SON DAKİKA

Hakkı Kahveci: The Economist’in 1988 yılı kapağının şifrelerini açıklıyorum

Bu haber 25 Kasım 2017 - 2:03 'de eklendi ve kez görüntülendi.

 Peki bu para birimi Bitcoin olabilir mi? Bunu net olarak söylemek zor; fakat The Economist dergisinin gelenekselleşen yeni yıl özel kapakları bilindiği gibi öngörülerle dolu oluyor…                                                 

2018 ŞİFRELERİ VE ANKA KÜLLERİNDEN DOĞUYOR

Dünyaca ünlü The Economist dergisinin 1988 yılı 9 Ocak tarihli sayısında “Tek Dünya Parasına Hazır Olun” temalı kapak fotoğrafı dikkat çekiyordu.

1988 yılında The Economist dergisinde yayınlanan “One World, One Money” makalesinde 2018 yılında tek dünya parasının gelebileceği işaret edilmişti.

Bundan habersiz olan bendeniz 2007 yılında yazmış olduğum köşe yazımda bir sabah ABD başkanının doları tedavülden kaldırdık demesine karşı ne tepki verilir sorusunu işlemiştim. Tabi olarak öyle bir şey olursa dünya üzerinde ABD’yi yıkacağız diyenlerin ellerinde biriktirdikleri milyarlarca dolar para tuvalet kağıdı olacaktır. Tüm dünya ordularıyla ABD’ye karşı savaş açsa belki durum düzelir. Bu ihtimal çok zor görünüyor.

Gelelim the Economist’88 kapağında yer alan para şifrelerine:

Makalede küresel olarak tek bir para biriminin ülkeler için avantajları sıralanırken, aynı zamanda bunun teknik açıdan ne kadar zor olabileceği de dile getirilmiş. Fakat burada dikkat çeken olay, kapak fotoğrafında 2018 tarihinin verilmesi ve “Tek Dünya Parasına Hazır Olun” başlığının atılması…

 

BİTCOİN

Peki bu para birimi Bitcoin olabilir mi? Bunu net olarak söylemek zor; fakat The Economist dergisinin gelenekselleşen yeni yıl özel kapakları bilindiği gibi öngörülerle dolu oluyor. Dünyanın ekonomik ve siyasi olaylarından, terör faaliyetleri, dinler, savaşlar ve gizli örgütlere kadar bir çok konuda resimler ve görseller yayınlanıyor. Bu öngörülerin çoğu da yıl içerisinde gerçekleşmesiyle insanları şaşırtıyor. İşte asıl düşündürücü nokta ise tam da burada, acaba on yıllar öncesinden gelen bir plan Bitcoin ile hayata geçirilmeye çalışılıyor olabilir mi? Buna evet demek zor olsa da şu anda bu konuda akıllara ilk gelecek para birimi şüphesiz Bitcoin’dir.

30 yıl öncesinin teknolojisiyle Bitcoin’i hayal etmek zor olabilirdi, bu nedenle makalede ifade edilen varlık geleneksel yollarla ve merkez bankalarınca basılan paralar birimleri, yani şu anda bildiğimiz TL ve Dolar…

Kapakta kullanılan Phoenix adıyla oluşturulan madeni paranın basım tarihi 2018 olarak çizilmiş. Phoenix’in anlamı mitolojik bir kuş olarak bilinen Anka Kuşu, ayrıca ölümsüzlük sembolü olarak da biliniyor. Anka Kuşu ile finansal açıdan bağlantı kurulması biraz zorlama olacaktır, bu nedenle bu tarafını sadece açıklamakla geçiyorum.

Bitcoin para kullanımı giderek artıyor. Sosyal medya platformlarının hayata geçmesi insanların konuşmasını ve örgütlü karşıt hareketleri engelliyor.

The Economist 2018 kapağında olması muhtemel olayları şifreleyerek gündeme taşımış. Bu olabilmesi muhtemel olaylar içerisinde Türkiye yer alıyor. EDOM yani Tanrı İmparatorluğu bu topraklarda.

2018’e dair kehanetlerin yer aldığı kapakta, ekonominin gidişatından, Ortadoğu’ya, dinler arası diyalogdan, Türkiye’ye kadar birçok dikkat çeken ayrıntı gizli..

 

YAVUZ SULTAN SELİM KÖPRÜSÜ

Daha önce Amerikan FOX kanalında yayınlanan bir çizgi dizide “15 Temmuz Şehitler” köprüsünün patlatılma şifreleri verilmişti. Amerikan dizisi Designated Survivor’da, Türkiye’deki darbeyi FETÖ’nün yapmadığı algısı yaratılmak istenmiş  FETÖ elebaşı Gülen ‘devrimci’ bir muhalif olarak gösterilmişti. İngiliz The Economist dergisi 2018’i anlattığı kapağında verdiği şifreler arasında Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü de kullandı. Köprünün hemen üzerine F-16’ya benzeyen bir uçak yer alıyor…

Siyonlar, İslamistler herkes ama herkes istediği planı yapsın. Bizler Türk milletinin yetiştirdiği evlatlar olarak boş durmuyoruz. Madem Economist şifreler veriyor. Erdoğan her fırsatta kendini koltuğa daha fazla gömüyor. O halde! Armut toplamıyoruz. Biraz dikkatle takip ederseniz. Son bir ayda herkesin sembolik planlarına sembol içeren fakat gerçekçi hamlelerle satırlar yazarak bir şeyler anlatmaya çalışıyorum. Umarım anlıyorsunuzdur.

 

ANKA KUŞU VE ATATÜRK’ÜN ÖNGÖRÜSÜ

Çok detaya inmeden, öncelikle bilinmeyen birkaç sırrı söyleyelim: Mustafa Kemal, daha genç bir subayken, ‘özel bir istihbarat subayı’ olarak yetiştirilmiştir. Bulgaristan’da, Viyana’da, Romanya’da, Almanya’da birçok istihbarat görevlerinde bulunduğu bilinmektedir. Ancak buradaki istihbarat görevlerinin “HAVACILIKLA” ilgili olduğu bilinmez! Nitekim, Gazi Paşa, Osmanlı Devleti adına, arkadaşı Fethi Bey  ile birlikte, 1910 yılında Fransa’da yapılan büyük Picardie Manevraları’nı yabancı ülkelerin kurmaylarıyla birlikte izleme görevi aldığını özellikle hatırlatalım…

Atatürk’ün, Veliaht Vahidettin ile, 15 Aralık 1917 – 5 Ocak 1918 tarihleri arasında yaptığı Almanya yolculuğuna katıldığı bilinmektedir. Atatürk, bu geziden sonra, hastalığının tedavisi için Viyana’ya, Karlsbad’a gitti. Burada gerçekte hastalık bahaneydi. Asıl amaç, orada havacılıkla ilgili, askeri bilim adamlarının karargahlarında, birçok belge ve bilgiyi incelemekti.

Cumhuriyet’in ilanından sonra çok gizli bir birim kurmuş, bu birim havacılıkla ilgili gelişmelere yön vermiştir. Atatürk’ün Parolası: “İSTİKBAL GÖKLERDEDİR!”

Atatürk batılıların havacılık alanında yaptığı çalışmaları yakından takip ediyor, kurduğu ekiple de bir çok ciddi bilgi ve belgeye ulaşıyordu. Atatürk, Cumhuriyet’i ilân ettikten sonra, havacılık  sektörüne özel bir ilgi göstermeye başladı. Edindiği bilgi ve tecrübeleri, bu alanda kullanmaya gayret gösteriyordu. Türk havacılığının gelişmesini, güçlendirilmesini sağlamak amacıyla zaman geçirilmeden gerekli girişimleri başlattı. Bu amaçla, Ankara’nın Hacıbayram semtindeki bir evde, Türk Tayyare Cemiyeti kurularak (16 Şubat 1925)  kurumsal anlamda adımlar atılmaya başlanmıştır.

“Devlet Hava Yolları’nın 1953-1954 yıllarında Genel Müdürü olan, Afyon Milletvekili  Rıza Çerçel, ‘Atatürk ve Hava Yollarımız’ adlı yazısında bir anısından söz eder: Atatürk, bir yaz gününde Devlet Hava Yolları, Ankara Tayyare Meydanı’nı ziyarete gelmişti. O’na, alan binası önünde hasır bir koltuk getirmiş; etrafını çevrelemiş; yakın bir gelecekte yapılacak işleri, alınacak uçakları, kurulacak tesisleri uzun uzun anlatmıştık. Atatürk sadece dinliyordu. Bu dinleyişte tunçtan bir heykel sabrı vardı. Nihayet bu mutlu ziyaretin değerli anısını sonsuzlaştırmak için kendisinden bir imzasını rica etmiştik. Uzatılan defteri ve kalemi aldı. Düşünüyordu. Gözleri karşıki ıssız tepelerle, bunların çevrelediği alan boşluğunda bir şeyler arıyor gibiydi, isteksiz bir edâ ile başını önüne eğdi. Elindeki kalemin, kâğıt üzerine mıhlanmış gibi bir hali vardı. Nihayet kalem işler gibi oldu ve kâğıt üzerinde Kemal’in baş harfi olan tek bir K harfi belirdi. Fakat hepsi bu kadardı. Büyük insan atacağı Kemal Atatürk imzasının baş harfi olan K harfini yazdıktan sonra defteri ve kalemi geri verirken: “Şimdilik bir K harfi yeterlidir. Bana vaad ettiğiniz işler yapılıp bitirildikten sonra imzamın geri kalan kısmını tamamlarım” demişlerdi.”

1922 yılında Atatürk’ün kurduğu bu gizli teşkilat, O’nun havacılık alanındaki vasiyetlerini yerine getirmek için canla başla çalıştı. Burada önemli olan şudur: “Bana vaad ettiğiniz işler yapılıp bitirildikten sonra imzamın geri kalan kısmını tamamlarım” demesi bu teşkilatın varlığına da açık bir delildir.

Atatürk, seçkin subaylardan kurduğu bu birimle, tayyarecilikle alâkalı  çalışmalar yapıyor, bu seçkin subayların, yabancı uçak pilotları ile bir araya gelmelerini sağlıyordu. Böylece Türk havacıları, bilgi ve deneyim kazanarak yetişiyorlardı.

Bu çalışmalar neticesinde, daha önce de basımı yapılan ve Osmanlıca olarak, askere özel, az sayıda basılmış tayyarecilik ve gelişmelerle alâkalı – daha sonra birçok nüshası ortadan kaldırılmış- kripto bir mecmuada şunlar yazılıydı:

“İstikbâlde (ilerde) tayyareler öyle ileri gidecek ki, devletlerin ve milletlerin her hareketlerini gözetleyecek, dev gece görüşü teknikleriyle, şehirler ve milletler gece dahi gözetlenecekti.” diyor.

Bugünün ifadesiyle bu bir tanımdı . Atatürk ve arkadaşları buna “ANKA” demişlerdi. Fakat bugün anladığımız insansız hava arçlarından bahsetmiyordu . GÖK TÜRK ! Göklerden gelenler dikkat edelim . CHP `nin altı oku gökten gelerek yere saplanıyor . İlk logo bu şekilde . Oklar !  Anka kuşu … Ne kadar dikkat çekici . Sonradan oklar yön değiştiriyor . Yanisi şu kuşatanlar bugün hakimiyet kurmuşlardır. Aslında Atatürk o logoyu “ Göklerden gelen karar üzere” yaptırmıştı . Herşey bu kadar açık . ANKA `nın gözleri çalışıyor .

Anka Kuşu, Türk Mitolojisindeki Huma kuşu olarak da bilinmektedir. Tuğrul kuşu veya Simurg olarakta bilinmektedir . Gökten gelenler …

1919 `da gelen 2019 `da 19 `un 19 katı güçle geri dönecektir .

Zümrüd – ü Anka küllerinden doğan manasına gelmektedir . ANKA ve ANKARA birbirlerinin tamamlayıcısıdır. İsteseler bile başaramayacaklardır. Emin olun Türk milleti bu sefer çok acımasız olacaktır. Bin yıllık acıma ve vijdan duygularını bir kenara bırakarak kaybettirilen yüz yılın hesabını kesinlikle soracaktır .

Anka Kuşu,ölümünün yaklaştığını hissetmeye başladığı an kendisine kuru dallardan bir yuva inşa etmeye başlar ve bunu ne olduğu bilinmeyen bir zamkla sıvar.Daha sonra yuvanın içinde ölümünü bekler ve şu şekilde bekler; güneş ışınlarının kuru dalları yakarak yuva içinde ölmeyi.Yanarak ölür ve efsaneye göre küllerinden doğar yavru bir Anka Kuşu olarak !

 

Bunun için zorunluluk  partisiz Atatürkçülük yapmaktır . Fosil siyasetçiler ve siyasi partiler olmaksızın partisiz Atatürkçülük yaparak yeniden küllerimizden doğmak zorundayız . ANKA kuşu budur .

Her birimiz birer Anka yani Simurg olmayı göze almadıkça bataklığımızda, tüneklerimizde ve kafeslerimizde yaşamaktan kurtulamayacağız. Kendi içimizde bizi bize esir eden yanlarımızı farketmedikçe bunu başaramayacağız. Oysa ki şimdi, bu an her birimiz için kendi gökyüzümüzde uçmak zamanıdır… Farkedelim, farkettirelim.

Çıkışımız partisiz Atatürkçülük olup her birimiz birer ANKA olmak zorundayız . Ben kimsenin söylemediklerini açıklıyorum . Sizler biraz zorlanabilirsiniz .Anlayın ve anlatın .Kapım herkese açık . Herkes istediği yerden rahatlıkla bana ulaşabilir. Bilgi ve bilim olmayan yerde ışık olmaz . Bu ışığı bulmak zorundayız .

Not : 25 – 26 Kasım 2017 tarihlerinde Konyaaltı belediyesi tarafından Konyaaltı Kongre ve Kültür merkezinde düzenlenecek olan Antalya kitap fuarında Doğu Kitabevi – Ulak yayınları yazarı olarak hazır olacağım . Okurlarla buluşacağız. Doyduğum şehir olan Antalya hayatımda çok önemli yer tutar . Bugünlere gelişimde Antalya benim için en değerli noktadır. Binlerce insanla yıllarca profesyonel olarak yöneticilik yaptığım Antalya `da olacağım .

Herkes için iyi bir haftasonu diliyorum . Hala “ RABITA Uğur Mumcu` dan sonra “ ve “ Atatürk`ün yasaklanan kitabını “ okumadıysanız çok şey kaybediyorsunuz diyorum .

Saygıyla !

Hakkı Kahveci

 

Parlamentohaber.com

Hüseyin Hakkı KAHVECİ
Hüseyin Hakkı KAHVECİh.hakkikahveci@parlamentohaber.com