SON DAKİKA

YETENEĞİ KEŞFETMEDEKİ YETENEKSİZLİĞİMİZ

Bu haber 20 Temmuz 2019 - 0:15 'de eklendi. 129Son Güncelleme20 Temmuz 2019 - 02:19

Almanya, bu ülkede yaşayan 1 milyon 600 bin Türk arasından bir Mesut Özil çıkarıp dünya futboluna hediye ederken, biz 82 milyon içerisinden bir diğer Mesut  çıkaramıyoruz.

Yapabildiğimiz tek şey, Mesut’un nikah şahitliği ve kaç çocuk yapmaları gerektiği konusundaki tavsiyeden ibaret.

Yıldız diye manşetlere taşıdığımız yerli ve milli isimler mi?

Onlar yakın arkadaşlarının hanımına sarkıntılık etmek ve silahla hastane basmakla veya gazeteci dövmekle meşgul.

Milli takımın oynadığı son maçlarda görev alan futbolcuların yaklaşık 1/3 ü yurtdışında yetişmiş sporcular.

İlk sırayı yine Almanya  8 futbolcu ile alıyor. Hakan Çalhanoğlu, Cenk Tosun, Kaan Ayhan, Kenan Karaman, Hasan Ali Kaldırım, Nazim Sangare, Yunus Mallı, Güven Yalçın…

Hollanda  üç futbolcu ile ikinci sırada. Oğuzhan Özyakup, Ömer Bayram, Deniz Türüç…

Son maçlarda görev almamakla birlikte zaman zaman milli görevi üstlenen gurbetçi sporcularımızdan Emre Akbaba ve  Serdar Gürler Fransa, Mert Müldür ve Tarkan Serbest Avusturya doğumlu.

Bunun bir tesadüf olduğu söylenemeyeceğine göre, yetenekleri keşfetmede ve onları yetiştirmede beceriksiz olduğumuz kesin.

Spordan sanata geçelim.

Bir diğer dram da yetenek sınavı ile öğrenci alan konservatuvarlarda yaşanıyor.

Konservatuvar bölümü olan 20 üniversitemiz her yıl yetenek sınavı ile yüzlerce öğrenci almakta ve yine her yıl yüzlerce öğrenciyi mezun etmekte.

Mevcutların kıymetini ne kadar bildiğimiz ayrı bir konu ama kaç tane dünya çapında isim yapmış, ses ve sahne sanatçımız var bir düşünün.

İlkokulda, bir türlü 5 alamadığım müzik dersinde, notunu yükseltmenin yolunu “Çırpınırdı Karadeniz” şarkısını söyleyerek bulmuş biri olarak, 45 yıl önceki çocuğun masum sayılabilecek şark kurnazlığından çok daha grift ve kirli bir oyunun, bugünkü yetenek sınavlarda döndüğünü söylemek hiç de zor değil.

İşin en çarpık ve gayri ahlaki yanı, konservatuvarların  sınav jurisinde görev alan isimlerin aynı zamanda bu sınavlara yönelik eğitim veren özel kurslarda da eğitmen olarak görev alamları veya özel olarak ders vermeleri.

Her yıl binlerce genç, avuç dolusu para ve aylar süren emek harcıyor bu sınavlar için. Sonra yeteneklerine göre değil, büyük ölçüde ders aldıkları hoca veya devam ettikleri özel kursların isimleri itibariyle yarışıyorlar juri önünde.

Bu yıl Ankara’da en erkenci üniversite Bilken Üniversitesi idi ve geçtiğimiz günlerde yetenek sınavını tamamlayarak 22 öğrenciye kabul verdi.

Geçtiğimiz yıl sınav şaibeleri ile ismi anılan ve juride görev alan öğretim üyelerinin topluca istifa ettiği üniversitenin, bu yılki sınavında da tuhaf şeylerden bahsediliyor.

Sınavı kazanan öğrencilerin ağırlıklı olarak juri üyelerinin yakın olduğu kurslardan olması, bir juri üyesinin sınav devam ederken sınavı terketmesi ancak sınav sonuç tutanağında imzasının olması sınav sonuçları üzerine koca bir gölge düşürmekte.

Sırada diğer üniversitelerin sınavları var.

Peşin hükümlü olmak doğru değil elbette ama bu hastalıklı sistemden sağlıklı bir sonuç beklemek çok zor…

Biz yetenekli milletiz aslında.

Ama bu yeteneği doğru şeyler için değil, işi kılıfına uydurmak için kullanıyoruz.

Ve  malesef hep birlikte kaybediyoruz.

Mehmet Akif Bahadır

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

Mehmet Akif Bahadır
Mehmet Akif Bahadır[email protected]
1965 Pınarbaşı/Kayseri doğumlu. 1982 Kayseri Lisesi, 1986 Atatürk Üni. Ziraat Fakültesi mezunu. Nebraska Üni./ABD de master yaptı. 1987 yılında Mühendis olarak başladığı meslek hayatını Başmüfettiş olarak 2015 yılında noktaladı. Denetim anılarını topladığı “Aklımda Kalanlar” isimli bir bloğu bulunmaktadır.

"Ne Mutlu Türküm Diyene" Spotify ve iTunes da Yayında!

"NE MUTLU TÜRKÜM DİYORUZ"

PH ANDROİD UYGULAMASI

PARLAMENTO HABER Android Uygulaması

En güncel haberlere PARLAMENTO HABER ile ulaşın

Canlı bildirim özelliği ile son dakika haberlerini kaçırmayın!

Google Play'den alın