SON DAKİKA

Gökhan Çapoğlu: Koskoca muhalefet Dersimli Kemal’e kaldı

Muhalefet,  2014’te Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde  Ekmelledin İhsanoğlu’nu nasıl ve niye aday gösterdiğini açıklayamayan, kendi tabanında bile inandırıcılığını yitirmiş “Dersimli Kemal”e kaldı.

Bu haber 30 Aralık 2017 - 16:16 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Muhalefet ise,  2014’te Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde  Ekmelledin İhsanoğlu’nu nasıl ve niye aday gösterdiğini açıklayamayan, kendi tabanında bile inandırıcılığını yitirmiş “Dersimli Kemal”e kaldı. O da muhalefet yapmayı polemik yapmak olarak gördüğü, polemikçi arkadaş kadrosuyla 2019 yılında 18 adayı geri alacağını hedeflediği için işimiz  biraz zor gözüküyor…

 

Yeni Yıla Girerken  Siyaset

Gökhan Çapoğlu

2017 yılının Türkiye için dönüm noktası 16 Nisan Anayasa referandumu idi.  Referandumdan “evet” çıkması için siyasi iktidar hukuki ve gayri hukuki bütün olanakları kullanmaktan kaçınmadı. Kredi Garanti Fonu kaynaklarını artırarak ve KDV indirimlerini sağlayarak ekonomik büyümeyi pompalaması, hükümetin hukuk içinde kullandığı araçlara örnek gösterilebilir. Sürdürülebilir olmayan bu politikalar  2017 yılı büyüme oranını yükseltirken, bütçe açıkları ve enflasyon üzerinde kalıcı sonuçlar doğurdu. 2018 yılında  ve 2019’da bu politikaların faizleri yükseltici  ve ekonomik istikrarı bozucu etkilerini  yılın son aylarında  hissetmeye başladık. Bu politikalara rağmen işsizliğin düşmemesi iktidar açısından kaygı verici olmalı.

Gayri hukuki araçların başında,  OHAL koşullarında ülkenin rejimini değiştiren bir referanduma gidilmesiydi. Ayrıca,  iktidarın medyayı mutlak bir kontrol altında kendi propagandasına alet etmesi, ne kendi ülkemizde daha önceki iktidarlar döneminde, ne de demokrasiyle yönetilen ülkelerdeki örneklere benziyordu. İktidarın evet çıkması için her yola başvuracağı anlaşılıyordu, ama gene de kimse Yüksek Seçim Kurulunun hamlesini  tahmin edemezdi. Yüksek Seçim Kurulu  oylama devam ederken mühürsüz oy pusulalarının geçerli sayılacağına karar vererek hem yasayı ihlal ediyordu, hem  referandumun  meşruiyetini tamamen ortadan kaldırıyordu. Bütün usulsüzlüklere rağmen  “evet” oyların çok küçük bir marjla  öne çıkması aslında hayırların çok önde olduğunun bir işareti  idi.  Bu iktidar için  bir “Pirus” zaferi oldu.

Bu referandumla Türkiye’nin rejimi parlamenter  rejimden “tek adam” rejimine geçmiş  oldu. Cumhurbaşkanı seçilecek kişi 2019 Kasım’ından sonra tek başına yürütmeyi, yasamayı ve yargıyı belirleyecek güce kavuştu.  Meclisin hiçbir önemi kalmadı, ve hatta bütçeyi de tek adam yapacak. 15 yılda Türkiye’yi başta yargı, eğitim, güvenlik, ekonomi, dış politika  olmak üzere her  alanda bataklığa sürükleyen mevcut iktidar artık ne pahasına olursa olsun iktidarda kalma çabasındaydı. İktidarını pekiştirmek için FETÖ ile işbirliği yaparak  Türk ordusunu ve yargısını darmadağın eden iktidar,  FETÖ’nün 15 Temmuz 2016 askeri darbe girişimini fırsat bilerek OHAL ile kendi darbesini gerçekleştirdi.  2019 seçimlerini bile beklemeden artık rektör seçiminden, varlık fonuna, taşeron işçilere, özgürlüklere ait her konuyu Meclis ve  AYM’nin denetiminden kaçırarak Kanun Hükmündeki Kararnamelerle  halletmeye, ve ülkeyi  keyfi bir şekilde  yönetmeye kararlıydı.   4 Temmuz 2003’te başına çuval geçirilen askerler için  “müzik notası mı vereceğiz diyen” iktidar,   17 Aralık davasının sahtekarlarından birinin sağlığından  endişe ederek ABD’ye   dört gün içinde iki  nota verdiğini gururla ve meydan okuma şeklinde söylüyordu.  Türkiye’de  bakanların nasıl rüşvet aldığı, büyük iş adamı olarak lanse edilen, madalyalar verilen  bir sahtekarın  ağzından  bütün dünyaya  ABD’deki dava vasıtasıyla duyuruluyordu.

Ülkenin içine düşürüldüğü durum bu iken borsa yükseliyor, rekorlar  kırıyor, sözde uzmanlar televizyonlarda geyik muhabbetine devam ediyor, halkımız ise İstanbul’a koşuyor, Nimet Abla gişelerinden  yılbaşı milli piyango biletlerinden satın almak için saatlerce kuyrukta sıra bekliyor. Yunanlılar 18 adayı elimizden aldılar ama olsun  biz de Sudan’dan parasıyla  ada alacağız.

Muhalefet ise  2014’te Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde  Ekmelledin İhsanoğlu’nu nasıl ve niye aday gösterdiğini açıklayamayan, kendi tabanında bile inandırıcılığını yitirmiş “Dersimli Kemal”e kaldı. O da muhalefet yapmayı polemik yapmak olarak gördüğü, polemikçi arkadaş kadrosuyla 2019 yılında 18 adayı geri alacağını hedeflediği için işimiz  biraz zor gözüküyor. Çünkü  partisini sıfırlamayı başaran Bahçeli artık Meclis’e girebilmek için iktidara  o kadar yalakalık yapıyor ki,  ruh halinin ciddi bir inceleme gerektirdiği partisi dışındaki herkes tarafından kabul görüyor. Yıllar önce iki ile dokuzu toplarken gülümsemeyle izleyen yüzler, artık acıma, öfke karışımı duyguya dönüşmüş durumda. İnsanlar sahneyi haysiyetleriyle terk edemiyorlar, rezil olmaktan hoşlanıyorlar mı ki tarih hep tekerrür ediyor? Siyasetteki büyük boşluk, büyük beklentilere yol açarken ikinci bir MHP’nin ortaya çıkması, eğer sessiz durursak her şey İYİ olacak diyenler acaba iktidarın bir manevrası mı diye düşündürüyor.

Ekonominin, yargının, dış politikanın çöktüğünü her geçen gün daha fazla hissedeceğimiz bir yıla giriyoruz. Demokrasinin sadece seçimlerden ibaret olmadığını, “milli irade” söyleminin boş bir faşist yaklaşım olduğunu, verdiği oyun kıymetini bilmeyenlerin  bile artık anlamaya başlayacağı zor bir dönemle karşı karşıyayız.  Yıllar boyunca yaptığımız aynı şeyi yapıp farklı sonuç beklemeye devam edeceğimiz bir yıl olacak gibi geliyor bana.

 

Prof. Dr. Gökhan Çapoğlu

 

Parlamentohaber.com | Korku yok!

Prof. Gökhan ÇAPOĞLU
Prof. Gökhan ÇAPOĞLUgokhancapoglu@parlamentohaber.com