SON DAKİKA

BARIŞ PINARI OPERASYONU’NA DAİR ANALİZ

Türk Ordusunun Barış Pınarı Operasyonu, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz ile ilişkisi, ilgili Milli Meseleler.. Türk Milletine tavsiyeler ve Kadim Türk Devlet Aklı’nın planı hakkında, kişisel görüş içeren analiz yazısıdır.

Bu haber 15 Ekim 2019 - 11:07 'de eklendi. 48

Merhaba Tam BAĞIMSIZ Türkiye Sevdalıları,

Türkiye’nin, önceki süreçte, DOĞU AKDENİZ‘de petrol ve doğalgaz aramasının, Kıbrıs’ta ve Ege’de sorunlar yaşamasının, çeşitli nedenlerden dolayı, S400 hava savunma sistemleri almak zorunda kalmasının, Pkk, Ypg, Işid terörü ve Suriyeli göçmenlerle ilgili sorunlarla boğuşmasının, ve sonuçta, TÜRK ORDUSU‘nun geç de olsa Fırat’ın doğusuna girmesinin, birbiriyle çok yakından ilişkisi bulunduğunu biliyoruz.

Barış Pınarı operasyonunun, TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ Bekası için, KADİM TÜRK DEVLET aklının gereği olarak yapılan, uzun vadeli stratejik planın bir parçası olduğunu düşünüyorum.

KADİM DEVLET, bir süredir yeniden ayaktadır. Sorunlar büyüktür, ama çözülmez değildir. TÜRK ORDUSUNUN, Suriye’ye operasyon yapma düşüncesi, Sn. RTE ve ekibinin kendi düşüncesi değildir, sadece mecburen kabul etmiştir.

Bu plan, KADİM TÜRK DEVLETİ aklının ortak ürünüdür. Önce bu hakkı teslim edelim.

Türkiye Cumhuriyeti Devletini yönetmenin sorumlulukları vardır. Sadece, Sn. RTE ye, bu bir kez daha ve son kez ikaz edilerek hatırlatılmıştır.

KADİM DEVLET’in etkisiyle, Sn. RTE’de bu kararı uygulamak için gerekli hazırlıklar yapıldıktan sonra, Türk ordusunu Suriye’ye soktu. Bu düşünce, Sn. RTE, Cumhurbaşkanı olsa da olmasa da gerçekleşecekti. Bir yandan da düşmanımız, insanlık düşmanı, emperyalist üst akıllarla ve onların etkisindeki siyasetçilerin iktidarda olduğu,”Devlet”lerle uğraşacağımızı çok iyi biliyoruz. Bunu göze alarak bir zor da olsa bir karar alıp, uygulamaya başladık.

Barış Pınarı harekatı konusunda, alınması gereken bu riskli kararın esas sebebi, Sn. RTE ve ekibinin Suriye’de ki yanlış politikaları, 17 yıldır ekseni kaymış, kişiliksiz ve rantçı yönetiminin sonucu ve son olarak da bu noktaya gelinmesi idi.

Türkiye’nin Suriye de, beka sorunu yaşamasının bir numaralı sorumlusu, Sn RTE ve ekibinin politikalarıdır. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin öyle ya da böyle başındaki kişi olarak, sorumluluk alma ve hata yaparsa bedel ödeme önceliği, Sn RTE’nin şahsına aittir. Bunu temizlemek de, doğal olarak onun sorumluluğunda idi. Ve Sonra da gereği yapıldı. TÜRK Ordusu Suriye’ye girdi.

Kimi eleştiriler, endişeler vs var tabii ki.. Herkesin bu konudaki bilgisi, algısı ve görüşü farklı olabilir. Ben bunlara cevap verecek değilim. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin payidar kalmasını sağlayan Devlet-İ Ebedi Müddet anlayışının, yani KADİM DEVLET aklının devreye girdiği açıktır, zaman tereddüt zamanı değildir.

Öncelikle bu operasyonu, iç siyasete alet etme ihtimali olan başta iktidar ve sonra muhalefetin sorumluluk duygusuyla hareket etmesini özellikle tavsiye ediyorum. Bu operasyondan, en fazla etkilenecek olan, TÜRK ULUSU’NUN iç siyasete malzeme olmaması çok gereklidir. Algı yönetimine maruz kalmamak lazımdır. Buna dikkat edelim.

Türkiye’yi yöneten güçlerin, iktidarı ve muhalefeti ile nasıl davranmaları lazım geldiği, dikkat etmeleri gereken hususlar bulunmaktadır. En önemli nokta, büyük resmî görmemizdir. İç siyasette bu operasyonun kullanılmamasıdır. Ayrıca Milli menfaatlerin ,kişisel menfaatlerin önünde tutulması. Tüm taktiklerin ifşa edilmemesi.

Stratejik hedeflere göre davranılması da diğer hususlardır. Eğer böyle yapılmazsa ,tüm İktidar bu konuda sorumlu olacak ,bedelini ödeyecektir. Tabii ki bu rejim sistemi ve Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemi gereği, her yapılan ve yapılacak işin, BaşSorumlusu Sn. RTE’dir.

Artık TÜRK MİLLETİ olarak, biz siyasilerin yaptıklarının bedelini peşinen ödemek istemiyoruz. Partiler, Siyasetçiler, Devlet Yöneticileri, aklını başına alsınlar. Türk Milleti olarak KADİM TÜRKLER olarak şunu istiyoruz.

ÖNCE,

Devlet yöneticilerinin hata yapma lüksü yoktur. Hata yaparsa, sorumluluğu, İktidar ve Muhalefet partilerinin ve yöneticilerinin almasını ve gerekirse de başarısızlık halinde, bedelini ödemesini istiyoruz.

Şimdi,

Türkiye, Tüm terör örgütleri ile şehir savaşları gibi çok zor çatışmaları da göze alarak, FIRAT’IN Doğusuna girmiştir.

Hedef 480 km en, 30 ile 80 Km derinliktir

Bu hedefe ulaşma sorumluluğu doğal olarak Sn. RTE ye verilmiştir. Sn. RTE o ya da bu nedenle, bu bahsedeceğim hedeften saparsa, hedefi unutup baskı karşılığında T.C. Devleti onurunu zedeleyecek herhangi birşey yaparsa, emperyalist devlet düşmanlarımızla anlaşırsa, bundan kişisel menfaat, siyasi rant elde etmeye kalkarsa, sonuçlarına katlanacağını kendisi çok iyi bilmektedir veya bilmelidir.

Trump, ABD, Avrupa Birliği, İngiltere, Çin, Rusya, İran vs istekleri bizi şu anda öncelik olarak ilgilendirmez. Karşımızda düşman olarak, küresel sömürgeci sistemin bir bölümü, onların etkilediği Devlet yöneticileri ve Devlet akılları bulunmaktadır. Pkk, Işid, Ypg teröristleri bunların paralı askerleridir.

Bir de ne yazık ki en zayıf halkamız olan karar verici siyasetçilerimiz bulunmaktadır.

Bu zayıf halkaya sesleniyorum.

KADİM DEVLET’in ilk görevi, öncelikle bunları dış düşmanlara karşı uyarmak, gerekirse dış etkilere karşı savunmak, olması gereken karşı oyunu kurmaktır. Bu oyun kurulmuştur. Burada söylenmeyecek olan alternatifli imha planları yapılmıştır.

TÜRKİYE’NİN en az 30 km içeri girmesi lazımdır“ dedik. Şu anda 8 km deyiz. Bazıları ve Trump da 5 -10 km diyor, sınırı çizdik diyor.. Haddi aşmayın diyor.

Biz ne yapacağız? Tabii ki kendi hedefimize ulaşmak için savaşacağız.

Hedefimiz Ne? Neden 30 ile 80 km?

2 Ana Hedefimiz ve buna bağlı nedenlerimiz var.

Hedef 1) TERÖRÜ (PKK ,İŞİD ve her nevi örgütü )bitirmek.. bu 30 km demi olur? 80 km de mi? onu bilmiyoruz. Terörü kaynağında kazımak, küresel güçlerin bölgeden çıkması ve orayı terketmesi demek.. Esas hedef budur. Bunu ABD de de biliyor.

Hedef 2) Türkiye’de ki, Suriyeli göçmenlerden 2 Milyonunu bu bölgeye yerleştirmek. Bölgedeki ve içimizdeki göçmen artışını ve kaosu engellemek. İçimizdeki Suriyeli göçmen yükünü hafifletmek.

Bunun için nedenlerimiz var. Doğu Akdeniz’deki Enerji aramalarımızı sonuca ulaştırmak için, Mavi Vatana sahip çıkmak için, bu konuda Türkiye’nin Savunma stratejisini 1 yıl içinde hazırlamak için, düşman gücünü, topraklarımızdan uzak tutmak için bunu yapıyoruz.

ÇÜNKÜ esas savaşın, Doğu Akdeniz enerji paylaşımında çıkma ihtimali çok yüksek. Biz Suriye ile uğraşırken KIBRIS’ta daha büyük sorun çıkarmak isteyeceklerdir.

Bu cadı kazanında, Ypg-Pkk’nın Suriye-Rusya ile anlaşma ihtimali var, bunu da gözardı etmeyelim.

İşte burada endişeler ve sorular başlıyor. Suriye’deki güvenli bölgenin oluşması için harcanacak 30 MİLYAR USD lık masraf, kimin cebinden çıkacak?

BUNU KİM ÖDEYECEK?

Burada gerçekçi çözüm şudur.

  1. Türkiye içeri belirlediği alana kadar girecek.. Ne pahasına olursa olsun.. Hedefe kısa sürede ulaşılmalı çünkü herkes birbiriyle anlaşabilir. ABD yönetimi veya küresel etkideki Pentagon bu hamlemizden sonra, hapishanedeki Işid’lileri de kendisi kaçırttırarak, suçu bize atmayı deneyecektir.Bizi uğraştırmak isteyeceklerdir. Kamuoyuna da bakın Türkler, Işidlilerin kaçmasına göz yumdu diyecektir. Varsın desinler. BURADA ARTIK OYUN BİTTİ.. SAVAŞSA SAVAŞ…
    BU GERÇEKTEN ÖLÜM KALIM MESELESİ!! TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ, ÖNCE HAPİSTEN ÇIKARILACAK İŞİD LİLERLE SONRA DA ONLARI YENERSE, DAHA GÜNEYE ÇEKİLMİŞ PKK YPG İLE SAVAŞTIRILACAK..
    ABD nin ve küresel güçlerin tuzağı Budur.. Esas Amaç da, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de bulacağı doğalgazı çıkarttırmamak ve bunun İÇİN TÜRK Ordusunu uğraştırmaktır.
    Işidlileri el altından hem hapisten çıkaracak ,hem de dünya kamuoyuna, bakın Türkiye Yüzünden İŞİD serbest kaldı ,şimdi kendileri uğraşsınlar diyecek olmaları tarafımızdan bilinmektedir. Türkiye galip gelirse yani Teröristler yok edilene kadar(geri püskürtülene kadar demiyorum) savaşırsa ne ALA !!
    Yok.. Bunu yapamazsa o zaman, gerçekten bu operasyon boşa gitmiş olur.
  2. Eğer karşımıza çıkmaya cesaret edebilecek düşman olursa ve galip gelirsek ki geleceğiz. Bir yandan Türkiye, İran, Rusya ve Suriye biraraya gelmeli ve anlaşmalı. Bu nasıl olacak?
    Bence, RTE ve Esad da, Türkiye ve Suriye de, bunu kabul etmeli ve güvenli bölgede kurulacak şehirlerin masrafının büyük bölümünü Suriye Devleti karşılamalı. Bu tabii ki ideal bir düşünce.. Çünkü Suriye toprak ve nüfus bütünlüğü söz Konusu. Bu mesele en fazla Suriye için önemli olsa gerek.
    TÜRKİYE, burada güçlü duruma gelirse , yani Pkk ve Işid tarafımızdan tamamen yok edilirse, Abd, küresel güçler ve özellikle Batılı emperyalist güçler bölgeden defedilir ve bölgesel ittifakta Türkiye, bu tampon güvenli bölgeyi kurma konusunda lider rolü oynar.
    Türkiye Rusya İran Suriye 4 lüsü birarada olmak şartıyla bu olur ve gerçekten olmalıdır. Ancak bu 4 lü biraraya gelirse, emperyalist batılı Devletler ve İsrail aklı bu topraklardan sürülür.
    Elimizdeki mevcut Suriyeli lerden Bir bölümünü buraya yerleştirebiliriz, hatta paranın çoğunu da Suriye devleti ile beraber, Avrupa Birliği ‘nden de alabiliriz. Çünkü, Avrupa Birliği de , kendisindeki göçmenleri bu güvenli bölgeye yerleştirmek için veya Türkiye’de ki göçmenlerin Avrupa’ya akın etmemesi için paranın bir kısmını, zorunlu da olsa ödeyecektir.
    TABİİ Kİ başta da dediğim gibi, bu Suriye operasyonu, tarif edilen şekilde başarıya ulaşmazsa, bu RTE hükümetinin siyaseten sonu olur.
    Başarıya ulaşırsa da, hükümetin değil, KADİM TÜRK DEVLET AKLININ küçük bir başarısı olacaktır. Çünkü resim daha büyüktür.

Şimdi aklıma Deli Sorular geliyor…

Peki Sn. RTE, bu konuda ABD ile anlaşırsa, güvenli bölgenin finansmanını da bir şekilde, onlar karşılarlarsa, iktidar müteahhitlerine, Suriye güvenli bölgede inşaat ihaleleri alma sözü verilmişse, ne olacak?

Bunu Sn. RTE aklına bile getirmesin. ABD ile herhangi bir çıkar anlaşması bu 4 lü ittifakı(Türkiye, Rusya, İran, Suriye) zedeler.

TÜRK MİLLETİ ,TÜRK ORDUSUNUN TA KENDİSİDİR.Ve kötü YÖNETİCİLER yüzünden daha bedel ödemek istememektedir.

Yalnız kafamızda hala soru işaretleri var.

  1. Sn. RTE, ABD ile anlaşırsa, Türkiye, İran, Suriye, Rusya nasıl biraraya gelecek? İsrail ve Avrupa Birliği ne yapacak?
  2. Operasyon uzarsa ya da Ypg-Pkk savaştan kaçarsa, Türk ordusu nerede duracak? Ypg-Pkk nasıl yok edilecek? Nasıl teslim alınacak? Yoksa çekildiği bölgede korunacak mı?
  3. Rusya-Suriye ortaklığı Ypg-Pkk ile uzlaşır mı? Uzlaşırsa, Türkiye ne yapar? Ne yapmalı?

Daha bir sürü soru işareti var. Şimdilik bu kadar diyelim.yaşayıp görelim.

Son Söz:

2020 Yılı, Dünyanın özellikle, Türk’ün çok zor bir yılı olacak, ama 2021 TÜRK DEVLETİNİN şaha kalktığı, önünün açılacağı zaman olacaktır.

Yaşayıp göreceğiz. Yaşanacaklar yaşanacak.

Sevgi ve Saygılarımla

Levent Sekban

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

Levent SEKBAN
Levent SEKBAN[email protected]

ATAM TV YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın.

"Ne Mutlu Türküm Diyene" Spotify ve iTunes da Yayında!

"NE MUTLU TÜRKÜM DİYORUZ"

PH ANDROİD UYGULAMASI

PARLAMENTO HABER Android Uygulaması

En güncel haberlere PARLAMENTO HABER ile ulaşın

Canlı bildirim özelliği ile son dakika haberlerini kaçırmayın!

Google Play'den alın