Aklı başında olan herkes bilir ki ülkelerde gündemi genellikle siyasi iradeler belirler.
Düne kadar Türkiye’de de öyle idi.
Bir iktidar vardı,
Bir de muhalefet.
Şimdi saflar sıklaşınca, iktidar da muhalefet de neredeyse kendilerine yakın partilerle birleştiler gibi.
Zira özellikle iktidarın ortağının yalnız tabelası var.
Kaldı ki “kankaya” toz kondurmak dahi yok.
Düşünüyorum da;
Anayasa profesörü ve halen de TBMM Başkanı’nın yanında Siyasi İrade’nin başı; İstanbul’daki kendi adayları için “Neden istifa edecek. O da nerden çıktı” anlamına gelen sözler söylemişti.
Şimdi de o makamda kendisi oturuyor.
Ama İstanbul Belediye Başkan adayı istifa etti.
Acaba TBMM Başkanı ne düşünüyor merak ediyorum.
Şimdilerde de AKP İstanbul Belediye Başkan adayı ki;
Bakanlık yapmış,
Başbakanlık yapmış,
TBMM Başkanlığı yapmış biridir.
Ekrana çıkıyor ve “Sandık kurulu başkanı oy kullanmaya gelen kişiye şöyle bir bakıyor, ya badem bıyıklı ya da örtülü değilse ona Büyükşehir Belediye Başkanlığı oy pusulasını vermiyor.” Diyor.
Gülecek karga bulamadım. Kara karga, saksağan dâhil.
Hitap ettiği kişilerle alay ediyor desem onlara yazık,
Kafası basmıyor desem daha önce işgal ettiği o makamlara yazık.
Sanki o sandıkta kendi temsilcileri yok da,
Sanki o sandıkta CHP temsilcisi yok da,
Sanki o sandıkta İyi Parti temsilcisi yok da,
Sanki o andıkta MHP temsilcisi yok da,
Sanki o sandıkta HDP temsilcisi yok da,
Sanki o sandıkta Saadet Partisi temsilcisi yok da,
Sanki o sandıkta başka adayların temsilcisi yok da yahut tüm bu insanlar bir dakikalığına başka yere ışınlandılar da bu sahtekârlık yapılmış gibi.
AKP’n İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı büyücü mü yoksa sandık kurullarının sorumlularının böyle bir özelliği mi var da biz bilmiyoruz.
Bir de her yere şöyle bir bilgi pompalamada mahirler.
“Sandık kurulu başkanlarının hepsi İş bankası personeli diye.”
Yahu bu sandık kurullarını İmamoğlu ve temsil ettiği parti mi atadı? Yoksa AKP mi?
Ayıp,
Yazık ve
Günah. Tabi bilene.
Alaeddin Usta