SON DAKİKA

Japonya’dan Tepki Çeken Karar: Fukuşima’daki Radyoaktif Suyu Okyanusa Boşaltacak

Japonya, Fukuşima Daiichi nükleer santralinde bulunan bir milyon tondan fazla kirli suyu Pasifik Okyanusu’na bırakma planını onayladı.

Bu haber 13 Nisan 2021 - 13:57 'de eklendi.
Abone ol

Yapılan açıklamada, suyun arıtılacağı ve seyretileceği, böylece radyasyon seviyelerinin içme suyu için ayarlananların altında olacağı ifade edildi. Ancak yerel balıkçılık endüstrisi ile Çin ve Güney Kore karara şiddetle karşı çıktı. Çevre örgütleri enkaz halindeki nükleer santralden okyanusa salınacak kirli suyun filtrelenemeyen radyoaktif bir madde olan trityum ve insan DNA’sına zarar verme potansiyeli oldukça yüksek olan karbon-14 izotopları içerdiği konusunda uyardı.

ATIK SUYUN OKYANUSA BOŞALTILMASINA İKİ YIL İÇİNDE BAŞLANACAK

Japonya, Fukuşima Daiichi nükleer santralindeki  kirli suyu Pasifik Okyanusu’na bırakacak. Hükümeti nükleer yakıtı soğutmak için kullanılan suyu serbest bırakma çalışmalarının yaklaşık iki yıl içinde başlayacağını belirtti.  Nihai onay, yıllar süren tartışmalardan sonra geldi ve atık suyun tamamen okyanusa bırakılmasının on yıllarca sürmesi bekleniyor.

FUKUŞİMA’DA NE OLDU?

Japonya’nın Okuma bölgesinin başkenti Fukuşima’da 11 Mart 2011’de dünyanın gördüğü en büyük nükleer facialardan biri meydana geldi. 9,1 şiddetindeki deprem ile sarsılan ve ardından meydana gelen tsunami nedeniyle Fukuşima Daiichi nükleer santralinde peş peşe patlamalar yaşandı.

Olay anında 2 bin 203 kişinin öldüğü, günümüze dek radyasyonun etkileri nedeniyle 18 bini aşkın kişinin hayatını kaybettiği tahmin ediliyor. Bununla birlikte Fukuşima, 1986’da yaşanan Çernobil nükleer felaketinin ardından en fazla yıkıma neden olan ikinci nükleer vaka olarak tarihe geçti.

1,23 MİLYON TON SU KULLANILDI

Fukuşima  santralindeki reaktör binaları, meydana gelen  deprem ve tsunaminin neden olduğu hidrojen patlamalarından zarar gördü. Tsunami, reaktörlerin soğutma sistemlerini devre dışı bıraktı, bunlardan üçü eridi. Erimiş reaktörleri soğutmak için ise bir milyon tondan fazla su kullanıldı. 

FİLTRELENEMEYEN TRİTYUM VE KARBON 14 İZOTOPLARI ENDİŞE YARATIYOR

Bununla birlikte şu anda su, radyoaktif elementlerin çoğunu ortadan kaldıran karmaşık bir filtrasyon işleminde arıtılıyor. Ancak bazıları, kirli su, insan DNA’sına zarar verme potansiyeline sahip tehlikeli bir radyoaktif madde içeriyor. Tesisteki binden fazla tankta depolanan 1,23 milyon ton suyun, halihazırda geniş çapta rapor edilmiş olan trityum miktarlarına ek olarak, radyoaktif izotop karbon-14’ün “tehlikeli” seviyelerini içerdiği belirtiliyor. 

SULARIN TANKLARDA TUTULMASININ MALİYETİ 912 MİLYON DOLAR

Öte yandan,  500 olimpik yüzme havuzunu doldurabilecek bu yaklaşık 1,3 milyon ton suyun tesisteki tanklarda tutulmasının, Japonya hükümetine yıllık 912,66 milyon dolara mal olduğunu aktarıldı.

Atatürk'ün Katilleri - Hüseyin Hakkı Kahveci

Bununla birlikte, uluslararası toplum, santralde filtre sistemi tarafından kaldırılmayan radyoaktif bir madde olan trityuma odaklanmış olsa da, Greenpeace’in Japonya ve Doğu Asya şubeleri depolanan suda bulunan radyoaktif karbonun da şartlı tahliye edilmesi konusunda uyarıyor.

ATIK SU NE KADAR GÜVENLİ?

Japon hükümeti  atık suyun neredeyse tüm radyoaktif elementleri uzaklaştırmak için işlendiğinden ve büyük ölçüde seyreltileceğinden güvenli olduğunu savunuyor. Suyu Büyük Okyanus’a bırakma planı, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (IAEA) desteğine sahip. IAEA Genel Müdürü Rafael Mariano Grossi, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Nükleer atıklar daha önce başka ülkeler tarafından da okyanusa salındı. Bu yeni bir şey değil” açıklamasını yaptı.

Öte yandan araştırmacılar, suda kalan elementlerin insanlara sadece büyük dozlarda zararlı olduğunu öne sürerek,  seyreltme ile arıtılmış suyun bilimsel olarak tespit edilebilir bir risk oluşturmadığını söyledi.

Trityumun radyoaktif iken, yaklaşık 12 yıllık bir yarılanma ömrüne sahip olduğunu belirten araştırmacılari , yani yüzyıllar yerine on yıllar boyunca radyoaktif maddenin çevreden kaybolacağini bildirdi.

Ancak, trityumdan gelen radyasyon okyanus canlıları tarafından yutulabilir. Bu nedenle balıkçılık endüstrisi ,maddedin  besin zincirine girme ve deniz ürünleri yoluyla tüketilme riskinden endişe duyuyor. Bu durumun gerçekleşme  riski sıfır değil, ancak bilimsel fikir birliği insan sağlığına bir tehdit oluşturmadığı yönünde. Araştırmacılar, ayrıca 1940’lar, 50’ler ve 60’larda ABD, İngiltere ve Fransa tarafından gerçekleştirilen nükleer silah testleriyle Pasifik bölgesine çok daha fazla radyasyon salındığına dikkat çekiyor.

BUGÜN ÇOK OKUNANLAR

BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR

Parlamento Haber | Korku yok!