdit iç cephede… ‘’

O TAHTA KURULARI DA DIŞ GÜÇLERİN OLAYI MI?

 ”İşçi kardeşim!

Bir toplum bu noktada uyanır mı?
Bu toplum artık derin uykularından uyanır da, yaşadıklarının hesabını sorar mı?

Yoksa biri, yoksa birileri uçaklarına uçak, saraylarına saray eklerken, alın terini tespih yapıp şükür namazlarında firavunlarına tapar mı, yaşayıp göreceğiz… ‘’

SERİN DEVLET 

‘’ Olana bitene bir kapış bir kaptırış açısı bu.
Derin devlet bir efsane midir, değil midir bilemem amma;

Her şey birer manipülasyon muş ya, serin devlet olduğumuz kesin be kardeşlik… ‘’

HİKAYELERİMİZ SATIR ARALARINDA 

‘’ Doğrunun ve yalanın birer karışımıyız.
Tercih ve şansın.
Kar ve zararın… ‘’

YAZI EMEKÇİLERİNİN KISA HİKAYESİDİR 

‘’ Bir selamlamadır her satır. Alınır ya da alınmayabilir. Fikirler verir ve yeni fikirlerin ortaya çıkmasına neden olabilir… ‘’

GÖBEK ADIN BAHTİYAR, İSMİN DE MESUT 

‘’ Mekanı cennet sevgilimiz Zeki Müren!

Bir gün buluşacağız elbet, bu böyle yarım kalmayacak, sevdiklerimize selam ilet,  ruhun şad olsun… ‘’

PRUVANIZ NETA, DENİZLERİNİZ SAKİN OLSUN! 

“ ‘Efendiler!
Hudutlarının mühim ve büyük aksamı deniz olan Türk Devleti’nin Donanması da mühim ve büyük olmak gerektir. O zaman Türkiye Cumhuriyeti daha müsterih ve emin olacaktır.’
İşte rota… ‘’

ALIN TERİNİZ İLE ABDEST ALIYORLAR 

‘’ Şimdi her yer, şimdi herkes sapır sapır dökülüyor. Kimi çocuğuna alamadığı bir pantolonu boynuna geçirip intihar ediyor, kimi kendini yakıyor, hakkınızı arayın dediklerimiz de tahta kuruları içinde feryat figan ediyor… ‘’

GÜNLERİN GAZİ PAŞA’NIN SAMSUN’A  ÇIKTIĞI GÜNLERE BENZEMESİ AN MESELESİDİR 

‘’ Ve yıl 2018.
Bir oraya, bir buraya savruluyoruz.
Nedenleri belli de, sonuçlarını hep birlikte yaşıyoruz. Gazi Paşa’nın dünyaya gözlerini kapadığı andan itibaren, gözlerimizi kapatıp da,  kör bir akılla baktığımız dünyaya, aynı acı bedellerin ödeme zamanının geldiğinin farkındayız.
Yavaş yavaş da ödüyoruz, sancılıyız… ‘’

UMARIM SON DÜDÜĞÜ ÇALAN TÜRK ULUSU OLUR 

‘’ Türk milleti kendi öz yurdunda kurgulanan ve oynanan bu oyunu görmek zorunda. Türk milleti,  doğusundan, batısına bir ve beraberce bu oyuna dur demek zorunda… ‘’

ATATÜRK’Ü PAZAR TEZGAHINA DÖKEMEZSİN ARKADAŞ! 

‘’ Din tüccarlığını fark ettiniz de, Atatürk tacirliğini hala fark edemediniz… ‘’

MÜTAREKE MEDYASI: TAM YERİNE RAST GELDİ MANZARA KOYDUK 

‘’ Neredeyse mütareke medyasında;
Terörist Bronson
Ajan Bronson
Casus Branson’dan,  nur yüzlü Branson’a kadar dönüşebilecek bir kulluk bu.
Çünkü saray ve saltanat onlara şah damarları kadar yakın ve ceplerinden bağlılar…’’

MÜTAREKE MEDYASININ SARAY SAHNELERİNDE ROL KESMEYİN! 

‘’ Kurguyu görmüyor musunuz?
Kurgunun bir parçası olmuyor musunuz?
Nedir topluma faydası, boyunuzu posunuzu karşı siperde göstermekten başka? ‘’

SENSİN SORUMLUSU, EY YURDUM İNSANI! 

‘’ Bir ulus kendi öz varlığından kendi isteğiyle vazgeçiyor.
En azından bir bölümü;

Seçim, sandık, parti, şu, bu hikayedir artık bu maskeli baloda.
Bu ahval ve şerait,  tarihi tekerrürün son perdesidir artık… ‘’

ATATÜRK BUGÜNLERİ İYİ Kİ GÖRMEDİ 

‘’ Önceki günlerde, anne yanıyorum diye bağıramıyordu bile iki Mehmet.
İki gün önce de, anne donuyorum da diyemediler belki de.

Sarayların ışıkları yanar mı?
Sıcak mıdır suları çeşmelerinden?
Maşallah, inşallah, şakşakcısı, şükürcüsü de tamam ise eğer, dün yanarlar, bugün donarlar, bedelli değil, bedelini ödemişlerdir bu memlekete… ‘’

ATATÜRK, KİMİN ATATÜRK’ÜDÜR? 

‘’ Sorumuza dönersek yeniden ve Atatürk kimlerin Atatürk’üdür diye sorarsak eğer;
Cevabı bir kaç kelime, cevabı tek bir cümle:

 Atatürk; O’nu anlayanlarındır! ‘’

ATATÜRK’E KÜFREDENLERE KÜFREDİYORUM! 

‘’ Atatürk Cumhuriyeti ile bitmemiş hesapları, kapanmamış defterleri var farkındayız. Maskelerine de sığamaz olmuşlar, dar geliyor kinleri, bilenmiş,  görevlendirilmişler, her fırsatta çullanıyorlar üzerine üzerine… ‘’

SEN YİNE SAATİ SOR PAŞAM! 

‘’ Başını eğme paşam sen
eğdirmeyiz başını
bu sefer kaldığı yerden
9 Eylülden

zaman tandır
sen yine saati sor Paşam
üç diyelim hep beraber Kocatepe’den… ‘’

TEK ADAM VE SÖZDE MUHALEFET ŞERBET Mİ ŞERBET, HAYDİ HAYIRLI SEYİRLER 

‘’ Lafı uzatmayalım;
Cumhuriyet iki numara büyük geldi bu halka.
Bizdeki siyasetçiler de ise cuk oturmuş, maskeye de gerek yok hani adeta maskesiz bir kumpanya… ‘’

GÜÇ VE KARAR 

‘’ Tarihin izlerinden bugünlere, insanlık tarihi üzerinde güç ve karar denince akla gelen ve hala yaşayan isimdir Mustafa Kemal.
Kavga onunladır.
Siperler onun orduları için kazılır.
Dışarıda ve içeride hesaplaşma onun istiklali tam Cumhuriyeti iledir… ‘’

KADINA BACAKLARI ARASINDAN BAKANLAR 

‘’ Adı yok dediler kadınlarımız için bu memlekette. Adı yok dedirttiler. Saçını günah, aklını yetersiz gördüler. “İki adım geriden gel” demeleri de an meselesi, görünce, duyunca, başına gelince de, şaşıp kalmayacaksın… ‘’

DÜNYA MİSAFİRLERİNİN DİKKATİNE! 

‘’ Dünya misafirleri neyi paylaşamıyor?
Dünya misafirleri neden paylaşamıyor düşününce?
Alın size bir iki soru.
Düşününce başlıyor cevaplar, cevaplar düşünebilmenin gücünde… ‘’

CUMHURİYETİN CAHİLİYE DEVRİ 

‘’ Cumhuriyetin cahiliye devrinde kendimizce sesler alıp, sesler veriyoruz, bu devir yer ile yeksan olsun diye… ‘’

GÜNÜN MODA İFADESİ İLE ”BURASI ÇOK ÖNEMLİ” 

‘’ En azından bu tehlikenin farkında olan Cumhuriyetin cumhuru anayasanın ilk dört maddesi için direniyor.

Geriye kalan mı?

Günün moda ifadesi ile ”BURASI ÇOK ÖNEMLİ!”

Şükür namazlarında ekmek şarap ayini.

Yarınları da birlikte göreceğiz, neylersin… ‘’

METİN OL, METİN AĞABEY… 

‘’ Bizler de metin olmaya çalışıyoruz herkes gibi her şeye.
Türk yurdu Türkiye’nin adı değişsin dediler. Türk diye bir ırk yoktur bile dediler. Türküm demek ırkçılıkmış Metin ağabey, öz yurdumuz, öz kimliğimiz ile ırkçı olmuşuz iyi mi? ‘’

BENİM PENCEREMDEN 

‘’ Uyanık olmak lazım!
Bizi bize düşüren bu oyun ve oyuncularına karşı hür düşünce ve hür vicdanlar ile uyanık olmak lazım.

Benim penceremden yaşanılanlar böyle gözüküyor. Sizler de pencerelerinizi açık tutun, fikri hür vicdanı hür yurttaş hassasiyeti ile.
Yoksa,  yoksa her şey nafile… ‘’

Bugün 2018 yılının son günü sevgili dostlar.

Her yazımın sonundaki satırlar ile selamlayacağım sizleri.

Yeni satırlarda görüşmek üzere…

 

Atatürk ile kalın.

Selam İle…

Cem Ayaz

 

Parlamento Haber/Korku yok!

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

Cem Ayaz
Cem Ayaz Yazar, Emekli Deniz Astsubayı. 1969 İzmir doğumludur. İlk ve orta öğrenimini İzmir’de, yükseköğrenimini de 1989 yılında deniz astsubay meslek yüksekokulunda(o zamanki adı Astsubay Sınıf Okulu ) ve daha sonra da Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Programı’na devam ederek tamamlamıştır. Deniz kuvvetleri komutanlığında, yurtiçi ve yurtdışında 28 yıl seyrüsefer branşında çeşitli kadrolarda, personel, amir, birlik komutanı olarak görev yapmış ve 2012 yılında istekle emekliye ayrılmıştır. Yaklaşık 20 yıldır edebiyat ile iç içe bir yaşam sürmekte, çeşitli internet sitelerinde yüz elliye yakın şiir, makale çalışmaları yayınlanmakta olup edebiyat dünyasının önemli isimleri tarafından da şiir ve deneme türünde deniz ve denizcilik konularında birincilik ödüllerine layık görülmüştür. Çalışma hayatına katılım aşamasında, üretime ve eğitime verdiği önemle, Arel Üniversitesi, Mektebim eğitim kurumları gibi eğitim kurumlarında idari işler müdürü olarak görev yapmıştır. Şubat 2018’de Ulak Yayınlarından ‘’Vatan Kaderine Terk Edilemez’’ adlı ilk kitabı yayınlanmıştır. parlamentohaber.com’da haber müdürlüğü görevinde bulunmuştur.

"Ne Mutlu Türküm Diyene" Spotify ve iTunes da Yayında!

"NE MUTLU TÜRKÜM DİYORUZ"

PH ANDROİD UYGULAMASI

PARLAMENTO HABER Android Uygulaması

En güncel haberlere PARLAMENTO HABER ile ulaşın

Canlı bildirim özelliği ile son dakika haberlerini kaçırmayın!

Google Play'den alın