SON DAKİKA

Yeniden biz bize benzeyebilir miyiz?

Bu haber 28 Kasım 2017 - 0:08 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Biz  hayatını,  bağımsızlığını  kurtarmak  için  çalışan  emek  erbabıyız,  zavallı  halkız. Mahiyetimizi bilelim.  Kurtulmak,  yaşamak  için  çalışan  ve  çalışmaya  mecbur  olan  bir  halkız.  (…)

 

Kuşatılmış bir Türkiye ile karşı karşıyayız.
Yaşamsal her alanda tam bağımsızlıktan tam bağımlılığa sürüklenmiş bir Türkiye.

Hep aklıma Devrim arabası gelir bu konulara dalıp kafa yordugumda.
Devrim arabamız o gün nasıl yarı yolda bırakıldıysa Türk’ün devrimi de Atatürk’ün çizdiği yolda aynı yarıda kalmıslıkta.

Kime kızacağız?
Kime yükleyip yükü de, kimleri suçlayacagız?
Geldikleri gibi gidenler pususunda beklerken tarihin ve şimdilerde o pusulardan uzatmışlarsa başlarını ve yine ve yeniden bir taarruz halindeyseler, iğneyi kendimize batırmayacak mıyız?

Zamanında “süt tozunuz da ne güzelmiş” diyen,dedirtilen bizler degil miyiz ?

25 Cent’e Mehmetçik’in kanını Kore yollarına oluk oluk döken, döktüren, memleket evladını, memleket toprağını” buyurun gelin, buyurun bölün, parçalayın lime lime edin”diyen bizden, içimizden, bizdenmiş gibi görünenlerin alkışlayıcısı, şakşakçısı bizler degilmiyiz?

Sağcı olmuşuz, solcu olmuşuz, aşırısı, orta yolcusu, muhafazakarı, devrimcisi, olmuşuz da olmuşuz.

Bizler rollerden rollere, ideolojiden ideolojiye savrulurken bu topraklarda, sözüm onlara ki bu kancaları takanlara, hep ama hep o kancaların ucundaki yemlere koşmuşuz.

Bu izm’ler ile, elimizde orak çekiçli bayraklar, dilimizde batı malı sosyal demokrasili hesaplar, sağında, solunda, ortasında hep ama hep  bu bölünmüşlük ile  karşı köşelerde birbirimize pusular kurmuşuz.
Aynı tezgahın hamurunda,emperyalizmin masalarına meze olmuşuz.

İdeoloji dedim de, yüce Atatürk’ün bu konudaki (Halkçılık) bizim insanımıza kulağına küpe edercesine söylediği bir açıklamasına göz atalım:

1 Aralık 1921
Büyük Millet Meclisi.

” Biz  hayatını,  bağımsızlığını  kurtarmak  için  çalışan  emek  erbabıyız,  zavallı  halkız.

Mahiyetimizi bilelim.  Kurtulmak,  yaşamak  için  çalışan  ve  çalışmaya  mecbur  olan  bir  halkız.  (…)

O halde  ifade  ediniz efendiler;  halkçılık,  toplumsal  nizamını  emeğine,  hukukuna  dayandırmak  isteyen  toplumsal  bir doktrindir.

Efendiler,  biz  bu  hakkımızı  saklı  bulundurmak,  bağımsızlığımızı  emin  bulundurabilmek  için heyeti  umumiyemizce,  heyeti  milliyemizce  bizi  mahvetmek  isteyen  emperyalizme  karşı  ve  bizi  yutmak isteyen  kapitalizme  karşı  heyeti  milliyece  mücahedeyi  uygun  gören  bir  mesleği  takip  eden  insanlarız. (…)

Ne  yapalım  ki,  demokrasiye  benzemiyormuş,  sosyalizme  benzemiyormuş,  hiçbir  şeye benzemiyormuş.  Efendiler,  biz  benzememekle  ve  benzetmemekle  iftihar  etmeliyiz.

Çünkü,  biz  bize benziyoruz,  efendiler.”

Her türlü izm’e Halkçılık ilkesi ile yeterli cevabı veren, yolu ve yöntemi gösteren Baskumandan, sağın solun ve bütün ideolojilerin bağrına ” biz bize benzeriz ” vurgusuyla ALTIOK’u saplamıstır.

Sonrası mı?
Bizim bize benzemedigimiz, bizi bize düşüren izm’ler düşüncelerimize yer etmiş, yer ettirilmiş ve bugünlere kadar da gelinmiştir.

Sorulacak acı soru şudur ki:
Acaba artık biz, bize benzemekte miyiz?
Cevabını sizlere bırakıyorum.

Yoksa yoksa, İstiklal Harbi veren ve Türk Genel Devrimi ile mazlum dünyada bağımsızlık ateşini yakan kahraman ecdadın torunları olarak birer mirasyedi miyiz ?

Yüce Atatürk’ün izinde, sözde degil de özde biz kaç kişiyiz?
Sevgili dost, bakınca halimize, biz bize benzemekte miyiz?
Yeniden biz bize benzeyebilir miyiz?
Ne dersiniz ?

Atatürk ile kalın.
Selam ile…

Cem Ayaz

Parlamentohaber.com | Korku yok!

Cem Ayaz
Cem Ayazcemayaz@parlamentohaber.com