Türkiye-Sudan Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı AK Partili Emrullah İşler, Sudan’ın ulusal uzlaşı içerisinde içine düşmüş olduğu durumdan çıkmasını temenni ettiklerini belirterek, “Kimsenin bu çözüm sürecinde, uzlaşı sürecinde dışarıda bırakılmaması gerekir ki Sudan bir an önce huzura kavuşmuş olsun” dedi. Türkiye’nin Sudan’a destek vermeye hazır olduğunu vurgulayan İşler, Sudan’la geçmişte yapılmış anlaşmaların yeni dönemde de devam etmesini beklediklerini söyledi.

Türkiye, 30 yıl ülkeyi yöneten Devlet Başkanı Ömer el Beşir görevinden uzaklaştırıldığı Sudan’daki gelişmeleri yakından izliyor. Ankara, Sudan’daki sürecin, yönetimin sivillere iade edileceği şekilde sonuçlanacağına yönelik Askeri Geçiş Konseyi’nin taahhütlerini, memnuniyetle karşıladı. Türk Dışişleri’nden yapılan açıklamada, “Askeri Geçiş Konseyi’nin, sürecin toplumun tüm kesimlerinin iştirakiyle yürütüleceği, ülkede güvenlik ve kamu düzeninin korunacağı ve süreç sonunda yönetimin sivillere iade edileceği yönündeki taahhütleri memnuniyetle not edilmiştir. Bu sürecin süratle tamamlanması temenni edilmektedir” denildi. Ankara’nın önem verdiği Afrika ülkeleri arasında yer alan Sudan’daki gelişmeleri ve ilişkilerin geleceğini Türkiye-Sudan Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı AK Parti Ankara Milletvekili Emrullah İşler Sputnik’e değerlendirdi. AK Partli İşler’in mesajları şöyle:
Öncelikle Sudan bizim kadim dostumuz, güçlü ilişkilerimiz olan bir ülke, kardeş ve dost bir ülke. Son yıllarda ilişkilerimiz ileriye doğru çok ciddi ivme kazandı. Öncelikle bu ülkenin biran önce huzura, barışa, istikrara kavuşması bizim temennimiz. Türkiye olarak resmi açıklamalarda da bunu çok net bir şekilde görüyoruz. Doğrusu son yıllarda yaşanan bir takım ekonomik sıkıntılar ve eski yönetimin halkın beklentilerine cevap verememesi neticesinde halkın sokakları harekete geçirmesi söz konusu oldu Sudan’da. Şu an bir Askeri Geçiş Konseyi oluşturuldu. Bu Geçiş Konseyi de zaten yol haritasını deklere etti. Bu yapılan açıklamalar doğrusu bizler açısından yönetimin bu geçiş döneminin sonunda barışçıl yöntemlerle sivillere devredilecek olması önemlidir.
Bizim Türkiye olarak siyasetimiz demokrasiden, insan haklarından yana. Halkların meşru taleplerinin karşılanması politikamız var. Bu politikalar çerçevesinde Askeri Geçiş Konseyi’nin yapmış olduğu açıklamaları doğrusu önemli bulduk. Bu hususu yapmış olduğumuz Dışişleri Bakanlığı açıklamasında da kayda geçirmiş olduk. Biz temenni ederiz ki bir an önce Sudan, bir ulusal uzlaşı içerisinde, içine düşmüş olduğu bu durumdan çıkmalıdır. Özellikle Arap Baharı’ndan sonra sıkıntı, iç kaos, kargaşa yaşanan Arap ülkelerine baktığımızda Sudan’ın aynı duruma düşmemesi için bu uzlaşının olmazsa olmaz olduğunu söylememiz gerekiyor. Özellikle Libya’daki malum kaos durumu ortada, Yemen’in durumu ortada, Suriye’nin durumu ortada. Dolayısıyla Sudan’daki yöneticilerin bu ülkelerin içine düşmüş olduğu durumdan elbette ki ders çıkacağını düşünüyoruz. Yoksa ben yaptım oldu bitti gibi bir dayatma ile hareket edilirse Sudan Allah muhafaza çok daha kötü günlere gidebilir.
Ama yapılan açıklamalar ve Sudan’da sahadaki duruma da baktığımız zaman bu uzlaşının şart olduğunu görüyoruz. Yani şu an hükümeti kaybeden grubun da halk nezdinde çok ciddi karşılıkları var. Dolayısıyla kimsenin bu çözüm sürecinde, uzlaşı sürecinde dışarıda bırakılmaması gerekir ki Sudan bir an önce huzura kavuşmuş olsun. Biz Sudan’ın bu sıkıntıyı en kısa zamanda, en iyi çözüm yollarıyla atlatmasını ümit ediyoruz ve Sudan halkına esenlikler diliyoruz. Biz Türkiye olarak da elimizden gelen desteği bugüne kadar verdiğimiz gibi hükümet olarak, devlet olarak da vermeye hazırız. Geçmişte yapmış olduğumuz anlaşmaların, protokollerin de iki ülke arasında temenni ederiz ki yeni dönemde de aynı şekilde devam eder.
Evet. Biliyorsunuz uluslararası ilişkilerde genelde devlette devamlılık esastır. Zaten yeni dönemin ilk açıklamasını yapan Savunma Bakanı da bu konun altını özellikle çizmiş oldu. Biz de Türkiye olarak Sudan ile geçmişte yapmış olduğumuz anlaşmaların bu yeni dönemde de devam etmesini bekliyoruz, böyle olacağına da inanıyoruz doğrusu.