SON DAKİKA

Dur bakalım ne olacak* siyaseti

“Dur bakalım ne olacak?” siyasetinin sonu tıpkı Aziz Nesin’in hikâyesi gibi “Merak edecek bir şey yokmuş” diye bitebilir. Bu

Bu haber 05 Eylül 2017 - 9:59 'de eklendi. 105

YAŞAR AYDIN [email protected] @yasaraydinnn

Türkiye, zengini yoksulu ile genci yaşlısı, en köklü partisinden yeni kurulacak olana kadar iki sene sonra yapılması planlanan başkanlık seçimlerine kilitlenmiş durumda. Varsa yoksa 2019 seçimleri. O tarihe kadar her şey dondurulmuş. Gizemli bir anlam yüklenmiş sanki 2019 tarihine. Bir tek beklemeyen AKP Genel Başkanı Erdoğan gözüküyor. Erdoğan, ‘cambaza bak’ misali herkese 2019 anlatırken, Türkiye’yi istediği gibi inşa etmeye devam ediyor.

AKP tehlikesini çok önce fark edenlerin yıllardır söylediği, meczup muamelesi gören Ayhan Oğan’ın “yeni bir devlet kurduk” ifadesinin ne kadar doğru olduğunu ve bu nedenle aslında 2019 çağrılarının da ne kadar boşta kaldığını sadece 16 Nisan Referandumu sonrası geçen beş ay içerisinde net bir şekilde görmek mümkün. Bunun için birkaç örnek yeterli olacaktır.

»16 Nisan referandumunda YSK tavrı: Türkiye’de ilk kez bir seçime YSK eli ile seçim devam ederken müdahale edilmiştir. Seçimin sonucunu kökten değiştirecek bir müdahaledir ve AKP’nin uyarısıyla gerçekleşmiştir.

»HSYK düzenlemesi: Türkiye’nin yeniden dizayn edilmesinde yargıya önemli görev biçildi. Referandum sonucunun yansıdığı ilk alan yargı oldu. Cumhurbaşkanı karşısında eğilen Anaysa Mahkemesi Başkanı, iktidar adına muhalefet partisi ile ağız dalaşına giren Danıştay Başkanı var artık.

»Partili Başkanlığa geçiş: Erdoğan’ın acele ile yaptığı ikinci hamle partili cumhurbaşkanlığında oldu. Artık parti devleti ve onun başında tek bir isim tescillenmiş oldu.

»Meclis iç tüzüğünün değiştirilmesi: Sokaktaki muhalefeti kolluk kuvveti ile bastırmaya alışık AKP iktidarı TBMM’de de muhalefet istemiyor. Meclisi anlamsız bir yapı haline getiren iç tüzük değişikliği yine bu tarih aralığında gerçekleşti.

»Eğitimde müfredat değişikliği: MEB büyük bir gürültü ile katılımcı bir müfredat hazırlığından bahsettiğine yaşanacaklar az çok kestirilmişti. Bilimden uzak, hurafe ve hamasetle dolu bir müfredat hazırlandı. Çocuklar neredeyse tümü ile din eğitim alarak hayatlarına başlayacak.

»MEB’in İslamcı dernek ve vakıflarla işbirliği protokolü: Erdoğan’ın gençleri etkilemede başarısız olduklarını itiraf etmesinden sonra bu alana özel bir yığınak yapılıyor. MEB’in etkisinin sınırlı kalmasından endişe eden iktidar, İslamcı vakıf ve derneklerle protokoller imzalayarak ilkokullardan başlayarak eğitimin ana parçalarından biri haine geliyor.

»MİT’in KHK ile Cumhurbaşkanı’na devri: Erdoğan TBMM’de görüşülmesine ve oylanmasına dahi gerek duymadan devletin en temel birimlerinden biri olan MİT’i çıkardığı bir KHK ile kendine bağladı. Bir kaç önemli kurumun da yolda olduğu bilgisi var.

»YAŞ sürecinde yaşananlar: Ağustos ayında toplana YAŞ birçok sonucu itibari ile ilklere sahne oldu. Atamaların tamamı siyasi iktidara bağlılık esasına göre düzenlendi.

»Müftülere evlendirme etkisi: AKP iktidarı döneminde özellikle Diyanet İşleri Başkanlığı eli ile dinin toplumsal yaşamın tüm katmanlarına nüfuz etmesi sağlandı. Dini kurallar sosyal yaşamı belirler noktaya geldi. Cumhuriyet kurumları devreden çıkarıldı. Bu alandaki en önemli adımlardan biri de müftülere nikah yetkisinin verilmesi. Medeni Kanunu temelden sarsacak bu değişikliğin ekim ayında Meclis’e gelmesi bekleniyor.

»Seçim ve Siyasi Partiler Kanunu’nda değişiklik: Önümüzdeki yasama yılında TBMM’nin gündeminde olacak bir başka konu da seçim ve Siyasi Partiler Kanunu’nda yapılacak değişiklik. Erdoğan ve ekibi 2019’a giderken en kârlı olacağı seçim sistemi arayışında. Herkes maça hazırlanıyor, bu doğru. Ama görünen o ki maçın nerede ve hangi kurallarla oynanacağını sadece Erdoğan biliyor.

OHAL ve KHK devleti
Tüm bu yaşananlara yasal kılıf sağlayan ve muhalefete karşı sopa olarak kullanılan OHAL süreci mutlaka ayrı değerlendirmelidir. İlk ilan tarihi olan 20 Temmuz 2016’da “45 gün içerisinde kaldırabiliriz” denilen OHAL, artık Erdoğan ve AKP iktidarı var oldukça kalacak bir yönetim biçimi olarak görünüyor. AKP Genel Başkanı Erdoğan, ülkeyi OHAL olmadan yönetemeyeceğinin farkında. Doğal olarak önümüzdeki tüm seçimlere OHAL koşullarında hazırlanıp girilmesi muhtemel.

Merakla bekliyoruz ama
Tüm Türkiye Erdoğan’ın “kırılma noktası” olarak tanımladığı 2019 seçimlerini merakla ve umutla bekliyor. Normal tarihinde gerçekleşmesi halinde iki yılı aşkın bir sürenin olduğu bir seçimden bahsediyoruz. Erdoğan hükümeti bu süreyi kuşkusuz ki yeni devlete konulan bir tuğla olarak değerlendirecektir. Bu tuğlaların oluşturacağı duvar tüm Türkiye için 2019 seçimlerinden çok daha önemli. Hatta 2019’u bütünüyle formalite haline getirme sonucunu dahi doğurabilir. Bu nedenle “Dur bakalım ne olacak?” siyasetinin sonu tıpkı Aziz Nesin’in hikayesi gibi ama zorla, ama hile ile “merak edecek bir şey yokmuş” diye bitebilir. Tabii bu durum yeni bir yolu denemeye cesareti olanlar için geçerli değil.

*Aziz Nesin

"Ne Mutlu Türküm Diyene" Spotify ve iTunes da Yayında!

"NE MUTLU TÜRKÜM DİYORUZ"

PH ANDROİD UYGULAMASI

PARLAMENTO HABER Android Uygulaması

En güncel haberlere PARLAMENTO HABER ile ulaşın

Canlı bildirim özelliği ile son dakika haberlerini kaçırmayın!

Google Play'den alın