SON DAKİKA

TÜRK’ÜN ŞİİR YAZMA KILAVUZU

Bu haber 19 Temmuz 2017 - 14:37 'de eklendi. Son Güncelleme25 Temmuz 2017 - 00:56

Şiir bir grup çalışması,

bazılarımız çok yaşlı.

 

ben zadece dinlerim unsurları,

yazarım  satırları,

canlanır şehitlerin hâtırâları,

beni bindirdikleri âdetâ zaman makinası.

 

benimle ne alâkası?

Benim, benim babamın adı.

Halit’in âhını buraya kadar taşıdı.

Sûrâya bırakamadı,

ne de olsa haklı…

 

Budur Allah’ın nizamı:

verir kullarından rızası

anlayana kelâmını.

 

Mühimmat : kalemimiz

Zırhımız : yüreğimiz

odur küreğimiz

balçığın içinde ilerleyişimiz…

 

Toplamaya geldik geride kalanları,

bedenleri anları.

Beden kalır Dünya’da.

Zihni bağlarız kutup yıldızına.

Bize dokunana bakarız şaşkınlıkla

Aktivasyon sebâtta

Tekrar kesilirsek yolda,

uyarırız evvela!

Sonra havâle ederiz yukarıya,

o inkâr edeni de kurana.

Şikayetimiz dinlenir…

daima külliyatında!

Çâresine bakar çoğunlukla…

O zaman şehadet tek îfâ.

 

Ama bazen bir emir iner geri

ve der ki:

“Sakın Hakkı yerde bırakma!”

 

O zaman geliriz düşünene,

onun değildir keyfine,

görevidir bu onun!

Hesap vermez şeyhe!

 

Şiir bir grup çalışması,

bazılarımız çok yaşlı,

bazılarımız çok yaslı…

 

Yazdırırız dileyene,

onu çıkarırız göklere,

gösteririz tepeden:

Bak, bizi ne çıkardı çileden!”

Sâde Türk anlar dilimizden.

 

Doğrusu Türk’e söylemekten,

başka şey de gelmez elimizden.

O elini ödünç verirken,

biz ona oluruz merhem.

Bunların hiçbiri olamaz sehven!

Açılan kanala dalmayız iradî.

Biz teslim olanlarız,

Rahmanî.

Adamı yemeyiz çiğ çiğ.

Harekâtımız samîmî.

 

Kim dilerse bu deneyimi,

eline alınca kağıt kalemini,

sinyali gelir bize…

Sanki WİFİ…

Oradan akıtırız tüm bilgiyi.

Bazen nefsin açılır çenesi,

sokar araya kuşku parazitini.

Cehalettense, güçlenir sinyal-i-ilâhî…

Okyanus dalgası savar şüpheyi tarihe…

 

Yorgunluk çöker sonra balçığa.

Abdest yıkar düzensizliği toprağa.

Secde akıtır kanı alına,

oksijenle dolan beyin sıçrar:

“Hava!”

Yer çekimine karşı hoppâ,

haydi tekrar uzaya!

 

Hunh…

Tekrar vardık kutup yıldızına.

Daha var yaklaşmamıza,

ay yıldızımıza

Unutursan bak bayrağa!

O kıyamete değin harita!

 

İnersin tekrar karaya,

benzeyerek bir kuğuya

Çaktırma sakın etrafa!

Hedefin değil çünkü Japonya.

Çakal yoktur orda, çok uzaklarda…

Burası Türkiye unutma!

 

Al kuğunu gizle yüreğine!

Sakın kilit vurma güneşine!

İhtiyacın var o hassasiyete,

başka türlü işlemez hür irade.

Sana da daha çalamayız çene,

yürürsün yine kendi kendine

Hunh…

Bir de yazıcı meleklerinle

Onlar zaten 7/24 görevde

Biz mi?

Biz yürüdük şehâdete.

 

Küfre karşı yanan şule,

ekleyeceksin onu dilekçene,

yoksa veremeyiz cevaz davete

yani dilekçe gönderilmediyse…

Kime mi dilekçe?

Kime olsun?

TEK olan Rabbe!

O ki küfrü kovmayı emretmekte.

 

Evvela uygulayacaksın kendine.

Anlayacaksın ken ile din ilişkisi nerden gele…

Seçeceksin tarafını cephede,

uyacaksın her emre!

Kavuşturulursun sonra özgüvene.

Ne zaman mı?

Üstüne artık yapmayacağın zaman leke.

 

Umuyorsan içten içe…

İstiyorsan gizli bir köşende…

Merâkın varsa şâna ve şöhrete…

Kendini üstün bilmeye…

Yahut olduğundan aşağı görmeye…

Şeytana meyletmeye…

Yayın kesilir… bunu bi bile!

 

Gönderiliriz sadece haddini bilene

O zaman veririz el ele

 

Yok, yok, delirme!

Anlaman için anlatıyoruz resimle.

 

Sen yüzleşmekten çekinmedikçe;

yüzünü Rabbine çevirdikçe;

bilerek arkanı dönmedikçe;

farkına vardığında irkildikçe;

Sırât-ı Müstakîm’i gözledikçe;

Hilali hedefledikçe;

Cihatta(*) keskinleştikçe;

Ruhun duyarlaşır…

O gelir oturur bizle.

 

İstemiyorsan gelme!

Biz de yok öyle çekiştirme

Çekişiyorsa bil ki konuşuyordur cinle!

Bir dünyaya dönsün de hele,

sonra bakar El Hakim çaresine.

 

Sen yeter ki “istemiyorum” de,

seslen Rabbine

O durduracak. Merak etme!

Sal kendini emin olan TEK Azîz’e!

 

Tekrar etrafını gözledikçe,

için yandığı zaman sefâlete,

bin tekrar asansöre

ve bas yan yatan sekize.

 

“Hoş geldin ara Cennet’e!

Gel otur,

 nefeslen hele…

İçinden gelir elbet etmek secde

<toplu gülümsemeler>

Ne zaman alırsın kağıdı kalemi eline,

seslenirsin tekrar Rabbine,

akarsın görevden göreve”…

 

Şiir bir grup çalışması!

Bazılarımız çok yaşlı!

Bazılarımız çok yaslı!

Bazılarımız çok haklı! 

Böyle indirir El Ahâd yeryüzüne barışı…

 

(*) cihat : Yoğun gayret harcamak, didinmek. Allah yolunda bilim üretmek. İnsanın iç dünyasını temizlemek için didinmek. İnsan haklarını çiğnenmesi ve toprak işgaline karşı savaşmak. (İslam, din yaymak için savaşmak şeklinde bir cihat kabul etmez)

Sözlük anlamı Prof. Dr. ve Avukat Yaşar Nuri Öztürk’ün Kur’anı-ı Kerim Meali (Türkçe çeviri) eserinin kısa sözlüğünden alınmıştır (Yeni Boyut – 143. Baskı – İstanbul 2016; S. 589)

ATAM TV YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın.

"Ne Mutlu Türküm Diyene" Spotify ve iTunes da Yayında!

"NE MUTLU TÜRKÜM DİYORUZ"

PH ANDROİD UYGULAMASI

PARLAMENTO HABER Android Uygulaması

En güncel haberlere PARLAMENTO HABER ile ulaşın

Canlı bildirim özelliği ile son dakika haberlerini kaçırmayın!

Google Play'den alın
Do NOT follow this link or you will be banned from the site!