Bu kez başka bir televizyon kanalından arandım.
Hem ATATÜRK YILI ile ilgili çalışmalarımla,
Hem de bu yılda yayımladığım ve yayımlayacağım kitaplarımla ilgili sığaya çekildim.
Anlattım:
Büyük ATATÜRK’ün 16 Mayıs’ta İstanbul’dan kalkıp Samsun’a gelen gemide 18 kişinin bulunduğunu,
Bu geminin 1890’da Panderma adıyla İskoçya’da yapıldığını,
Ancak şu anda Samsun’da konuşlanmış olan geminin bu gemi olmayıp aslına uygun olduğunu (yeniden yapıldığını),
Zamanın Samsun Valisi Saın Metin İlyas Aksoy ve başta muhterem eşleri Olcay Hanım olduğu halde kızağa koyup yapıldığnı,
Ölçülerinin ancak geminin sigorta edildiği kurumdan temin edildiğini,
Gemiciler odasının yetkililerince aslına uygun olara yapıldığını (Onlardan destek alındığını),
Geminin 1999’da 450 tiriyon liraya ihale edildiğini,
İhaleyi daha sonra açlıktan ölen (sigorta emeklisi olarak) tersane sahibi Çetin TAŞKIN’ın aldığını,
ATATÜRK’le gelen 18 kişini mumyalarının halen Eskişehir Büyüşehir Belediye Başkanı Sayın Prof. Dr. Yılmaz BÜYÜKERŞEN tarafından yapıldığını,
Daha sonra ATATÜRK’le gelen bu 18 kişinin en yakınlarının Samsun’a çağırıldığını ve ağırlandıklarını söyleyerek devam ettim (Olcay Hanım’a bir kez daha teşekkür ederim).
Neden mi?
Amacım halen sağlam olup, sadece bir motor ve mürettebata ihiyaç olan bu geminin her yıl 16 Mayıs’ta İstanbul’dan kalkıp Samsun’a gelmesi,
Yetmez,
Üç tarafı denizlerle çevrili güzel ülkemizin Büyük Kahramanı ile tanınan bu geminin diğer zamanlarında sürekli ülkemizin etrafında,
Her ile uğrayarak,
Sadece masrafları karşılayacak kadar temsili bir paraya,
Ve Büyük ATATÜRK’ün bu seyahat sırasında yediklerin aynısını yiyerek dolaşmasını önerdim.
Daha doğrusu zaten sürekli anlatıyordum.
Bir kez de bu kanalın sayın yetkilisine anlattım.
Ama en önemli sorunu da sona bıraktım.
O da geminin limanlara uğraması sırasında ödemesi gereken para.
Devletimizden beklediğim “Kamu Yararı” diyerek bu yüklü paranın alınmamasını sağlamaktır.
Büyük Türk milleti bunu yapabilir miyiz?
Alaeddin Usta