SON DAKİKA

AKP Selçuklu Kadın Kolları Başkan Yardımcısı, Dr. Ekrem Karakaya’nın Ölümünü Protesto Eden Doktorları Hedef Aldı!

AKP Selçuklu Kadın Kolları Başkan Yardımcısı İlknur Aktaş, Dr. Ekrem Karakaya’nın görev başında öldürülmesinin ardından sosyal medyadan skandal bir yorumda bulundu.

Bu haber 07 Temmuz 2022 - 14:04 'de eklendi.
Abone ol

Cumhuriyet’ten Mehmet Oflaz’ın haberine göre; Konya Şehir Hastanesi’nde bir kişi, Kardiyoloji Uzmanı Ekrem Karakaya’yı tabancayla başına ateş ederek yaraladı. Saldırgan, ardından aynı tabancayla kendi kafasına ateş edip intihar girişiminde bulundu. Saldırıya uğrayan doktor ve saldırgan yaşamını yitirdi. 

Öte yandan Konya Şehir Hastanesi çalışanları, “Doktora uzanan eller kırılsın” sloganı atarak iş bırakma eylemi yaptı. Poliklinik muayeneleri durduruldu. Türk Tabipleri Birliği (TTB), Karakaya’nın Konya Şehir Hastanesi’nde görevi başında uğradığı silahlı saldırı ile yaşamını yitirmesinin ardından 2 gün boyunca iş bırakma kararı aldı. En son Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Karakaya’nın öldürülmesine ilişkin haberlere yayın yasağı getirdi.

AKP Selçuklu Kadın Kolları Başkan Yardımcısı İlknur Aktaş ise, Karakaya’nın katledilmesinin ardından sosyal medyadan skandal bir yorumda bulundu. Doktorların iş bırakmasını eleştiren Aktaş, “Ne kadar protesto yapmaya hazırlarmış, oturun da bir arkadaşınıza ağlayıp üzülün” ifadelerini kullandı.

“KINIYORUM”

Türk Tabipleri Birliği (TTB) İkinci Başkanı Dr. Ali İhsan Ökten, Genel Sağlık-İş Genel Başkanı Dr. Derya Uğur ile Prof. Dr. Bengi Başer konuya ilişkin görüşlerini Cumhuriyet.com.tr ile paylaştı.

AKP’li Aktaş’ın açıklamasını kınayan Ökten, “Yıllarca gece gündüz çalışan, okuyan, ülkesine hizmet eden, birçok hastayı sağlığına kavuşturan üstelik bir eşi ve iki çocuğu olan bir meslektaşımız için öncelikle bu kişinin bir başsağlığı mesajı, üzüntülerini bildiren, sağlıkta şiddeti kınayan bir açıklama yayımlaması gerekirdi. Bunları yapmadığı gibi katledilen bir meslektaşımız için yaptığımız açıklamaları, iş bırakmaları bu olayı bir bahane olarak gösteren bu kişiyi kınıyorum” ifadelerine yer verdi. 

Ökten, “Yıllardır iktidarlarında, sağlıkta ve ülkenin geneline şiddet tohumları, sevgisizlik ektiler. Bunlar duygularını kaybetmişler. Yarattıkları bu ortamın katilleri, meslektaşımızı katletti. Tabii ki protesto edeceğiz. Bizler duygularımızı henüz yitirmedik. Meslektaşımız için tüm Türkiye ağlıyor ve üzülüyor” diyerek açıklamasını sonlandırdı. 

“ARTIK CANIMIZA TAK ETTİ”

Uğur,”Konya Şehir Hastanesi’nde yaşanan canice katliamda kaybettiğimiz arkadaşımız için bugün içimiz kan ağlarken Konya AKP Selçuklu Kadın Kolları Başkan Yardımcısı İlknur Aktaş’ın yaptığı açıklama sağlık çalışanlarının yaşadığı sıkıntılara sebep olanların apaçık göstergesidir” diye konuştu.

Atatürk'ün Katilleri - Hüseyin Hakkı Kahveci

Uğur açıklamasının devamında, “Siyasi iktidarın yurttaşı şiddete yönlendiren söz ve söylemleri bugün bir hekim arkadaşımızı daha bizden koparmıştır. Acımız çok büyüktür. Bu yaşanan acının son bulması için, sesimizi duymayanlara sesimizi duyurmak için, bugüne kadar mücadele ettik. bugünden sonra da bütün sağlık meslek örgütleri ile beraber daha da birlik beraberlik içinde haykırmaya devam edeceğiz. Artık canımıza tak etti. AKP’li İlknur Aktaş siz koltuğunuzu korumak için birilerine şirinlik yapmaya çalışsanız da sizin sağlık probleminiz olduğunda sizi tedavi etmek için yine biz burada görevimizin başında olacağız” ifadelerine yer verdi. 

“HEM SUÇLU, HEM DE GÜÇLÜ OLMAK İŞTE BÖYLE BİR ŞEY”

“Ortada bir katliam var” diyen Başer, şöyle devam etti:

“Devletin koruma çatısı altında yer almaya layık görülmeyen dünyanın en kutsal mesleklerinden biri olan hekimlik var. Oysa bir hekim maddi, manevi ne güçlüklerle yetişiyor. Bir ömür adanıyor bu mesleğe ve ne olduğu belirsiz, öfke kontrolü yapamayan birinin, namlusunun ucunda sonlanıyor bu ülkenin bir değerinin yaşamı. Hem o cana, hem geride bıraktıklarına, hem de bir hekimin yitişine üzülmek, devletin yapamadıklarını sorgulamak yerine, malum zihniyete mensup biri hiç çekinmeden hekimlerin bu durumu protesto etme hakkı için bile seviyesiz, zehirli ve çirkin bir dil kullanma cüreti gösterebiliyor.

Haline hep şükret, ses çıkarma yani sus deniyor. Her konuda oluşabilecek herhangi bir tepkinin hep bireysel, kendi köşesinde kalması, dillendirilmemesi, bu hakim zihniyetin bir başarısızlığı olarak algılanmaması isteniyor. Hem suçlu, hem de güçlü olmak işte böyle bir şey…”

BUGÜN ÇOK OKUNANLAR

BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR