Hükümet ‘gündemde yok’ dese de, ‘baskın’ seçim hâlâ tartışılan konular arasındaki yerini koruyor. Referandumdaki madde,

YAŞAR AYDIN / [email protected]
@yasaraydinnn
Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun “Erken değil baskın seçim” açıklaması ile gözler bir kez daha Erdoğan’a çevrildi. Hükümet yetkilileri her seferinde “gündemimizde yok” deseler de seçim tartışması sönümlenecek gibi görünmüyor.
Erken seçim gündeminin siyasi partilere yansımasına geçmeden hukuki duruma ilişkin birkaç konuya dikkat çekmek gerekiyor.
Referandumda kapı açık bırakıldı
Anayasa’nın 67. Maddesinin son fıkrası “Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz” diyor. Eğer bu maddeye 16 Nisan Referandumu’nda “bir kerelik” bir müdahale yapılmasaydı 2017 ve 2018 yılı içinde bir seçim neredeyse imkânsız anlamına gelecekti.
Ama referandumda şöyle bir düzenleme yapıldı: “Anayasa’nın 67’nci Maddesinin son fıkrası hükmü, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra birlikte yapılacak ilk milletvekili genel seçimi ile Cumhurbaşkanlığı seçimi bakımından uygulanmaz.” Yani seçim yasaları ve siyasi partiler yasalarını değiştirerek seçime gitmek isteyen iktidar için bir engel kalmadı. Bu madde açık biçimde gösteriyor ki, Erdoğan için erken ya da baskın seçim hiç gündemden düşmemiş.
Başbakan habersiz
“Erdoğan’ın gündemi” diyoruz çünkü AKP’nin hatta Başbakan’ın bile konu ile ilgili çok fazla bilgisi yok gibi. Referandum sürecinde Başbakan Binali Yıldırım’a gazeteci Muharrem Sarıkaya “Madem 2019’da seçim olacak, siz bu maddeyi de değiştirdiniz, geçici maddeyle kaldırdınız. Buna neden gerek duydunuz?” diye sordu. Yıldırım, önce kaçamak yanıt verdi, sonra da “Öyle olmaması gerekir” diye bir şeyler mırıldandı. Çok açık ki bu madde, bir erken seçim gerekliliği üzerinden Saray’da hazırlandı, değişikliğe kondu. O yüzden bugünlerde AKP ya da hükümet yetkililerinin “seçim gündemimizde yok” açıklamalarına çok fazla itibar edilmiyor.
Boş yere konulmadı
16 Nisan’da yapılan referandumda oylanan değişiklik paketine iliştirilen geçici madde Çehov’un, tiyatro oyunlarında kurala dönüşmüş “Birinci sahnede silah varsa oyunun sonunda mutlaka patlar” sözünü hatırlatıyor. Erdoğan’ı bilen herkesin ortak düşüncesi de bu yönde: “Bu madde boş yere konulmuş olamaz.”
Geçici madde, partili cumhurbaşkanlığı, olağan kongre beklenilmeden AKP’de olağanüstü kongre ile yaşanan başkanlık değişimi, mitingler, ekonomik ve siyasal anlamda güç toplanabilecek yurtdışı gezileri alt alta yazıldığında neredeyse tek sonuç çıkıyor, o da erken seçim.
Seçime kim hazır değil?
Ankara’da erken ya da baskın seçim ihtimalini uzak gören çok sayıda siyasetçi ve gazeteci de var. Temel gerekçeleri de AKP’nin henüz seçime hazır olmadığı. Kendi içlerinde örgütsel, ülkeye dair de ekonomik ve siyasal alanda bir dizi hazırlıktan sonra seçimi düşünebilecekleri yönünde düşünce hakim. Kuşkusuz haklılık payları var ve söylenildiği gibi Erdoğan için ‘tam zamanı’ olmayabilir.
Ama Ankara’da görülen tek gerçek fotoğraf bu değil. Muhalefet cephesinde de işlerin çok iyi olmadığını söyleyebiliriz. Örgütü dağıtılmış, tabanı yorulmuş, politik olarak çıkış arayan bir HDP, henüz partisini bile kuramamış Akşener ve Adalet Yürüyüşü’nün başarısına rağmen etki alanı kendi seçmeninin çok üstüne çıkamamış bir CHP var. Yani yükselme emaresi gösteren ama zamana ihtiyacı olan bir muhalefet var.
Erdoğan, partisi ile birlikte irtifa kaybettiğinin farkında. Muhalefetin toparlanma eğilimini de görüyor. Tüm bunlar eklenince “AKP için doğru zaman değil” söyleminin o kadar da gerçekçi olmadığı görülebilir.
Son bir ayda üçüncü kez erken seçim yazısı yazıyoruz. Her geçen gün, her yaşanan olay erken bir seçimin olma ihtimalini daha çok artırıyor.