Demokrasi tramvayının ” Ulan ahlaksız!” durağı…

Demokrasi tramvayının ” Ulan ahlaksız!” durağı…
Yayınlama: 30.01.2018
6
A+
A-
”Peki insanımızın tamamı, hepsi mi böyle?”
Siyaset dilinde hanımefendi, beyefendi düzeyinden “Ulan ahlaksız!” düzeyine geldik.
Aslında siyasi söylemde indik mi desek daha dogru olur? Hatta dibe vurduk? Hatta uslüp magma tabakasında?
Ne bekliyor, ne umuyorduk? Sokaktaki insanımız birbirine hangi tutum ve davranışlar içerisindeyse “Vekaleti vereyim de ülkeyi yönetsin” dedikleri aynı çizgide.
Peki insanımızın tamamı, hepsi mi böyle?
Genellemeler elbette bizi hatalı sonuçlara götürebilir fakat resmin bütününde manzara benzere yakın biçimde.
Cumhurbaşkanlığı sistemi tabir edilen, bir sandıkla tercihimizi belirtmeye zorunlu bırakıldığımız ve henüz yurttaş kararı tecelli etmeden uzunca bir süredir “tek adam” rejiminin sonuna kadar uygulandığı bir sistemle yaşamak zorunluluğu içerisindeyiz.
Seviye de ortada.
”Sanki ali kıran baş kesen.”
Her fırsatta toplumu bölen, ötekileştiren, birbirine düşüren, ayrıştıran, insanlar arasına kin ve nefret tohumları eken bir söylem.
“Sorunlu” bir tutum.
“Sorumsuz” bir davranış örneğidir sergilenen. Ölçü yok, perva hak getire, Yenikapı durağından kalkan “Ulan ahlaksız!” güzergahında seyreden.
Şimdilik Allah’tan ellerinde levye yok, gel gelelim, nefret ve kin sarıkta durduğu gibi durmuyor arkadaş, bir devlet adamı ehli değil de sanki ali kıran baş kesen.
Memlekette Hakim var, Savcı var, yasa var, kanun, mahkeme var derseniz eğer, çok beklersiniz. Bu gidişle, böyle giderse ki eğer, daha da çok beklersiniz be muhterem.
”Düşünen insana düşman!”
Tam bir korku düzenin bataklığında, astığı astık, kestiği kestik bir düzen. Düzen de lafın gelişi hani hanımlar ve beyler.
“Demokrasi bir araçtır, gideceğimiz yere vardığımızda ineriz” dedikleri yerdeler.
Demokrasi ” Ulan ahlaksız” dilindeler.
Kötü söz sahibine aittir derler.
Meramımızı Nazım ustadan bir şiirle bitirelim sevgili dostlar.
Kıssadan hissedir bu dizeler.
“Onlar ümidin düşmanıdır, sevgilim,
akar suyun
meyve çağında ağacın,
serip gelişen hayatın düşmanı.
Çünkü ölüm vurdu damgasını alınlarına :
Çürüyen diş, dökülen et,
bir daha geri dönmemek üzere yıkılıp gidecekler,
Ve elbette ki, sevgilim, elbet,
dolaşacaktır elini kolunu sallaya sallaya,
dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle,
işçi tulumuyla,
bu güzelim memlekette hürriyet.
Bursa da havlucu Recebe,
Karabük fabrikasında tesviyeci Hasana düşman,
fakir köylü Hatçe kadına,
ırgat Süleymana düşman,
sana düşman, bana düşman,
düşünen insana düşman,
vatan ki bu insanların evidir,
sevgilim, onlar vatana düşman…”
Atatürk ile kalın.
Selam ile…
Cem AYAZ
Parlamentohaber/Korku yok !

Türkiye'nin siyaset, medya ve gerçekçi haberlerinin yer aldığı haber portalı