SON DAKİKA

Ankara, Trump’tan Obama gibi davranmasını asla beklememeli

Trump açıkça, ABD’nin gelen aşağılamaları tolere etmeyeceğini gösterdi. Erdoğan bunu anlamadı ve yapılan uyarıları ciddiye

Bu haber 14 Ekim 2017 - 9:26 'de eklendi. 108

ÖMÜR ŞAHİN KEYİF – WASHINGTON

Türkiye-ABD arasında bir süredir gerilen ilişkilerde patlak veren vize krizinin yankıları sürüyor. Krizin ABD tarafında nasıl algılandığını ABD’de Johns Hopkins Üniversitesi bünyesindeki Güvenlik ve Gelişim Politikaları Enstitüsü’nün kurucusu ve direktörü Dr. Svante Cornell’e ve Dış politika uzmanı Conn Hallinan’a sorduk.

Cornell’e göre vize kararının alınmasına yol açan Washington dinamiklerinin başında Başkan Trump’ın kendisi yer alıyor. Washington’ın yavaş yavaş Erdoğan’ın davranışlarına olan sabrını yitirdiğini kaydeden Cornell, ABD için ilişkileri geren unsurları şöyle sıralıyor: “Erdoğan’ın İran’ın nükleer programını savunması, Gazze’ye filo gönderilmesi, Suriye’de Ahrar-uş Şam ve Nusra gibi gruplarla iş tutulması, ABD Büyükelçisini göndermekle tehdit etmek, bir NATO ülkesinin Cumhurbaşkanı’yken ABD’ye karşı “üst akıl” gibi ifadeler kullanmak.”

Trump işleri değiştirdi
Cornell, Trump ve Obama yönetimleri arasındaki farkı şöyle anlatıyor: “Obama varken, Türkiye bu tür hareketler karşısında bedel ödemiyordu. Ancak Trump yönetimi açıkça, ABD’nin ne dosttan ne de düşmandan gelen bu tür aşağılamaları tolere etmeyeceğini ortaya koydu. Görünen o ki Erdoğan yönetimi bunu anlamadı ve Washington’dan yapılan uyarıları ciddiye almadı. Türkiye, Trump’tan Obama gibi davranmasını beklememeli.”

Çözüm için kanallar var
Cornell’e göre bu krizden iki ülke arasında bir kırılma çıkması, “Türkiye’nin tepkisine bağlı.” Öte yandan, Trump’ın BM’de Erdoğan’la verdiği pozun sorunun çözümü için yollar olduğu anlamına geldiğini söylüyor Cornell: “Her zaman Başkan ve bürokrasisi arasında bir kopukluk, bunun da belli avantajları vardır. Bürokrasi yönetimin önceliklerini yerine getirmek üzere hareket edebilir. Bu durumda, Türkiye’nin hareketlerine yeter demek için açık sinyal verildi. Ama bu sırada Trump’ın Erdoğan’la kişisel ilişki geliştirmesi sorunun çözümü için kanalların olduğu anlamına geliyor.”

Rusya alternatif olamaz
Cornell, bu krizin ardından, Rusya’nın Türkiye için ABD’nin karşısında bir alternatif olamayacağını ileri sürüyor: “Rusya retorik olarak Avrupa’nın çevresinde bir başka Batı karşıtı güç rolü oynuyor. Fakat Rusya’nın verecek parası, bilgi tabanı ve teknolojisi yok. Rusya’nın kendisi zaten düşük petrol fiyatlarından, kötü yönetim ve yolsuzluktan çekiyor, bu esnada ekonomik ve siyasi karışıklığın eşiğinde. Türkiye’nin Rusya’yla ittifakı kendini batan bir gemiye bağlamak gibi olur.”

Hallinan: Münakaşa dinecek
Dış politika uzmanı Conn Hallinan ise yaşanan krizden bir kopuş çıkmasını beklemiyor. Ona göre uzun vadede, ABD ve Türkiye’ni ortak çıkarları yönünde hareket edilecek. “Bu münakaşa dinecek” diyor Collinan; fakat Erdoğan ve Trump gibileriyle tahmin mümkün değil” diye ekliyor.

Collinan, krizi doğuran bölge dinamiklerini şöyle anlatıyor: “Emperyalistlerin farklı gündemleri olabilir. Buradaki durum da böyle. İsrail ABD’nin bölge politikalarının merkezi ayaklarından biri. Türkiye İsrail’le karşılaştırıldığında ABD’nin tüm politikalarına muhalif değil. Fakat Erdoğan Kürtler’e odaklandı. ABD Kürtleri bölgede gittikçe daha fazla dublörü olarak kullanıyor. Kürtler IŞİD’e karşı bizim hücum kıtalarımız ve Irak’ta durumu sürdürüyorlar. Aynı zamanda İran’a karşı potansiyel silah konumundalar. Fakat daha sonra İsrail referandumda Irak Kürtleri’ni destekledi ve bu da Erdoğan’ı çileden çıkardı. Türkiye aynı zamanda İran’a karşı ABD-Suudi cihadına katılma konusunda hevesli değil. Gülen meselesi var ama burada ana çekişme konularından olduğundan emin değilim. Eğer Türkiye bölgede oyuncu olmak istiyorsa, kaçınılmaz şekilde ABD ya da İsrail’e çarpacak, bu da ihtilaf demek. Örneğin Erdoğan Ruslar’a bayılmıyor, fakat Türkiye’nin Rus gazına ve petrolüne ihtiyacı var. ABD Rusya’nın Ortadoğu’dan çıkmasını istiyor fakat bu Türkiye’nin enerjiye ulaşımını engelleyebilir. Türkiye İran’ı da çok sevmiyor, fakat bu pazarları seviyor. Türkiye Suudi (ve BAE) parasını seviyor, fakat ondan yeteri kadar alamıyor. Ve Türkiye Katar’ın parasını seviyor, bu da onu Suudi Arabistan’ın ters tarafında konumlandırıyor. Aslında, bu günlerde Ortadoğu üç boyutlu bir satranç tahtası, birkaç oyuncu var ama kural yok.”

"Ne Mutlu Türküm Diyene" Spotify ve iTunes da Yayında!

"NE MUTLU TÜRKÜM DİYORUZ"

PH ANDROİD UYGULAMASI

PARLAMENTO HABER Android Uygulaması

En güncel haberlere PARLAMENTO HABER ile ulaşın

Canlı bildirim özelliği ile son dakika haberlerini kaçırmayın!

Google Play'den alın