SON DAKİKA

ÜMİT ŞIRACI: OSMANLICA OKUYAMAMAK DEĞİL, TAMGALARI OKUYAMAMAK GEÇMİŞİMİZLE BAĞIMIZI KOPARMIŞTIR

Yazar Ümit Şıracı ‘Osmanlıca okuyamamak değil, tamgaları okuyamamak geçmişimizle bağımızı koparmıştır’ başlıklı köşe yazısında ‘Türk mezar taşlarının Arapça yazılarla değil, kadim Türk tamgalarıyla bezendiğine
yüzlerce kez şahit oldum.’ dedi.

Bu haber 13 Kasım 2019 - 14:44 'de eklendi.
Atatürk'ün Katilleri

Geçenlerde Denizli Milli Eğitim Müdürlüğü’nün aylık çıkardığı eski tarihli bir dergi tutuşturuldu
arkadaşlar tarafından elime…

“Bak hoca senin tamgaları yazıp yorumlamışlar” diye de atıfta bulundular. Tamga deyince hemen
elime alıp bir çırpıda yazıyı okudum. Ama maalesef tamgalar hakkında öyle yanlış yorumlamalar
vardı ki akıllara zarar…

Taşın üstündeki çizimleri Alevi-Bektaşi inancına göre yorumlamaya çalışanları mı istersiniz, dört
kapı kırk makam diyenler mi? Daha neler neler… Yani kısacası o yazıda Türk-İslam senteziyle
tamga yorumlamaya çalışan, gerçekle hiç ilgisi olmayan açıklamalar vardı.

İmkânlarım doğrultusunda, Denizli çevresindeki ve Anadolu’daki birçok köy ve kasaba mezarlığını
inceledim ve eski Türk mezar taşlarının Arapça yazılarla değil, kadim Türk tamgalarıyla bezendiğine
yüzlerce kez şahit oldum.

Yaptığım tüm gezilerde Osmanlıca yazılı taşların daha çok 18. ve 19. yüzyıla ait olduğunu bizzat
yerinde gördüm ve fotoğrafladım. Bulgularımı yakın bir zamanda kitaplaştırıp geleceğe bir işaret
fişeği atmaya kararlıyım.

Yaptığım incelemeler sonucunda, şehir merkezlerinde daha çok Osmanlıca yazılı mezar taşlarının
çoğunlukta olduğunu, ama Anadolu taşrasında yaşayan Türklerin neredeyse hepsinin mezar
taşlarını kadim Türk tamgaları ile bezemiş olduğunu söyleyebilirim. Bu konunun, 19. yüzyılın
sonlarına doğru Osmanlı’da okuma-yazma oranının erkeklerde yüzde 3, kadınlarda ise yüzde 0,1
olması ile alakalı olduğunu açıklayabiliriz.

Söz konusu bazılarının iddia ettiği gibi; bugün atalarımızın mezar taşlarını okuyamıyor olmamızın
sebebi asla Atatürk’ün harf devrimi değildir. Harf devrimi kesinlikle bizim atalarımızla aramızdaki
bağı koparmamıştır. Tam tersine harf devrimi, Latin alfabesinin temelini oluşturan Türk tamgalarıyla,
bugün bizim bağlantımızı kuvvetlendirmiştir.

Aslında Türk milleti olarak geçmişimizle bağımızın kopması atalarımızdan bize miras kalan
tamgaları okuyamamakla başlamıştır. “Hayda! Bu da nereden çıktı şimdi?” derseniz eğer, size
hemen hemen hepimizin evinde bulunan, atadan kalma bir kilim, bir seccade veya el dokuması bir
halıyı örnek gösterebilirim. Mutlaka hepimizin bu antika eşyaların üzerindeki desen ve işlemeleri
merak ettiğimiz bir gün olmuştur.

İşte sadece mezar taşlarının üzerindeki tamgalar değil, atalarımızdan miras kalan tüm giysi, halı,
kilim ve ağaç üzerindeki oymalar ve dokumalar daLatin alfabesinin temeli olan Göktürk alfabesiyle
yazılmıştır. O işlemelerin üstündeki her çizgi, her desen, her tamga, hatta her yazı bize köklerimiz
ve geçmişimizle ilgili birçok şey anlatmaktadır. Fakat maddeye dayalı hayatın gereksiz bilgiyle
doldurup, gözlerini kör ettiği beyinler bu işaretleri okuyamamaktadır. Asıl cehalet geçmişimizle ve
özvarlığımızla, kadim Türk töresiyle bağlarımızın kopuk olmasıdır.

Diğer önemli bir konu ise, yeni mezar yeri açılması bahanesiyle, üzerinde bir hazine taşıyan,
tamgalı mezar taşlarının olduğu tarihi mezarlıkların bilinçli olarak yada bilinçsizce tahrip edilmesi,
çevre duvarı öreceğim derken yıkılıp yok edilmesidir. Gelişmiş ülkelerde böyle bir katliama
rastlayamazsınız. Yine aynı şekilde, tarihi camilerimizin içindeki antika halı, kilim ve seccadelerin,
orada görevli imam, muhtar ve ihtiyar heyeti tarafından, makine halısı döşeme bahanesiyle bilinçli
veya bilinçsizce antikacılara satılarak kültürel değerlerimizin asimilasyona uğratıldığına üzülerek
defalarca şahit olduk.

Maalesef Türk toplumu olarak bizim kişisel tarihimizle ilgili yazılı belgelerimiz çok azdır. Bu konu
hakkındaki genel kanı, bizim yazılı değil de sözlü kültüre daha çok meyletmemizden
kaynaklandığıdır. Oysa bizler artık yazılı kültürümüzü sadece kâğıtlarda aramamalıyız. Çünkü bizim
öz kültürümüz esas olarak mezar taşlarında, evlerde ve tarihi camilerdeki halı, kilim ve
dokumalarda, giysilerde, eski ahşap yapıların üzerindeki oymalarda yazmaktadır.

Ama tabii Türk kültürüne Arap ve Yunan gözlüğü ile bakanlar, bu yazılı belgeleri göremezler, bunlar
sadece birer çizik deyip geçerler ve bu yaklaşım da onların geçmişleriyle aralarında bağ kurmasına
engel olur.

ATAM TV YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın.

"Ne Mutlu Türküm Diyene" Spotify ve iTunes da Yayında!

PH ANDROİD UYGULAMASI

PARLAMENTO HABER Android Uygulaması

En güncel haberlere PARLAMENTO HABER ile ulaşın

Canlı bildirim özelliği ile son dakika haberlerini kaçırmayın!

Google Play'den alın

BUGÜN ÇOK OKUNANLAR

BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR

Parlamento Haber | Korku yok!