SON DAKİKA

Akdeniz ve Ege’nin Korkulu Rüyası: Helen Yayı! Leonardo Da Vinci’nin Notlarında da Var

Uzmanlar Helen Yayında 7 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeline sahip olduğunu dile getirdi.

Bu haber 05 Ekim 2021 - 18:04 'de eklendi.
Abone ol

Türkiye’nin bulunduğu coğrafya, 1500’lü yıllardan itibaren sürekli depremle sarsılıyor. Bu zamana kadar belli aralıklarda 7 ve üstü büyüklükte tam 23 Deprem meydana geldi.

Bu depremler içinde ilk akla gelenler ise; 26-27 Aralık 1939 tarihinde gerçekleşen ve 30 binden fazla insanın yaşamını yitirdiği 7.9 büyüklüğündeki Erzincan depremi, 24 Kasım 1976’da 7.4’lük Van depremi ve herkesi derinden sarsan, sanayi başkentlerini etkileyen ve büyük kayıplara neden olan 7.4 büyüklüğündeki 17 Ağustos 1999 depremi…

Özetle, sismik açıdan oldukça aktif bir ülkeyiz. Avrasya, Arap ve Afrika levhası arasında yer alıyoruz. Sınırlarımız içerisinde de Kuzey Anadolu, Doğu Anadolu ve Batı Anadolu Fay Hatları geçiyor. Bu fay hatları içinde en tehlikeli olanı ise Kuzey Anadolu Fay Hattı… Pek çok deprem bilimci bu hatta ‘büyük İstanbul depremi’ olarak adlandırılan bir deprem beklediklerini her fırsatta söylüyor.

FETHİYE KÖRFEZİ’NE DOĞRU UZANIYOR

Fakat bu fay hatları dışında Afrika Levhası’nın Ege Denizi altına daldığı alanda oluşan, aktif deprem ve volkan üreten bir tektonik alan daha var: Helen Yayı! Yunanistan’ın güneybatısındaki İyon Denizi’nden başlayıp, Girit ve Rodos’un güneyinden geçerek Fethiye Körfezi’ne doğru uzanıyor.

YAY ÜZERİNDEKİ DEPREMLER DEVAM EDİYOR

Konuyla ilgili görüşlerine başvurduğumuz Prof. Dr. Hasan Sözbilir, “Ege Bölgesi bir bütün olarak ele alındığında Helen Yayı, kuzey-güney doğrultusunda gerilen ve genişleyen bir bölge olarak değerlendiriliyor” diyor ve “Bu jeolojik ortam devam ettiği sürece bölgedeki deprem aktivitesi de sürecek” diye ekliyor.

Zaten Yay üzerinde, yakın zamanda merkez üssü Girit olmak üzere 2009’da 6.2, 2011’de 6.3, 2020’de ise 6.4 büyüklüğünde depremler yaşandı. En son ise yine Girit’te birkaç gün önce, Yunanistan Jeodinamik Enstitüsü’nün verilerine göre 5.8 büyüklüğünde bir deprem daha meydana geldi. Bir kişi hayatını kaybetti ve 10’dan fazla kişi de yaralandı. Bu deprem sonrası Datça’nın 20 kilometre açığında da 4.3 ve 4.1 büyüklüğünde iki deprem daha oldu. En şaşırtıcı olansa 3 Ekim’de Burdur’un Bucak ilçesinde 11,74 kilometre derinlikte gerçekleşen 4.2 büyüklüğünde depremin olmasıydı.

Peki Helen Yayı’nın bu kadar aktif olması Ege ve Akdeniz kıyılarımız için nasıl bir tehdit oluşturuyor?

Dokuz Eylül Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir ve Jeofizik Mühendisi Atakan Yüklü ile konuyu detaylıca konuştuk.

LEONARDO DA VİNCİ’NİN NOTLARINDA DA VAR

‘Kekova Batık Şehri, bu yay üzerindeki depremde sular altında kaldı’

Helen Yayı’nı Afrika plakası olarak adlandırılan levhanın, Ege Denizi’nden Anadolu’nun altına daldığı kısımda oluşan aktif volkanik ve tektonik bir bölge olarak adlandıran jeofizik mühendisi Atakan Yüklü, bölgedeki deprem kronolojisinin çok eski tarihlere dayandığını söylüyor. Ayrıca Yüklü, Leonardo da Vinci’nin notlarında 1489 yılında Rodos yakınlarında meydana gelen depremden bahsettiğinin de altını çiziyor.

“Leonardo da Vinci notlarında Antalya yakınlarından, ‘Adalya’ olarak bahsediyor. Bir deprem olduğunu ve denizde ortaya çıkan yarığa üç saat boyunca deniz suyunun dolduğunu, ardından denizin eski halini aldığını yazıyor. Bu deprem sonucunda şu an Kekova Batık Şehri’ni sular altında görüyoruz. Diğer yandan Myra, Patara, Aperlae, Kekova, Simena, Rhodiapolis antik kentlerinin MS 141 ve 246 depremlerinde çok ciddi etkilendiklerini, hatta Roma imparatorlarının bu kentlere yardımlarda bulunduğu da kaynaklarda görülüyor.”

MEGA DEPREMLER YAŞANDI! BÜYÜKLÜĞÜ 7’NİN ÜZERİNDE YENİ DEPREMLER OLABİLİR

Prof. Dr. Hasan Sözbilir de Helen Yayı’nın aktif bir tektonik bölge olduğunun altını çiziyor ve geçmişte yaşanan 7 ve üzeri büyüklükteki depremleri hatırlatarak şu bilgileri paylaşıyor:

Atatürk'ün Katilleri - Hüseyin Hakkı Kahveci

“Bu yay ‘Kıbrıs Yayı’ adı verilen ikinci bir yay daha çizerek Kıbrıs’tan geçip, Antakya’ya doğru devam ederek Doğu Anadolu Fayı ile Ölü Deniz Fayı’na bağlanıyor. Tarihsel kayıtlara göre bu bölgede büyüklüğü 7’den fazla mega depremler meydana geldi. Geçmişte bu denli depremlerin olmuş olması ve yayın aktifliğini sürdürmesinden dolayı bu büyüklükte deprem yaşanabilir.”

Ayrıca “Afrika Levhası’nın Anadolu ve Anadolu’nun altına doğru dalmasından dolayı levhalar sıkışıyor” diyen Atakan Yüklü, “Burada üretilen depremler ileride daha büyük depremlerin habercisi. Ayrıca bölgede küçük ve orta depremlerin olması büyük depremin enerjisini yok ediyor diye bir şey söylememiz de çok yanlış olur. Çünkü tarihsel sürece baktığımızda bugün bu bölgede 7’nin üzerinde büyük depremler olmuş, yine olabilir” diyor.

TSUNAMİ 50 DAKİKADA EGE’YE 180 DAKİKADA AKDENİZE ULAŞABİLİR

‘Marmaris, Bodrum, Fethiye, Datça tehlike altında’

Helen Yayı üzerinde geçmişte meydana gelen depremlerle birlikte tsunamiler de yaşandığını belirten Prof. Dr. Hasan Sözbilir, “Şimdiye kadar yapılan tsunami modelleme çalışmaları Helen Yayı üzerindeki fay segmentlerinin büyüklüğü 7 ve üzeri deprem üretmesi durumunda oluşacak 5 metreye varan tsunami dalgalarının Türkiye’nin Ege ve Akdeniz kıyılarına ulaşacağını göstermekte” diyor.

Olası bir deprem durumunda denize kıyısı olan Hatay, Mersin, Antalya, Muğla, İzmir gibi şehirlerin kıyılarında tsunami kaynaklı hasar beklendiğini vurgulayan Prof. Dr. Hasan Sözbilir, “Böyle bir deprem öncelikle İtalya’nın güneyi ile Yunanistan’ın güney kıyıları ve Girit adası çevresinde önemli yıkımlara neden olur. Tarihsel tsunami kataloglarında 12 dereceli şiddet ölçeğine göre, Santorini ve Girit taraflarında 10, Marmara Denizinde 8, İzmir kıyılarında 5 şiddetinde tsunami yaşandığı belirtilmekte” diyor.

Prof. Dr. Hasan Sözbilir ayrıca, “Çalışmalar tsunaminin, sismik kaynaktan uzaklığa bağlı olarak 50 dakika içinde Fethiye, Datça, Marmaris ve Bodrum kıyılarına, 180 dakika içinde ise İskenderun, Yumurtalık, Karaburun, Ayvalık, Edremit’in içine ulaşacağını göstermekte” diyerek tehlikenin boyutuna dikkat çekiyor.

Yaşanabilecek tüm bu durumlara şimdiden önlem alınması gerektiğini söyleyen jeofizik mühendisi Atakan Yüklü, yaşanabilecek şiddetli depremlerin önüne geçmenin mümkün olmadığını belirterek, “Tsunami erken uyarı sistemlerinin sahil kesimlerine konulması gerekiyor. Sahilde ve kırsaldaki yığma, eski ve riskli yapılardan da kurtulmak gerekiyor. Çünkü bu yapılar olası bir deprem şiddetini kaldıracak güçte değil. Sahil kesimindeki yapıların acilen iyileştirilmesi ve incelenmesi gerekiyor. Bu şekilde deprem hasarlarını en aza indirebiliriz” şeklinde konuyu özetliyor.

HELEN YAYIeprem’NDAKİ HAREKETLİLİK DİĞER BÖLGELERİ DE TETİKLEYEBİLİR

Türkiye’de yaşanan depremlerin ana kaynaklarının ülkemizin güneyinden geçen Helen-Kıbrıs Dalma Batma Zonu ile Kuzey Anadolu Fayı ve Doğu Anadolu Fayı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Hasan Sözbilir, Helen Yayı’ndaki hareketliliğin diğer bölgeleri de etkileyebileceğinin altını çiziyor ve konuyla ilgili şu bilgileri paylaşıyor:

“Anadolu karası bu ana fayların kontrolünde yamulmakta, gerilim ve stres altına girmekte. Bir de bu fayların çevresinde dağılmış yüzlerce tekil fay segmenti ve Türkiye karası üzerinde ve etrafındaki denizlerde kırıldığında büyüklüğü 6 ve daha büyük deprem üretebilecek bin civarında fay segmenti bulunuyor. Helen-Kıbrıs Yayı üzerinde meydana gelen depremlerle açığa çıkan enerji, Ege-Anadolu levhası içindeki yakın faylara da aktarılabilir”

BUGÜN ÇOK OKUNANLAR

BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR

Parlamento Haber | Korku yok!