Türk-İş: Yoksulluk Sınırı 33 Bin 752 TL

Türk-İş’in çalışmasına göre, gıda fiyatları Mayıs’ta ta aylık yüzde 2,23, yıllık yüzde 72,18 oldu. Dört kişilik bir ailenin 33 bin lirayı aşarak 33 bin 752 TL’ye yükseldi. Açlık sınırı ise 10.362 TL’ye yükseldi.

Türk-İş: Yoksulluk Sınırı 33 Bin 752 TL
Yayınlama: 30.05.2023
Düzenleme: 30.05.2023 14:15
37
A+
A-

Türk-İş’ten yapılan açıklamada, Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 10.362,01 TL’ye, gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı (yoksulluk sınırı) 33.752,49 TL’ye, bekâr bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ de aylık 13.439,41 TL’ye yükseldi.

Türk-İş’ten yapılan değerlendirme şöyle;

“Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin “gıda için” yapması gereken asgari harcama tutarındaki artış bir önceki aya göre yüzde 2,23 oranında gerçekleşti. Beş aylık değişim oranı ise yüzde 27,44 olarak tespit edildi. Son on iki ay itibariyle değişim oranı yüzde 72,18 oldu. On iki aylık ortalamalara göre değişim oranı ise yüzde 112,13 olarak hesaplandı.

Geçim şartlarının ağırlaşması ve gıda harcamasından bile tasarruf edilir noktaya gelinmesi yapılan çalışmalarda da kendini göstermektedir. Bu alanda yapılan araştırma sonuçları, vatandaşın öğün sayısını düşürdüğünü, daha az ve daha kalitesiz beslendiğini ortaya koymaktadır. Örneğin; Kırmızı Et Sanayicileri ve Üreticileri Birliği Derneği (ETBİR) verilerine göre 2017’de yıllık kişi başı kırmızı et tüketimi 14 kg iken beş yıl sonra 2022’de yarı yarıya azalarak 7 kg’a düşmüştür. Tarımsal girdi maliyetlerinin artışı, TL’nin değer kaybetmesi, hayvan varlığındaki azalmalar gıda enflasyonunda önemli unsurlar olarak dikkati çekmektedir. Resmi olarak açıklanan Hayvansal Üretim İstatistikleri’ne göre; 2022 yılında 2021’e kıyasla hem büyükbaş (-1 milyon / manda, sığır) hem küçükbaş (-1,2 milyon / koyun, keçi) hayvan sayıları azalmıştır. Üstelik bu süreçte hem Türk nüfusunun hem geçici koruma altındaki ve diğer yabancıların sayısı artmıştır.

Ekonominin enflasyonist politikalar temelinde yönetilmesinin yanı sıra doğaya verilen tahribat sonucu oluşmuş olan iklim krizi sebebiyle meydana gelmiş kuraklık ve diğer iklim sorunları da yıllar geçtikçe aşırılaşarak, gıda enflasyonu ve gıda güvencesi sorunlarını daha da şiddetlendirme potansiyeli taşımaktadır. Tarımsal gıda piyasalarında yapısal politikalara ihtiyaç vardır. Gıda ve barınma gruplarında meydana gelen fiyat artışları, özellikle alt ve orta gelirli ailelerin harcamalarının büyük bir bölümünü oluşturmakta, bu durum söz konusu gruplara dâhil olan yurttaşların hayat pahalılığını yoğun bir şekilde hissetmelerine neden olmaktadır.

Bilhassa yoksulların varsıllara oranla daha çok zarar gördüğü ve pek çok ülkede ‘canavar’ olarak tarif edilen enflasyon, toplumlarda gelir dağılımının bozulmasındaki en önemli sebeplerden birisidir. Ücretliler bakımından enflasyonun doğru ölçülmesi büyük önem taşımaktadır.

Geçtiğimiz günlerde TÜİK tarafından açıklanan verilere göre, 2021 yılı için eşdeğer hane halkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 50’si esas alınarak belirlenen yüzde 14,4 seviyesindeki yoksulluk oranı, 12 milyon insanın ciddi finansal sıkıntıyla karşı karşıya olduğunu göstermektedir ve bu durum 2020 yılına göre artmıştır. Aynı araştırma en yüksek gelirli yüzde 10’un, en düşük gelirli yüzde 10’dan (ortalama olarak) 14,2 kat fazla gelir elde ettiğini ve 2020 yılında bu farkın 13,7 kat olduğunu yani gelir dağılımının düşük gelirliler aleyhine bozulduğunu göstermektedir. 0-1 arasında değişen bir katsayı olan Gini Katsayısı sıfıra ne kadar yakınsa gelir dağılımı o kadar düzgün (adil), bire ne kadar yakınsa gelir dağılımı o kadar bozuk (adaletsiz) demektir. 2021 yılında Gini Katsayısı 0,41’e çıkmıştır. Bu sayı 2020’de 0,40 ve 2018’de 0,39 idi. OECD ülkeleri içinde Meksika ve Kosta-Rika’dan sonraki en yüksek katsayı Türkiye’de bulunmaktadır. Diğer bir ifadeyle gelir dağılımı dengesizdir ve adil değildir. Enflasyonun yükseldiği ortamlarda genel olarak ücretlilerin durumu da bozulduğu için gelir dağılımının bozulması olağandır. 2022 ve 2023 verileri yayınlandığında ulusal gelirin dağılımında çok daha adaletsiz koşulların varlığı gün yüzüne çıkacaktır.

TÜRK-İŞ hesaplamasında temel alınan ve doğrudan piyasadan derlenen fiyatlara göre, gıda ürünlerinde Mayıs 2023 itibariyle gözlemlenen değişim harcama gruplarına göre şu şekilde oldu:

Süt, yoğurt, peynir grubunda;

Yoğurt fiyatları sınırlı düzeyde geriledi, peynir yüzde 3 zamlandı, süt fiyatı değişmedi. Kg fiyatları 200-400 TL arası olan kaşar ile 300-600 TL arasında değişen yerli üretim ve yöresel gravyer, çerkez, abaza, çeçil, tulum gibi inek peynirlerine, polisiye vakalara karşı alarm takılmaya başlandı.

Et, tavuk, balık, yumurta, kuru baklagiller, yağlı tohum ürünlerinin bulunduğu grupta;

Et ve Süt Kurumu (ESK), Ankara Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Perakendeciler Derneği bünyesinde faaliyet gösteren marketlerin bir kısmına, Nisan sonu itibariyle ithal edilmiş olan karkas etleri düşük fiyattan vermesi sayesinde dana kıyma 190 TL, kuşbaşı 210 TL’den satılmaya başlandı. Fakat ulusal zincir marketler ve Ankara’nın dernek üyesi olmayan ve olup da yerli et satmaya devam eden yerel marketlerinden pek çoğunda dana kıyma ortalama 280, kuşbaşı ortalama 315 TL’den satıldı. İthalat yerine ülke gerçeklerine uygun hayvancılık politikaları uygulanmadan orta ve uzun vadede kırmızı et fiyatlarının yükseleceğinin kaçınılmaz olduğu konunun uzmanlarınca vurgulanıyor. Ayrıca kırmızı et fiyatlarının 300 TL’yi geçmesiyle beyaz ete talep artmış ve tavuk ile balığın da fiyatlarını da yükseltiyor. Bir ayda balık yüzde 5, tavuk yüzde 6 zamlandı. Kuru fasulyede yüzde 13, kırmızı mercimekte yüzde 9 fiyat artışı görüldü. Kuzu eti ve yeşil mercimek fiyatları hafif seviyede arttı. Dana eti ortalama fiyatları yüzde 13, yumurta fiyatları yüzde 15, nohut yüzde 3 geriledi. Yağlı tohumların fiyatı bu ay sabit kaldı. Sırasıyla 500 ve 290 TL/kg’dan başlayan fiyatları sebebiyle dana pastırma ve sucuklara, polisiye vakaları önleme amaçlı alarmlar takılmaya başlandı.

Ekmek ve tahıllar grubunda;

Bir ayda pirinç yüzde 7, un yüzde 13 zamlandı. Bulgur fiyatı yüzde 12 düştü. Makarna fiyatı değişmedi. İrmik fiyatı sınırlı düzeyde geriledi. Ekmek fiyatı aynı kaldı.

Taze sebze-meyve grubunda;

Semt pazarlarında yeşil soğan, kıvırcık gibi salata yeşilliklerinin fiyatı yüzde 20; pırasa, lahana gibi yeşil yapraklı sebzelerin fiyatları sınırlı seviyede arttı. Patates 17,5 TL’ye çıkarken geçen ay 25 TL’ye yükselen ortalama kuru soğan kilogram fiyatı 19 TL’ye düştü. Gıda sepetinde bu ayın zam şampiyonu yüzde 75’lik artışla havuç oldu ve ortalama 35 TL’den satıldı. Limon, turp, domates, salatalık fiyatları geriledi, patlıcan ve kabak fiyatları değişmedi. Kış meyvelerine veda ederken yaz meyvelerinden tezgâhlarda yeni yaygınlaşmaya başlayan kiraz ve karadutun fiyatları 40 TL’den müşteri aradı. En uygun fiyatlı meyve olan 16 TL ile elma, meyve tezgâhlarında azınlıktaydı. Ortalama sebze (ana yemekleri tamamlayan maydanoz, kıvırcık vb. salata yeşillikleri dâhil değil) kg fiyatı 19,68 TL, ortalama meyve kg fiyatı 28,57 TL oldu. Hesaplamada 22’sı sebze ve 9’u meyve olmak üzere toplam 31 üründeki fiyat değişimi dikkate alındı. Ortalama meyve-sebze kg fiyatı bu ay ilk kez 20 TL’yi geçerek 21,72 TL olarak tespit edildi (ana yemekleri tamamlayan maydanoz, kıvırcık gibi salata yeşillikleri bu hesaplamada “Ortalama Meyve-Sebze Fiyatı”na dâhil edilmekte)

Temel yağ ürünlerinin bulunduğu grupta;

Son bir ayda ayçiçek yağı ortalama yüzde 3, zeytinyağı yüzde 4 zamlandı. Tereyağında değişiklik olmadı, margarin fiyatı yüzde 3 düştü.

Son grup içinde yer alan gıda maddelerinden;

Tuz, baharatlar, ıhlamur, zeytin, şeker ve pekmez fiyatları değişmedi. Salça fiyatı sınırlı düzeyde azaldı. Reçel hafif seviyede, çay yüzde 5, bal yüzde 10 zamlandı.”

Türkiye'nin siyaset, medya ve gerçekçi haberlerinin yer aldığı haber portalı