Batılı devletler, Osmanoğlu ailesini kullanmak suretiyle Türkiye Cumhuriyeti Devletini tasfiye ederek “Federasyon temelli” yeni bir Osmanlı projesini düşlüyorsa, bunun imkansızlığını ispatlamak vazifesi elbette Cumhuriyet’i korumak ve kollamakla yükümlü olan Türk Gençliğine düşecektir.(Atatürk ve Cumhuriyete bağlılıklarını bildiren Hanedan üyelerini tenzih ettiğimizi de ayrıca belirtelim)

Osmanlı hanedanına mensup aile bireylerinin bazılarını davet etmek suretiyle düzenlenen bazı seminerlerde halen ‘’Sürgün Hanedan’’ tabirlerinin dillendirilmesi aklımıza bazı soruları getirmektedir.
Buna gerekçe olarakta 1924 yılına kadar hem Cumhurbaşkanlığı makamının hem de Halifelik makamının birlikte devam ettirildiği tezi mi ileri sürülmek istenmektedir.
Eğer bugünkü Devlet yönetimi, geçmişte Osmanlının yaptığı hatayı tekrarlayarak, Halifelik/Ümmet/Cihad gibi kavramlar üzerinden Küresel hedefler tayin etmekte ısrarcı olursa, Devlet Aklına tezat oluşturacak bir durum yaratarak, düşman odaklara ölümcül bir hamle yapma fırsatı kazandıracaklardır.
Nitekim Osmanlı İmparatorluğu bir “Devlet Aklı” ile kurulmuş olmasına rağmen, önceden belirlediği Cihanşümul hedeflerini tam anlamıyla gerçekleştiremeden, önce “Bağımsız Devlet” olma özelliğini kaybetmiş daha sonra ise bir ülke olarak dahi ayakta kalabilmek direncini gösterememiştir.