SON DAKİKA

EĞİTİM SİSTEMİNE DİYANET NASIL MÜDAHALE EDİYOR?

Diyanet İşleri Başkanlığı, geçen yılki 8.3 milyar liralık bütçesini 2019’da 10.4 milyar liraya çıkaracak olan 2 milyar lira da ek bütçe alacak. Bu artış 29 diğer büyük devlet kurumunu bütçesini geride bırakıyor.

Bu haber 28 Ekim 2018 - 2:29 'de eklendi. 31

Bunların arasında İçişleri Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı da var. Türkiye’de İslam rolünü düzenleyen Diyanet belli ki, ana misyonlarından biri olarak ülkenin eğitim sistemini de dönüştürüyor, artık okulların ders programlarını da düzenlemeye başladı.

Türkiye’de Kuran eğitimi için alt yaş sınırının 2011’de kaldırılmasının ardından Diyanet tarafından, 2013’te ülkedeki 10 pilot şehirde “Kuran Kursları Okul Öncesi Din Eğitimi Projesi” başlattı. Proje kapsamında 4-6 yaş arasındaki çocuklara Kuran ve “temel İslami bilgiler” öğretiliyor. Diyanet, 2015’te programı “fiziksel koşulların olduğu her yere” genişletmeye karar verdi. O zamandan beri “okul öncesi Kuran kursları” artmaya devam etti, kursa katılan öğrencilerin sayısı son beş yılda 150 bine ulaştı.

2016’da Milli Eğitim Bakanlığı ile Diyanet “Eğitimde İşbirliği Protokolü” imzaladı. Protokolle “ders içeriği ve materyaline dönüştürülmesi için” radyo ve televizyon yayınlarının da olduğu tüm Diyanet yayınları Eğitim Bilişim Ağı’na (EBA) aktarıldı.

Buna ek olarak 2o17’de Maliye Bakanlığı’nın çıkardığı düzenlemeye göre, Eğitim Bakanlığı’nın her alanında, Diyanet’in eşit karar verme yetkisi de olacak. İki kurum arasındaki bu “karar almada eşit yetki” işbirliği o zamandan beri genişliyor.

Bir diğer ortak girişimse “çocukları dini disiplinle yetiştirmeyi” amaçlayan “hafız eğitim projesi”. “İmam hatip okullarında okuyan ortaokul öğrencileri artık tüm Kuran’ı ezberlemek için eğitiliyor.

Eğitim Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan “Dokuz yaşından itibaren o çocukların eğitimci olmayan Diyanet’ten kişilerin ellerine bırakılması çocuk hakları ihlalidir. Hafız eğitimi hukuksuzdur. Bu eğitimler için camilere giden çocuklar okullarından uzak kalıyor, bu bir suç ve haklarının ihlali” dedi.

Aynı şekilde 2002’de 450 olan imam hatip okullarının sayısı da 2017’de 4 bin 112’ye yükseldi. Fen liselerinin sayısıysa sadece 301.

Çocukları imamlık ve hatiplik için yetiştiren imam hatip okulları ilk 1924’te açılmıştı. Bununla birlikte AKP’nin 2002’de iktidara gelmesinden sonra hükümet yetkililerinin bu okullara, diğer okullara kıyasla öncelik verip, bariz bir şekilde Türk eğitim sistemini yeniden şekillendirmek için para akıttıkları görülüyor. Bugün imam hatip okullarının eğitim müfredatı diğer dersler kadar İslami dersleri de kapsıyor ama mezunları üniversitelerin her bölümüne girebiliyor.

Milli Eğitim Bakanlığı da ayrıca 2017’deki düzenlemeyle Türkiye’de “her semtte” imam hatip lisesinin önünü açtı. Buna ek olarak Türk hükümeti medreselerin yeniden açılmasına yeşil ışık yaktı.

Anadolu’daki ilk medreseler Selçuklu Türkleri tarafından kuruldu. Osmanlılar medrese geleneğini 14. yüzyılda benimsedi ve en iyi eğitim kurumları olarak medreseleri güçlendirdi.

2014’te Cumhurbaşkanı adayı olan İslam akademisyeni Profesör Ekmeleddin İhsanoğlu’na göre “Bir caminin inşası ve onun yanında medrese, Osmanlılar tarafından fethedilen yerlerde, fetih politikasının ayrılmaz bir parçası haline geldi”.

Her ne kadar medreseler 1924’te Türkiye’de kaldırılsa da birçok “gayriresmi” medreseler hala ülkenin çeşitli yerlerinde faaliyet gösteriyor.

15 Eylül’de Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Bitlis’teki Eren Üniversitesi Rektörü’nü ziyaretinde üniversitelerin ve medreselerin birbirinden “faydalanması” gerektiğini söyledi. 2016’da dönemin Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez de hükümeti medreseleri yeniden yasallaştırmaya çağırmış, “Medrese geleneği zamanla zayıfladı” demişti.

Buna hak veren Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip “Cumhuriyetle medreselerin kapatılması daha büyük boşluğa neden olmuştur… İmam hatip okulları ve ilahiyat bölümleri çok önemli ama medrese geleneğinin bilgi birikimine henüz ulaşamadı” demişti.

Diyanet yakın dönemde ayrıca camilerin sadece ibadethane değil ayrıca “okul” olduğunu söylemişti. 22 Eylül’de Edirne’deki konferansta dini otoritelere seslenen Erbaş şunları söyledi:

“Kıyamete kadar hak-batıl mücadelesi devam edecek. Bugünkü karanlık, cehalet o günden daha mı az? … Bu iş bitmeyecek, bu iş devam edecek. Peki Peygamberin yerine kim yapacak bu işi? Bizler yapacağız, sizler yapacaksınız, hepimiz yapacağız. Her cami aynı zamanda birer mektep olmalı. Camiye gelenler, gelmeyenler, mahallenin insanları sizin talebeniz.”

Diyanet ayrıca öğrenci yurtlarındaki faaliyetlerini de artırdı. Örneğim 2016’da Diyanet, “Manevi Rehberlik” projesini başlattı. Sadece o yıl Diyanet, Türkiye’nin çeşitli yerlerindeki yurtlara 559 “manevi rehber” atadı. Bu manevi rehberlerin görevleri arasında “öğrencilere makale ve kitaplar önermek, anketler yapmak ve sempozyumlar düzenlemek” de vardı.

“Eğitimin dinselleştirilmesinden söz ederken sadece imam hatiplerin sayısının artmasını kastetmiyoruz elbette. Hiçbir kontrol ve denetim olmadan okullara sokulan cemaat ve tarikatlar var. Çocuklara değerler eğitimi, seminer adı altında ideolojilerini pompalıyorlar. Tek taraflı, farklı olanı düşmanlaştıran bir dil kullandıklarını biliyoruz. Bu tedrisattan geçen çocukların da farklı düşünenlere ‘düşman’ anlayışı ile baktıklarını görüyoruz.

Yoksul ve çok çocuklu ailelerin çocuklarını bu kuruluşların yurtlarına verdiklerini görüyoruz. O yurtlarda yaşananlarla ilgili en küçük derdi olmayanların karma eğitim verilen okullarda iki çocuğun yan yana oturmasını, el ele tutuşmasını sorun etmelerini anlamak mümkün değil. Onun için biz ülkemizin geleceğine dair kaygılıyız. Benzer adımların atıldığı Afganistan gibi ülkelere bakınca sürecin nereye gittiğini görülebilir. Türkiye’de böyle bir şeye izin vermeyeceğiz.”

"Ne Mutlu Türküm Diyene" Spotify ve iTunes da Yayında!

"NE MUTLU TÜRKÜM DİYORUZ"

PH ANDROİD UYGULAMASI

PARLAMENTO HABER Android Uygulaması

En güncel haberlere PARLAMENTO HABER ile ulaşın

Canlı bildirim özelliği ile son dakika haberlerini kaçırmayın!

Google Play'den alın