SON DAKİKA

Bilirkişi Raporu da Sayıştay’ı Doğruladı: Amasra’da Facia Göz Göre Göre Gelmiş

41 madenciye mezar olan maden sahasına yönelik hazırlanan ön bilirkişi raporu ile İletişim Başkanlığı ve TTK’nin, “Dezenformasyon içeriyor” dediği Sayıştay raporundaki benzerlik dikkat çekti. Facianın göz göre göre geldiği gözler önüne serilirken Avukat Aydın, “İşletme müdürü, yöneticileri, Amasra TTK’nin ve Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun tepe yöneticileri sorumludur” dedi.

Bu haber 02 Kasım 2022 - 16:00 'de eklendi.
Abone ol

Amasra’da 41 madencinin yaşamını yitirdiği maden faciasına yönelik ön bilirkişi raporundaki tespitler ile Sayıştay’ın facianın yaşandığı maden sahasına yönelik 2020 Yılı Denetim Raporu’nun benzerliği facianın göz göre göre geldiğini ortaya koydu. Sayıştay’ın kazadan iki yıl önce kayda alarak raporuna yansıttığı riskli uygulamalar bilirkişi raporundaki tespitlerle doğrulandı.

 Amasra Bartın’da 41 işçiye mezar olan maden sahasındaki faciaya davetiye çıkaran eksiklikler, 2020 yılında Sayıştay raporlarında sıralandı. Facianın yaşandığı tesise yönelik hazırlanan bilirkişi raporunda, “Yetersiz ve etkisiz havalandırmanın” kazanın temel nedenlerinden biri olduğu belirtilirken TTK Amasra TİM 2020 Yılı Sayıştay Denetim Raporu’nda da havalandırma sorununa dikkat çekildi. Bilirkişi raporunda üzerinde durulan havalandırma eksikliğine yönelik Sayıştay raporunda, olası facianın önüne geçilmesi için şu uyarıda bulunuldu: “Hayati önem arz eden havalandırmanın devamlılığı, merkezi gaz izleme servisi tarafından 24 saat takip edilmesi gereken tehlikeli gazların ölçülmesi için gerekli sistemlerin kurulması, bu sistemlerin arıza ve bakım çalışmalarının eksiksiz ve zamanında yapılabilmesi, bu durumun işçi sağlığı ve iş güvenliği açısından olumsuz sonuçlara sebep olmaması için müessesenin tamir, bakım onarım, noksanlıkları giderilmelidir.” Bilirkişi raporunda, madendeki teknik personel sayısının eksikliğine de vurgu yapıldı. Kazanın nedenleri arasında sıralanan personel eksikliği yine 2020 yılında Sayıştay’ın dikkati çektiği kusurlar arasında yer aldı. Bilirkişi raporunda, “İşletmede, yeraltında farklı kartiye ve birimlerde yapılan tüm teknik işleri tek bir vardiya mühendisi ile denetlemenin ve yönetmenin yetersiz kalacağı aşikardır. Bu kusur kazanın meydana gelmesinde etkendir” denilirken Sayıştay Raporu’nda da şunlar yazıldı:

“Müessesede nitelikli eleman eksikliği nedeniyle birleştirilmiş olan harici elektrik, kuyu elektrik ve telefon santralı servisleri, üç vardiya üretim yapılmasına rağmen yine personel yetersizliği nedeni ile sadece gündüz vardiyasında çalışma yapmaktadır. Gündüz vardiyası dışındaki arızalara anında müdahale edilememektedir. Dolayısıyla yeraltı haberleşme sisteminde uzun süreli kesintiler olabilmekte, kuyu ihraç sisteminde ve yerüstü elektrik tesislerinde önemli aksamalar meydana gelebilmektedir.” Madencilere mezar olan kazaya yönelik ön bilirkişi raporunda öte yandan, olaya sadece grizu patlamasının yol açamayacağının da altı çizildi. Raporda, madendeki patlamanın yaşandığı saat olan 18.05’te metan gazının yüzde 1,55 olarak ölçüldüğü ve gaz izleme sisteminin alarm verdiği bildirildi. Sayıştay raporunda ise “Müessesede son yıllarda üretimi olumsuz etkileyen faktörler” olarak metan gazı artışının da aralarında olduğu, üretim ile birlikte işçi sağlığını da tehdit eden bazı etkenlere yönelik şunlar kayda geçirildi:

•Metan gazı, CO gazı yükselmeleri (oksidasyon),

•Ocakların derinleşmesi ve genişlemesi, derinlik ve genişlik olarak ocak açıklığının fazla olması,

•Ayaklara yeterli sayıda işçi tertip edilememesi, ayak çalışma boyu oranlarının düşmesi.

Avukat Derviş Emre Aydın, Sayıştay Raporu’ndaki uyarılar dikkate alınarak gerekli işlemler yapılsaydı facianın yaşanmayacağını söyledi. Sayıştay’ın denetim raporunda sıralanan eksikliklerin ön bilirkişi raporundaki eksiklikler ile aynı olmasına yönelik, “Facia göz göre göre gelmiş” değerlendirmesinde bulunan Aydın, “Dolayısıyla işletme müdürü, yöneticileri, Amasra TTK’nin ve hatta Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun tepe yöneticileri bu kazadan direkt sorumludur” dedi.

‘AKŞAM EVE DÖNER MİYİM’ KORKUSU YAŞAMAYALIM

İstanbul Davutpaşa’da kaçak olarak faaliyet yürüten bir maytap atölyesinde 31 Ocak 2008 tarihinde meydana gelen patlamada 20’si işçi 21 kişinin hayatını kaybetmesi ve 130 kişinin de yaralanmasına ilişkin yargılamalar yeniden başladı. Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) verdiği kararın ardından yeniden başlatılan yargılama süreci kapsamında ilk duruşma dün Bakırköy Adliyesi 6. Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Önceki davalarda patlamada sorumluluğu olan 3 sanık için beraat, bina sahibi olan 2 sanık için ayrı ayrı 5 yıl 6 ay hapis cezası, belediye çalışanı 5 sanık hakkında da ‘taksirle öldürme’ suçundan mahkûmiyet kararı verildi. AYM ise patlamada sorumluluğu bulunanların ‘‘cezasızlıkla ödüllendirilmesine’’ karşı, etkili soruşturma yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiğine ve yeniden yargılama yapılmasına karar verdi. AYM’nin verdiği bu kararla patlamada sorumluluğu bulunan belediye yetkililerinin yeniden yargılanmasının önü açıldı.

İLK DURUŞMA GÖRÜLDÜ

Bakırköy Adliyesi 6. Ceza Mahkemesi’nde görülen davada patlamada sorumluluğu bulunan 4 kamu görevlisi yeniden hâkim karşısına çıktı. Önceki duruşmada kararı veren hâkim bu davanın da heyetinde olduğundan mağdur yakınları reddi hâkim talebinde bulundu. Mahkeme heyeti talebi kabul ederek davayı 1 Şubat 2023 tarihine erteledi. Duruşma sonrası patlamada hayatını kaybeden işçilerin yakınları ve avukatlar Bakırköy Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı. Patlamada eşi Hüseyin Tayranoğlu’nu kaybeden Fadime Tayranoğlu ‘‘Bizim 15 yıldır mücadelemizin nedeni iş cinayetleri olmasın diye. Sabah evden çıkarken ‘akşam eve dönebilecek miyim’ korkusunun olması. Ben bir işyerine gidip çalışıyorsam, güvenli bir şekilde çalışacağıma inanayım. Bu yüzden bunun mücadelesini vereceğim’’ dedi. Basın açıklamasında söz alan Av. Özlem Özkan ise ‘‘Bu kadar uzun süredir devam eden ve sorumluların gerçekten etkin bir şekilde yargılanmadığı, cezalandırılmadığı bir süreçle karşı karşıyayız. Bugün 15 yıllık hukuk mücadelesinin AYM kararı sonrasında yeniden yargılama yapılmasıyla ilgili ilk duruşmasındayız. Bugünkü duruşmada bu kadar uzun süredir devam eden davayla ilgili kısa bir beyanda bulunduk ve taleplerimizi sunduk. Ancak mahkemede bir önceki başkan hâlâ görev yaptığı için ve bu yargılamaya bakamayacağı için dosyanın 7. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verildi. Biz 1 Şubat’ta taleplerimizi yeniden ileteceğiz’’ ifadelerini kullandı.

LİYAKATSİZLİK YİNE ÖLÜM GETİRDİ

Faciaya yönelik ön bilirkişi raporu, TTK’deki liyakatsiz görevlendirmeleri de bir kez daha tartışmaya açtı. Toplam sekiz işçinin öldüğü Kozlu’daki maden faciasının ardından yargılanan ve ceza alan Kazım Eroğlu, TTK Genel Müdürü olarak atandı. Muhalefet, Eroğlu’nun iktidar tarafından korunduğunu savunarak, “Görevden alınması ve cezalandırılması için daha kaç madencinin ölmesi gerekiyor?” diye sordu.

KAYNAK: BİRGÜN

Amasra’da 41 madencinin yaşamını yitirdiği maden faciasına yönelik ön bilirkişi raporundaki tespitler ile Sayıştay’ın facianın yaşandığı maden sahasına yönelik 2020 Yılı Denetim Raporu’nun benzerliği facianın göz göre göre geldiğini ortaya koydu. Sayıştay’ın kazadan iki yıl önce kayda alarak raporuna yansıttığı riskli uygulamalar bilirkişi raporundaki tespitlerle doğrulandı.

 Amasra Bartın’da 41 işçiye mezar olan maden sahasındaki faciaya davetiye çıkaran eksiklikler, 2020 yılında Sayıştay raporlarında sıralandı. Facianın yaşandığı tesise yönelik hazırlanan bilirkişi raporunda, “Yetersiz ve etkisiz havalandırmanın” kazanın temel nedenlerinden biri olduğu belirtilirken TTK Amasra TİM 2020 Yılı Sayıştay Denetim Raporu’nda da havalandırma sorununa dikkat çekildi. Bilirkişi raporunda üzerinde durulan havalandırma eksikliğine yönelik Sayıştay raporunda, olası facianın önüne geçilmesi için şu uyarıda bulunuldu: “Hayati önem arz eden havalandırmanın devamlılığı, merkezi gaz izleme servisi tarafından 24 saat takip edilmesi gereken tehlikeli gazların ölçülmesi için gerekli sistemlerin kurulması, bu sistemlerin arıza ve bakım çalışmalarının eksiksiz ve zamanında yapılabilmesi, bu durumun işçi sağlığı ve iş güvenliği açısından olumsuz sonuçlara sebep olmaması için müessesenin tamir, bakım onarım, noksanlıkları giderilmelidir.” Bilirkişi raporunda, madendeki teknik personel sayısının eksikliğine de vurgu yapıldı. Kazanın nedenleri arasında sıralanan personel eksikliği yine 2020 yılında Sayıştay’ın dikkati çektiği kusurlar arasında yer aldı. Bilirkişi raporunda, “İşletmede, yeraltında farklı kartiye ve birimlerde yapılan tüm teknik işleri tek bir vardiya mühendisi ile denetlemenin ve yönetmenin yetersiz kalacağı aşikardır. Bu kusur kazanın meydana gelmesinde etkendir” denilirken Sayıştay Raporu’nda da şunlar yazıldı:

“Müessesede nitelikli eleman eksikliği nedeniyle birleştirilmiş olan harici elektrik, kuyu elektrik ve telefon santralı servisleri, üç vardiya üretim yapılmasına rağmen yine personel yetersizliği nedeni ile sadece gündüz vardiyasında çalışma yapmaktadır. Gündüz vardiyası dışındaki arızalara anında müdahale edilememektedir. Dolayısıyla yeraltı haberleşme sisteminde uzun süreli kesintiler olabilmekte, kuyu ihraç sisteminde ve yerüstü elektrik tesislerinde önemli aksamalar meydana gelebilmektedir.” Madencilere mezar olan kazaya yönelik ön bilirkişi raporunda öte yandan, olaya sadece grizu patlamasının yol açamayacağının da altı çizildi. Raporda, madendeki patlamanın yaşandığı saat olan 18.05’te metan gazının yüzde 1,55 olarak ölçüldüğü ve gaz izleme sisteminin alarm verdiği bildirildi. Sayıştay raporunda ise “Müessesede son yıllarda üretimi olumsuz etkileyen faktörler” olarak metan gazı artışının da aralarında olduğu, üretim ile birlikte işçi sağlığını da tehdit eden bazı etkenlere yönelik şunlar kayda geçirildi:

•Metan gazı, CO gazı yükselmeleri (oksidasyon),

•Ocakların derinleşmesi ve genişlemesi, derinlik ve genişlik olarak ocak açıklığının fazla olması,

•Ayaklara yeterli sayıda işçi tertip edilememesi, ayak çalışma boyu oranlarının düşmesi.

Avukat Derviş Emre Aydın, Sayıştay Raporu’ndaki uyarılar dikkate alınarak gerekli işlemler yapılsaydı facianın yaşanmayacağını söyledi. Sayıştay’ın denetim raporunda sıralanan eksikliklerin ön bilirkişi raporundaki eksiklikler ile aynı olmasına yönelik, “Facia göz göre göre gelmiş” değerlendirmesinde bulunan Aydın, “Dolayısıyla işletme müdürü, yöneticileri, Amasra TTK’nin ve hatta Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun tepe yöneticileri bu kazadan direkt sorumludur” dedi.

‘AKŞAM EVE DÖNER MİYİM’ KORKUSU YAŞAMAYALIM

İstanbul Davutpaşa’da kaçak olarak faaliyet yürüten bir maytap atölyesinde 31 Ocak 2008 tarihinde meydana gelen patlamada 20’si işçi 21 kişinin hayatını kaybetmesi ve 130 kişinin de yaralanmasına ilişkin yargılamalar yeniden başladı. Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) verdiği kararın ardından yeniden başlatılan yargılama süreci kapsamında ilk duruşma dün Bakırköy Adliyesi 6. Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Önceki davalarda patlamada sorumluluğu olan 3 sanık için beraat, bina sahibi olan 2 sanık için ayrı ayrı 5 yıl 6 ay hapis cezası, belediye çalışanı 5 sanık hakkında da ‘taksirle öldürme’ suçundan mahkûmiyet kararı verildi. AYM ise patlamada sorumluluğu bulunanların ‘‘cezasızlıkla ödüllendirilmesine’’ karşı, etkili soruşturma yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiğine ve yeniden yargılama yapılmasına karar verdi. AYM’nin verdiği bu kararla patlamada sorumluluğu bulunan belediye yetkililerinin yeniden yargılanmasının önü açıldı.

İLK DURUŞMA GÖRÜLDÜ

Bakırköy Adliyesi 6. Ceza Mahkemesi’nde görülen davada patlamada sorumluluğu bulunan 4 kamu görevlisi yeniden hâkim karşısına çıktı. Önceki duruşmada kararı veren hâkim bu davanın da heyetinde olduğundan mağdur yakınları reddi hâkim talebinde bulundu. Mahkeme heyeti talebi kabul ederek davayı 1 Şubat 2023 tarihine erteledi. Duruşma sonrası patlamada hayatını kaybeden işçilerin yakınları ve avukatlar Bakırköy Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı. Patlamada eşi Hüseyin Tayranoğlu’nu kaybeden Fadime Tayranoğlu ‘‘Bizim 15 yıldır mücadelemizin nedeni iş cinayetleri olmasın diye. Sabah evden çıkarken ‘akşam eve dönebilecek miyim’ korkusunun olması. Ben bir işyerine gidip çalışıyorsam, güvenli bir şekilde çalışacağıma inanayım. Bu yüzden bunun mücadelesini vereceğim’’ dedi. Basın açıklamasında söz alan Av. Özlem Özkan ise ‘‘Bu kadar uzun süredir devam eden ve sorumluların gerçekten etkin bir şekilde yargılanmadığı, cezalandırılmadığı bir süreçle karşı karşıyayız. Bugün 15 yıllık hukuk mücadelesinin AYM kararı sonrasında yeniden yargılama yapılmasıyla ilgili ilk duruşmasındayız. Bugünkü duruşmada bu kadar uzun süredir devam eden davayla ilgili kısa bir beyanda bulunduk ve taleplerimizi sunduk. Ancak mahkemede bir önceki başkan hâlâ görev yaptığı için ve bu yargılamaya bakamayacağı için dosyanın 7. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verildi. Biz 1 Şubat’ta taleplerimizi yeniden ileteceğiz’’ ifadelerini kullandı.

LİYAKATSİZLİK YİNE ÖLÜM GETİRDİ

Faciaya yönelik ön bilirkişi raporu, TTK’deki liyakatsiz görevlendirmeleri de bir kez daha tartışmaya açtı. Toplam sekiz işçinin öldüğü Kozlu’daki maden faciasının ardından yargılanan ve ceza alan Kazım Eroğlu, TTK Genel Müdürü olarak atandı. Muhalefet, Eroğlu’nun iktidar tarafından korunduğunu savunarak, “Görevden alınması ve cezalandırılması için daha kaç madencinin ölmesi gerekiyor?” diye sordu.

KAYNAK: BİRGÜN

BUGÜN ÇOK OKUNANLAR

BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR