
Meslek odaları, demokratik kitle örgütleri, milletvekilleri, sendikaların da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi Mustafa Kemal Atatürk’ün şartlı bağışı ile halka bağışladığı Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ) arazisinin ABD Büyükelçiliği’ne satışına ilişkin, Ankara Adliyesi’nde suç duyurusunda bulunmuştu.
Atatürk toprağının Amerikalılara peşkeş çekilmesi bir siyasal partiyi harekete geçirdi. Halkın Kurtuluşu Partisi (HKP), Atatürk Orman Çiftliğini ABD’ye satanlar hakkında, “Zimmet (TCK 247. md.)”, “Denetim Görevinin İhmali” (TCK 251. Md.) ve “Görevi Kötüye Kullanma ve Görevi İhmal (TCK 257/1, 257/2 Md)”den suç duyurusunda bulunduğunu açıkladı.
HKP’nin Merkez Komitesinden yapılan açıklama şöyle:
ATATÜRK ORMAN ÇİFTLİĞİ ARAZİSİNİ ABD TOPRAĞI YAPANLAR
HALKA HESAP VERECEK!
Partimiz, on beş yıldır, avazı çıktığı kadar feryat ediyor;
Bunlar, iktidarlarını ağababaları AB-D Emperyalistlerine borçlular…
Bunlar için, vatan, millet, ulusal değerlerin korunması, tam bağımsızlık gibi erdemlerin hiçbir önemi yoktur…
Bunlar; ümmetçi bir toplum özlemiyle ülkemizi Ortaçağın karanlıklarına götürmek istiyorlar…
Bunların tek bildikleri şey; vurgun, talan, hırsızlık, kamu malı aşırmak, hile, hurda, kendilerinin ve yakınlarının zenginliklerini kat kat artırmak…
Bunlar, ülkemizi hızla bir felaketin eşiğine getirdiler. Eşbaşkanlığını yaptıkları BOP ile Yeni Sevr’i yaşama geçirmek için kardeşi kardeşe düşman ettiler, ülkemizi halklar boğazlaşmasının eşiğine getirdiler, Suriyeleştirdiler…
Bunlar, Cumhuriyetin kazanımları olan Kamu Mallarını yandaşlarına, yerli-yabancı Parababalarına peşkeş çektikleri gibi vatan topraklarımızın işgal edilmesine de seyirci kalmaktalar…
Bunlar, Birinci Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızın komutanlarına, simgelerine düşmandırlar, diye…
Daha doğrusu bunların, yerli yabancı Parababalarının emriyle bu ülkeye yaptıkları ve yapmakta oldukları kötülükleri, ihanetleri saymakla bitiremeyiz.
Bu ihanetlerden bir tanesi de Batılı Emperyalistlerin çizmeleri altından kurtarılan Anadolu’nun yeni başkenti Ankara’nın bataklığı ve kıraç topraklarının üretken bir çiftliğe dönüştürüldüğü Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ)’nin ABD’lilere peşkeş çekilmesidir.
Son günlerde basında çıkan haberlere gere AOÇ’nin 37 bin metrekarelik bir bölümü Büyükelçilik yapılması için ABD’ne tahsis edilmiştir.
Aslında bu tahsis, yıllara yayılan hukuki hülle ile aşama aşama gerçekleştirilmiştir.
Önce sözde AOÇ’ni koruma ve yönetme kanunu çıkarılmış, ardından yöneticilere devir ve kiralama yetkileri verilmiştir. 1976 yılında MC Hükümetleri tarafından, 1983’te de 12 Eylül Faşist Cuntası tarafından çıkartılan yasalarla 15 bin dekara yakın çiftlik alanı çeşitli kuruluşlara satılmıştır. Yine özel yasalarla çiftlik arazisi içinde yer verilen Sümerbank, Tekel, Zirai Donatım Kurumu gibi kuruluşlar 1994 yılında çıkartılan Özelleştirme Yasasıyla Parababalarına peşkeş çekilince, buraları da AOÇ arazisinin dışına çıkartmış oldular.
Böyle böyle yeni kişi mülkleri oluşturulmaya başlanan AOÇ arazinde, 2005 yılı itibariyle toplamda 22.078 dekar kayıp oluşmuştur. Bu miktar, Mustafa Kemal’in vasiyeti ile Halka bağışlanmış olan toplam arazinin % 42’sine eşittir.
2823 sayılı Kanun ile 1983 yılında Gazi Üniversitesine devredilen AOÇ arazisi, Gazi Üniversitesi tarafından 2011 yılında Toplu Konut İdaresine devredilmiştir. Amaç “Tıp Fakültesi” yapımıdır.
2012 yılında bu kez devreye Ankara Büyükşehir Belediyesi girerek, söz konusu arazide plan değişikliği yapmış ve alanları konut ve ticaret alanına çevirmiştir.
Bu plan değişikliğinden faydalanan TOKİ ve Dışişleri Bakanlığı, ABD temsilcileri ile görüşmeye başlamışlar ve “Diplomatik İlişkiler Hakkında Viyana Sözleşmesi”nde tanımlanan “misyon binası” olarak kullanılmak üzere bu arazinin ABD Elçiliğine satışı için mutabık kalmışlardır. İşte peşkeş bu hülle yoluyla çok ortaklı suçlular çetesince tamamlanmıştır.
Bu durum, “Bağış mektubunda arazinin yeşillendirilerek korunması ve geliştirilmesi temel amaç olmasına rağmen, zaman içinde çok değerlenen boş arazilere yönelik talepler ve tecavüzlerin artmasına engel olunamamıştır.” denilerek Sayıştay’ın 2011 ve 2012 yılları raporlarına da geçmiştir.
Üstelik Sayıştay 2011 raporunda, bu arazilerin AOÇ’ye yeniden kazandırılması gerektiğini da açıkça söylemiştir.
Oysa AOÇ; Mustafa Kemal tarafından 1937 yılında hazırlanan Vasiyetname ile Halka bağışlanırken, üzerindeki bütün zirai işletmelerin donanımları ile birlikte ve zirai üretim birimi olarak korunması ve işlerliğinin devam ettirilmesi şartı ile devredilmiştir. Ayrıca Vasiyetname’ye, AOÇ üzerinde arazi ıslahı ve düzenlenmesi yapılması, çevrenin güzelleştirilmesi, halka gezecek-eğlenecek ve dinlenecek sağlıklı yerler sağlanması, halka nefis ve katıksız gıda maddeleri üretilmesi ve temini amacı açıkça belirtilerek bunların gerçekleştirilmesi yükümlülüğü konulmuştur.
AOÇ; Bağımsızlığın, Halkçılığın, Kolektif üretimin, insan ve doğaya saygının simgesidir. AOÇ sayesinde Ankara’nın sivrisinek yatağı bataklıkları yemyeşil ve üretken topraklara dönüştürülmüştür. Elde edilen kaliteli, organik ve güvenilir ürünler halkın tüketimine ucuz fiyatla sunularak ulusal ekonomiye de katkıda bulunulmuştur. Bugün bile AOÇ ürünleri (her ne kadar çok az bulunsa da) güvenle tüketilmektedirler
Ama bu vurguncular, Vasiyetname’nin hukuki içeriğine uymak bir yana, Danıştayın açıkça kanunsuzdur diye verdiği kararlara rağmen ve Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 07.05.1998 tarih ve 5742 sayılı Kararı ile birinci derece SİT alanı olarak ilan edilmiş olan AOÇ’nin bağrına bir hançer gibi sapladıkları Kaçak Saray’larıyla birlikte ağababalarına Büyükelçilik binasını da tahsis etmiş durumdalar.
Yani BOP Eşbaşkanının Kaçak Sarayı ile ABD’nin Büyükelçiliğini aynı miras arazi üzerinde, AOÇ’de bir araya getiriyorlar. Böylece “Mustafa Kemal’in izini tozunu birlikte sildik” mesajı veriyorlar.
Emperyalist çakalları ve Yerli İşbirlikçilerini geldikleri gibi gönderen Kuvayımilliye komutanından ve ulusumuzdan intikam almış oluyorlar.
Emperyalist ağababaları fırsatı kaçırır mı?
Bu, açıkça suçtur.
Cumhuriyet’e, onun kurucu önderine ve Birinci Kuvayımilliyecilere ve vatana ihanettir.
Bu nedenle, sürecin tüm failleri hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına Suç Duyurusunda bulunduk.
Bu suçun zamanaşımı yoktur ve HKP öncülüğünde başarılacak olan İkinci Kurtuluş Savaşı ile kurulacak Demokratik Halk İktidarında, her ne sebeple olursa olsun başka kişi, kurum ve kuruluşların ya da devletlerin eline geçmiş olan AOÇ arazisi geri alınacak, Vasiyetname’de belirtilen esaslara göre yeniden Halkın kullanımına sunulacaktır.
AKP’giller’in Birinci Kuvayimilliye kazanımlarımıza karşı yürüttüğü sistemli saldırılar karşısında halkımızı duyarlı olmaya ve HKP saflarında mücadeleye çağırıyoruz. 23.08.2017