ŞEHİR HASTANELERİNDE DENETİM SKANDALI

Yayınlama: 31.10.2019
6
A+
A-
1950 yılında doğdu. Mersin İleri İlkokulu ve Mersin Ticaret Lisesinden sonra 1971 yılında Adana İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi İşletme bölümünden mezun oldu. Özel teşebbüste üretim planlama, pazarlama ve muhasebe departmanlarında görev yaptı. 1976 yılında Mersin’de Serbest Muhasebeci Mali Müşavir olarak çalışmaya başladı. Mali Müşavir ve Muhasebeciler Birliği Dernek çalışmalarında bulundu. 1990-1998 döneminde Mersin Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Başkanlığı görevini üstlendi. Mersin Üniversitesi Geliştirme Vakfı (MÜGEV), Mersin İdman Yurdu Spor ve Eğitim Vakfı (MİYSEV) ve Mali Müşavirler Eğitim Vakfı (MEV) kurucu üyesi oldu. Mersin Atatürkçü Düşünce Derneği, Mersin Tüccar Kulübü, Mersin Tenis Kulübü, Mersin Briç Spor Kulübü, Mersin Temiz Toplum Derneği, İçel Sanat Kulübü, Mersin İdman Yurdu Spor Kulübü, Mersin Kuvayı Milliye Spor Kulübü, SODEV, Mersin Ticaret Liseliler Derneği, Türkiye Muhasebe Uzmanları Derneği, Galatasaray Spor Kulübü, Yenişehir Briç Spor Kulübü ve 1972 yılından itibaren Cumhuriyet Halk Partisi üyesi. 2013 yılından beri de Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Meclis üyeliği görevini yürütmekte. Gazeteci-Yazarlığa devam ediyor. “Konular ve Görüşler” ile “Sözün Bittiği Yerdeyiz” isimli, İhracat Sektöründe Tekdüzen Muhasebe ve Kambiyo, Serbest Bölgeler, Maliyet Muhasebesi, Dış Ticaret İşlemlerinde Tekdüzen Muhasebe ve Kambiyo, İnşaat Sektöründe Tekdüzen Muhasebe ve Yapı Kooperatifleri konulu kitaplarım yayımlandı. Adana Yeminli Mali Müşavirler Odası üyesi üyesiyim. Halen Yeminli Mali Müşavir olarak Mersin’de faaliyet göstermekte. 1998-2008 döneminde TÜRMOB ve TESMER’de Yönetim Kurulu Üyeliği yaptı. Evli ve Barış, Serdar ve Murat adlarında üç çocuk babası.

    Şehir hastaneleri projelerinin Sayıştay tarafından denetlenemediği ortaya çıktı. Şehir hastanelerinin ihale dokümanları ve sözleşmelerine ulaşamayan Sayıştay birimleri, ulaşabildiği yönetim ve işletmeye dair belgelerle, üzerinde ıslak imza bulunmayan sözleşme metinleri üzerinden denetim sürecini bitirebildi.

    Tespitler şöyle:

    Sağlık Bakanlığı, yetkisi olmadığı halde, hastaneleri yapan firmaların kullandığı kredilerin anapara, faiz vb. giderlerini üstlenme taahhüdünde bulundu ve bunu tablolara yansıtmadı.
    Hizmete giren hastanelere ilişkin muhasebe kayıtları mevzuata uygun tutulmadığı için oluşan borç gizlendi.

    Sözleşme imzalanan şehir hastanelerinden bazılarına yapılan ödemeler muhasebe sisteminde izlemediği için kayıt dışı kaldı.

    Yap-kirala-devret modeli ile yapılan hastaneler için şirketlere taahhüt edilen talep garantisi gizlendi.
    Sözleşme kapsamında şirketler tarafından hastaneye teslim edilen cerrahi setlerin bir bölümünün kullanımı mümkün değil. Bir kısmı ise sağlık personeli tarafından uygun kalite bulunmaması nedeniyle kullanılmıyor.

    Kapanan hastanelerden çok sayıda tıbbi cihaz şehir hastanelerine getirildi.
    Doğrudan sağlık hizmeti ile ilgili bölümlerin hastaneler açıldıktan sonra da yapım işleri devam etti.
    Hastaneler lisans, izin ve raporlar olmadan hizmete açılırken, şirketler kendileri için ticari alanlar inşa etti.

    Şehir hastaneleri ile kuşaklar arası refah aktarımı yapılıyor. Çocuklarımıza ekstra yük olacak 8 sekiz şehir hastanesi için ayrılan ödenek Sağlık Bakanlığı’nın bütçesinin yüzde 13’üne denk geliyor. 20 şehir hastanesi faaliyete geçtiğinde bu oran yüzde 45’e, ihalesi yapılacak 10 şehir hastanesi bittiğinde yüzde 64’e çıkacak. Tüm sürecin gizemli bir şekilde devam etmesi endişeleri artırıyor.

    Şirketlere çok büyük tutarlarda sunulan mali avantajlar yetmezmiş gibi, 2013 yılında yayınlanan bir torba yasaya eklenen bir maddeyle kredi kullanan şirketlerin bütün borç yükümlülüğü, herhangi bir risk durumuna karşı, faiziyle birlikte Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından üstlenildi.

    Sonuç olarak, şehir hastanesi denilince aklımıza gelen ilk iki kelime haksız kazanç ve israf oluyor.

    Ahmet Akın

    Türkiye'nin siyaset, medya ve gerçekçi haberlerinin yer aldığı haber portalı