SON DAKİKA

KAHVECİ’DEN ALMANYA’DA SİYASET YAPAN TÜRKİYE KÖKENLİ SİYASETÇİLERE SERT UYARI(KRİPTOSUNUZ!)

Gazeteci, yazar, stratejist Hüseyin Hakkı Kahveci Almanya’daki konferanslar turunda Avrupa’da Atatürkçülere yönelik yükselen seslere sert tepki gösterdi. Bir kısım Avrupalı siyasetçilerin Atatürkçülere yönelik söylemlerini ve özelliklede son dönemde Cumhuriyet gazetesinin yeni yönetimine “ultra nasyonalist” gibi ithamlarda bulunulmasını ağır sözlerle eleştiren Kahveci, Almanya’daki Türk kökenli siyasetçileri de “kripto” olarak niteledi.

Bu haber 16 Eylül 2018 - 18:37 'de eklendi. 292
Hüseyin Hakkı Kahveci

Hüseyin Hakkı Kahveci Kimdir?

Partisi Atatürkçülük ve “Ata Türkçülük” siyasetin doktriner yazarı ve ideoluğu olan 46 yaşındaki Hüseyin Hakkı Kahveci ANSAV( Anadolu Stratejik Araştırmalar Vakfı) yönetim kurulu üyesi olarak Politika Ekseni Strateji Araştırmaları Merkezi Başkanlığı görevlerine halen devam ediyor. Uluslararası bağımsız gazeteci ve yazar olarak!

Politik Strateji, İstihbarat analiz alanında, Araştırmacı Gazetecilik üzerine ulusal bazda yayımlanmış beş adet kitabın yazarıdır.

Rabıta- Uğur Mumcu’dan sonra, Atatürk’ün Yasaklanan Kitabı, Yahuda Atatürk ve Cumhuriyet’e Kuşatma, Mühürlü Vagon adlı son kitabı ile bilinmektedir. Kahveci İngilizce, Urduca, Azeri Türkçesi, biraz Arapça ve biraz Rusça biliyor.

Dortmund, Bremen, Limburg, Koblenz ve Mannheim kentlerindeki bir dizi toplantıya konuşmacı olarak katılan Hüseyin Hakkı Kahveci, Toplumsal’a yaptığı açıklamalarda Avrupa’da acilen Atatürkçü nesil yetiştirilmesi ve bu yönde somut adımlar atılması gerektiğini söyledi.

Partisiz Atatürkçülüğü savunan ve Türkiye’nin içinde bulunduğu tablodan partilerin değil sivil hareketin mücadelesi ile çıkmanın mümkün olacağını dile getiren Kahveci 2019’da Atatürkçülük ruhunun uyanacağını ve hesapların hepsinin geri tepeceğini öne sürdü.

Avrupa’nın Versay düzenine geçmeye çalıştığını da kaydeden ve Ankara-Berlin yakınlaşmasını siyasi olarak değerlendiren Hüseyin Hakkı Kahveci ile işte o söyleşimiz:

“Atatürkçülük faşistliktir diyen faşisttir”

Avrupa’da Atatürkçülere karşı yeni ve ürkütücü bir söylem ortaya çıktı: “Ultra nasyonalist”, “faşist”, “ırkçı”. Sizce neler oluyor?

Son dönemde Avrupalı bazı siyasetçilerin Atatürkçüleri faşistlikle aşırı milliyetçilikle itham ettiklerine tanık oluyoruz.
Almanya’daki Türk kökenli siyasetçiler ise buna karşı koymuyor.

Hepsi kripto. Bunların hiçbiri kendisine “Türk kökenli” demesin. Çünkü Türk olabilmek için önce Atatürkçü olacaksın.  Atatürk’ün söylemlerinin hiçbirinde sağcılık, solculuk, İslamcılık, Ülkücülük gibi bir terminoloji yok. Fakat!
Almanya’da “Türk kökenli”  siyasetçi denilerek, kendisine “Türk” denilmesinden utanan siyasetçiler var.  Madem “Türk kökenli” değiller o halde kökenlerini açıklasınlar. “Türk kökenli” edilmesine karşı çıkan siyasetçilere ben de “Türk” denilmesinden rahatsızlık duyuyorum. Hiçbir Türk ülkesine de ait olduğu millete karşı iyi veya kötü bu kadar irite edici söylemlerde bulunmaz.

Türkiye sınırları içerisinde doğmuş olmak bir kişiyi Türk yapmıyor. Nitekim onlar bunu kabul etmiyorlar.

Alman siyasi sahnesinde olan Türk kökenli politikacıların hiçbiri Atatürkçü değil.

Atatürk dünyaya kendi döneminde dünya siyasetinden Almanya sonsuz hürmet ve kabul görmüş birisi. Atatürk etnik unsuru benimsememiştir ve konuşmamıştır. Atatürk hiçbir söylemiyle elli halk ismi saymamıştır. Türk milleti demiştir. Hiçbir siyasi ideolojiyi kendi öz ideolojisi olarak kabul etmemiştir. Atatürkçülük faşistlikse önce bunun kimin söylediğine bakmak lazım, kime çıkar sağladığını görmek lazım. Esas bunları söyleyenler faşisttir. Pek yok kupası ve darbe girişimi kime yaradı dersek ve daha derine bakarsak, perdenin gerisinde Atatürkçüler olmadığını görürüz.

Beş yolu kabul etmek gerekir. Seksen yıldır maalesef Atatürk üzerinden Türk milleti ve Türk devleti saldırı altında. Nedenini soran yok.

Şunu kimse unutmasın: Atatürk var olmaya devam edecek. Türkiye Cumhuriyeti var olacak. Tabii olarak, Türk milletinden olmayı kabul etmeyenlerle yollar ayrılması gerektiği zaman ayrılır. Bizler herkese aynı oranda insani yaklaşan merhamet besleyen bir milletiz. Fakat seksen senedir Türk milletinin ensesinde boza pişiriliyor. Neden ben batı akımlarına karşı kendi fikirsel akımlarımla ayakta durmuyorum. İşte millilik budur. Buna biz Atatürkçülük diyoruz.

Hiçbir akıma ve ideolojiye ihtiyacımız yok. Atatürk diyor ki “Ne doğulu, ne batılı olacağız. Özümüz olacağız.” Yani kendimiz Türk milleti olacağız. Biz yeni dünya sahnesine çıkmış bir millet değiliz. On altı bin yıllık mazimizi batı bizden iyi biliyor.

Bu konuda tüm dünya Türk milletine saygı göstermeli. Nasıl ben Alman milletine saygı duyuyorsam, onlarda benim milletime saygılı olmalı.

Tarihi çalkantılar bizlere birliktelik, acı, tatlı hatıralar bıraktı. Beraber savaşmayı bildik, karşılıklı saygı bizler için gerçekliktir.

Alman medyasında da sık sık “Kemalist” bulgusuna tanık oluyoruz. Bu vurgu neyi işaret ediyor?

Önce şu konuda anlaşalım. “Kemalizm diye birşey yok. İngilizlerin kullandığı bir takma isim zaten. Bugünlere iğdiş edilmek için bu ad verilmiştir. Atatürkçülük bir fikirdir. Kemalizm nedir o zaman? Avrupalıların “Kemalist” vurgusunun da maksatlı bir söylem olduğuna inanıyorum.

Kaldı ki, Atatürk adına 1935 yılında “Kamal” olarak değiştirilmiştir. Doğrusunu söylerlerse itirazımız olmaz. Bence “Kamalizm” deseler doğru olur.

“Atatürk Okulları” hayata geçmeli

Almanya’daki konferanslarınızda Avrupa’da Atatürkçü nesiller yetiştirilmesinin önemine ve aciliyetine dikkat çektiniz. Bu nasıl mümkün olabilir?

Cumhuriyetimizin 10. yılında Atatürk yedi bin yıllık Türk medeniyetinden söz ediliyor. “Türk gençleri atalarını tanıdıkça daha başarılı olacaktır” diyor. İşte tam da bu. Türk milletinin atalarıyla bağ kuramaması nedeniyle bu duruma düştük. 56 senedir Almanya’da yaşayan Türk toplumu Atatürk Okulları’nı hayata geçirememiş. “Atatürk Okulları” İlk okuldan,lise son sınıfa kadar Türk çocuklarının Atatürkçü olarak yetiştirilmesini sağlayacak merkezler olarak planlanmalı. Alman müfredatının yanında köy enstitüleri müfredatının 21. Yüzyıla uyarlanmış hali olarak çocuklarımıza sunulmalı. İnsanımız bu okullara sahip çıkmalı. Umarım gereken ilgiyi görür ve gerçekleşir. Almanya devlet olarak Türk çocuklarının entegrasyonu için bence bunu desteklemeli. Cemaatler okullar açabiliyorsa Atatürk Okulları açılabilir olmalı.

“İnsanımızın eksiği”

Avrupa’daki Türk gençliği örgütü olmalı. Atatürk Okulları önce Almanya’da kurulmalı ardından Avrupa’ya yayılmalı. Atatürkçü devlet algoritması ne ise bunu Almanya ve Avrupa’da yaşayan gençler öğrenmeli. Herkesin düşüncesi Türkiye içerisinde destek buluyorsa Atatürkçü düşünce batı dünyasında destek bularak yayılabilir.

Bir örnek “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” Herkese lazım. Bugün Atatürkçülük bazı siyasetçiler tarafında faşistlik olarak kirletilmeye çalışılıyorsa, “Nutuk” Almanca’ya çevrilip, bu ülkede yer alamamıştır. Bu da bizim eksiğimizdir. Oradaki insanımızın eksiğidir. 55 senelik zaman kayıplarını kapatmamız gerekiyor. Türk gençleri oldukları yere daha hızlı entegre olabilmesi için modern dünyanın bir parçası olabilmesi için örgütlenmeli. Özellikle kültür ve sanat faaliyetleri açısından topraklardan taşınacak çık şey var batıya.

Nutuk, Alman ve Avrupa dillerine çevrildiği taktirde Alman siyasetçilerinin
Atatürkçülük için faşistlik gibi her söylemde bulunacağını zannetmiyorum. Kaldı ki böyle bir söz söyleniyorsa  çizme aşılmış anlamı taşır. Ben şahsen Alman halkı ve tarihine sonsuz saygı duyuyorum. Birbirimizden çok şey öğrendik. Bundan sonra yine öğreneceklerimiz olacak.

Demek ki.elli beş sene ve üç buçuk milyon Türk boşuna Almanya’da yaşayarak zaman kaybetmiş. Eğer Alman siyasetçilere gerçekler İyi anlatılırsa bu hususlarda çözülemeyecek bir yanlış anlaşılma olmayacağını düşünüyorum.

“Almanyalı Türkler artık kobay yapılmamalı”

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığınıın “Anadolu Okulları” projesi var. Buradaki Türk çocuklarına Türk dili, kültürü ve tarihini aktaracak bir proje iddiası ile hayata geçti. Anadolu Okulları’nı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Anadolu Okulları projesi alıntı. Mesela neden alıntı. Anadolu liseleri var Türkiye’de

İyi de neden Türk okulları denilmiyor. Anadolu bir devlet değil ki! Sonuçta devleti yönetenler böyle bir proje sunuyorsa bunun adı Türk okulları olmalı. Mesela Türkiye’de Alman okulları var. Alman Lisesi İstanbul’da. Deden Kuzey Avrupa okulları ve herhangi bir Eyaletin adı yazmıyor kapısında. Direk Alman lisesi yazıyor. Durumun kısa özeti bu. Anadolu okullarıyla Türk dili, kültürü vesaire diyorsunuz. O halde camileri bu işin içine katma nedenini düşünmek gerekiyor. Bunun ortaya çıkması ile Atatürk okulları söylemimizin arasında paralellik var. Ve yine birileri bir şeyleri alıntılayıp, karıştırmış olmalı diyelim.

Buralarda cemaatlerin okulları açılıyor, Türk toplumu mankurtlaştırılmaya çalışılıyor. Almanya bir çok milletin beraber yaşadığı bir ülke. Millet olamamış halklar var. Farklı coğrafyadan gelmişler ve hayal kurmuşlar.

Herkes Alman devletine, Alman halkına ve ülkenin nizamına yasalarına uyarak yaşamak zorunda. Fakat Türk milleti bu şekilde incitilmemeli. Bu ülkede son elli beş senede bizlere ait hatıralar var. Bu yüzden Anadolu okulları dediğiniz zaman Türkiye Cumhuriyeti’ni ortadan kaldırmış oluyorsunuz. Bu da “Atatürk faşisttir” diyenlere yeni bir koz vermiş olmak demektir. Bu arada Atatürk tarafından kurulmuş Türk devleti faşist olmuş oluyor. Bu söylem hoş değil. Bu incitici ve can acıtıcı.

Ne diyecek bu insanlar, bu gençler? “Anadoluluyuz mu?” diyecekler. Alman okulları varsa Türk okulları olmalı. Biz Türk milleti gerek Türkiye içerisinde gerekse yurtdışında nerede olursak olalım bölünmüş durumdayız. Yani İngiliz Siyaseti denilebilir. Böldükçe yönetiliyoruz. Ayağa kalkamıyoruz.

“Merkel Erdoğan’ın seçileceğini nereden biliyordu?”

Eylül ayında Almanya’nın çeşitli kentlerinde vatandaşlarla buluştunuz. Tura Ekim’de yeniden start vereceksiniz. Bu arada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’da Almanya ziyaretini gerçekleştirmiş olacak. Neler değişir?

Erdoğan’ın Almanya ziyareti çerçevesinde siyasetçileri kırmızı halıdan kadar sert söylemler sonrası el sıkışmasını göreceğiz. Bana göre pek bir şey değişmez. Ben pek bir şey değişeceğini düşünmüyorum. Çünkü dünya sıkıntılı bir süreçten geçiyor. Herkes yanına ittifak arayışında. Tıpkı yüz yıl önce olduğu gibi.

Her haliyle Cumhurbaşkanı Erdoğan Türk devleti ve Türk milleti temsil ediyor. Sorunlar aşılmalı. Ama biraz önce söylediğim gibi seçim sonrası her iki ülke yetkililerinin beyanları aralarında sorun olmadığını bize gösterdi. Bir şekilde iki taraf da kendi iç kamuoylarına yönelik söylem nerede oy avcılığı yapılmış oldu. Ben perde gerisinde gayet iyi olduklarını düşünüyorum.  Şimdi perde önünde el sıkışacaklar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 28-29 Eylül tarihlerindeki ziyareti, Alman yetkililer tarafından seçimler yapılmadan açıklanmıştı. Acaba nereden bilmişlerdi diye kendime sordum. Bu soruyu pas geçelim. Seçimler yapılmadan önce seçim sonrası ziyaret planladığı açıklanıyor. Bu bize ilişkilerimizin tv ekranlarında gördüğümüzün dışında daha iyi olduğunu gösterir. İki lider belki beni teorilerim arasında olan, Versay düzeni konusunu konuşurlar. 1. Dünya Savaşı sonuçlarını benzeri bir baskı süreci görüyorum. Yani Versay düzeni oluşturulmaya çalışılıyor gibi duruyor. İki lider belki bu konuda çok özel konuşurlar.

Türkiye Rus uçağını düşürdüğünde Kremlin Sözcüsü “Madem Osnanlıcısınız, bizde Çarlığa döneriz” dememiş miydi? Türkiye içinde Sevr düzeni hedefleniyor.

Mevcut dünya içinde ekonomi savaşları bir süre sonra Almanya’yı da etkileyebilir. Mevcut ekonomik büyüklük buradan darbe alabilir. Yani sadece Türkiye kaybetmiyor. Almanya ve AB ülkeleri bundan ekonomik olarak etkilenecek. Hatta AB ülkeleri çok büyük askeri harcamalar yapmak zorunda kalabilir. İster istemez Almanya gibi büyük bir ülke bu harcamalardan etkilenebilir. Sonuçları ekonomik olarak büyüklüğe yansır. Bugün yarını yansıtmıyor.

Irkçılık ile Türklerin tasfiyesi hedefleniyor”

Almanya’da yükselen ırkçılık ve şiddeti karşısında Türkiye suskunluğunu koruyor. Konferanslarımızda vatandaşlar endişelerini ne şekilde dile getiriyorlar?

Yurttaşlarımız tedirginliğini dile getiriyor. Bizim ise Almanya’daki en büyük yabancı milleti oluşturuyor. Türkler topluluk veya toplumun değildir. Büyük milletiz.

Şöyle büyük bir iddiamız var: Arkada çok derin bir strateji izleniyor. Almanya 350 bin mülteci daha almaya hazırlanıyor. Ülkede son haftalarda yaşanan ırkçı şiddet olayları ve yabancı düşman eylemler ise ortada.

Şimdi buraya mültecilik neden alınıyor bu kadar uzak ülkelerden. Tabii olarak bu Aman siyasetinin kararı. Bu konuda fikrimi söylemeyeceğim.

Irkçılık “Almanya’da yaşayan Türk halkını nasıl tasfiye ederiz?” denklemi üzerinden körükleniyor gibi duruyor. Bu tabii olarak bir sonuç.

Buraya Türklerin gelmesi Alman hükümeti’nin kararı değildi. 1. Dünya Savaşı’nda iki ülke arasındaki ittifaktan dolayı Türkler bugün Almanya’da dır. Halen Türkiye ve Almanya arasındaki bu bağlar devam etmektedir. Türk milleti olarak bu ülkede kanunları da saygı duymak ve devletin koyduğu kurallara uyarak yaşamak zorundayız. Fakat aynı zamanda birlik içinde hareket etmek zorundayız. Herkes yaşadığı yere saygı duymak ve kurallarına uymak zorundadır. Gereksiz isimler yüzünden polemiğe girmeye gerek yok. Biz burada kim kimse çok iyi biliyoruz. Buna gazeteciler dahil.

“Bize ait olmayan ideolojilerle oyalandık”

Birlik  ve beraberliğimizi ise Atatürkçü düşünce temeli üzerinde sağlam bir şekilde kurmak ve pekiştirmek mümkün. Türkiye cumhuriyeti kaybetmiş olduğu koca bir “80 yıl” var. Bize ait olmayan ideolojilerle oyalandık. İslamizm, sağ, sol, Marx, Engel, Mao ve Stalin’in peşinden gittik Ama bunlar Türkiye’ye ait değil. Türk milletine ait değil. Bize ait olan Atatürkçülük Devlet Algoritmasıdır, Binlerce yıllık geleneğimizdir. Ne yazık ki tüm siyasi partiler eliyle bu algoritma yok edilmiştir. Neticelerini bugün görüyoruz. Mustafa kemal yaşıyor olsaydı bugün bu röportajı sizinle Almanya’da değil Türkiye’de yapıyor olacaktım.

Ancak umutsuzluk yoktur, zafer inananlarındır. Türkiye’de yaşananlar ve burada Türk halkına karşılaştığı sorunlar 2019 yılı itibarıyla artık bir şekilde durulmalı. 2019’da Atatürkçülük ruhu tekrar uyanacak diye umuyoruz. Herkes başını öne eğip kendi muhasebesini yaparsa iyi olur. Tabii geç kalanlara geçmiş olsun.

Ekim’de Almanya’da Cumhuriyet Balosu’na katılacak

Öte yandan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Koblenz Teşkilatı, Bremen Partisiz Atatürkçülük Topluluğu, Dortmund Sivil Halk Topluluğu,  Limburg Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) ve Mannheim ADD gibi kuruluşların davetlisi olarak bir dizi konferans verdim 27 Ekim’de Hildesheim ADD’nin düzenleyeceği Cumhuriyet Balosuna katılacağım.

Hildesheim ADD Başkanı Fatma Anders ve Limburg ADD Başkanı Hüsnü İlhan ciddi destek verdiler. Umarım bir nefes olabilmişizdir. Kendilerine sizlerin aracılığı ile tüm vatandaşlarımız adına teşekkür ederim.

PARTİSİZ ATATÜRKÇÜLÜK SOSYAL MEDYA

 

ATABEY HÜSEYİN HAKKI KAHVECİ SOSYAL MEDYA

KİŞİSEL WEB SAYFASI

http://www.huseyinhakkikahveci.com

"Ne Mutlu Türküm Diyene" Spotify ve iTunes da Yayında!

"NE MUTLU TÜRKÜM DİYORUZ"

PH ANDROİD UYGULAMASI

PARLAMENTO HABER Android Uygulaması

En güncel haberlere PARLAMENTO HABER ile ulaşın

Canlı bildirim özelliği ile son dakika haberlerini kaçırmayın!

Google Play'den alın