SON DAKİKA

Bizim elimizde Lozan, Garbın afakında Sevr var

Bu haber 18 Kasım 2017 - 17:36 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Lozan ile Sevr’in mücadelesidir bu değerli okuyucu. 10 Kasım 1938 saat 9’u 5 geçe başlamış, bu yazıyı okuduğunuz ana kadar gelmiş ve taarruzuna devam etmeye niyetlidir…

Bizim elimizde Lozan var.
Garbın afakında Sevr.

Mesele bilindik.
Taarruz dünün devamı.
Tarih mi ?
Tarih bizler için tekerrürde.

Peki, dedeleri bu topraklarda İstiklal Savaşı vermiş, bir tarihi mücadelenin torunları olarak hal ve gidişin farkında mıyız ?
Gibi gibi.
Kısmen, bazılarımız…

Ne tuhaftır diyemiyoruz. Ne gariptir hiç denmez.
Yazarımız, çizerimiz, aydınımız, konuşuyor, yazıyor ve çiziyoruz.

Lozan ile Sevr’in mücadelesidir bu değerli okuyucu. 10 Kasım 1938 saat 9’u 5 geçe başlamış, bu yazıyı okuduğunuz ana kadar gelmiş ve taarruzuna devam etmeye niyetlidir.

Yüzümüze birer tokat gibi vuran, bir çok örneği var geçmişimizde.
Elinoğlu açık açık, göstere göstere geliyor dört koldan.

Ülkenin idaresi mi?
Saray ve saltanat.
Ne tuhaf değil mi?
Rejimle, kurucu değerleri ve kurucularıyla girdiği, karşı devrim mücadelesi. Dinci ve etnik köken siyasetinin yolunda tek başına yürüyeni.
Dün de beraber, el ele, kol kola yürüyorlardı hani?
Unutmadık değil mi?
Böl, parçala ve yönet tezgahının Sevr masasında, BOP Eşbaşkanlığı görevlileri.

Milli Güvenlik, Ekonomi, Sağlık, Eğitim, aş, iş aklınızdan geçen ne varsa alt üst hepsi! Gelgelelim itibarından da hiç tasarruf etmeyen, bir yıkım ve teslimiyet süreci.

Ulusal güvenliğimizin açıkça tehdit edildiği günlerin, tam merkezinden geçmekteyiz.
Saatler geçmiyor ki, son dakika haberleri güncellenmesin.

Yazıya başlarken seçmiş olduğum konuyu dahi, değiştirmek durumunda kalıyorum bazen.
Özüne bakarsanız, aslında her konu birbiri ile bağlantılı.

4 Temmuz 2003’te Süleymaniye’de Türk askerini derdest eden “Dost ve Müttefik!” ABD’ye ” Ne notası müzik notası mı vereceğiz?” diye beyanatlar veren iktidar sahipleri, bahse konu bay Rıza olunca, bırakın müzik notasını, senfoni yazıyor adeta.

27 Aralık’ta görülecek olan Zarrab davasında da, bir oratoryo “Perde!” diyecek gibi.
Ortaya hangi görsel dramın saçılacağını, fragmanlarından izlediğimiz kadarıyla tahmin etmek, hiç de zor değil.
Ve ne yazık ki, alkışlanacak bir görsel şölen olmayacağı ortada.

Derken, NATO’dan kasıtlı bir hamle!!!

Ben buna kendi penceremden bakınca, bir hamle diyorum ama kimileri sehven, kimileri meczup, kimileri de bu eylemi yapanların kişisel saldırısı diyecek.

Kimse kimseyi kandırmasın.
Artık kimse kimseyi aldatmaya, kalkmasın.
Atatürk Türkiye’sinin karşısında, düpedüz ve açıkça saltanat ve tek adam rejimcileri ile, o artık dişleri implant bir canavar var.

Bir de kuvva, bir de elbette milli kuvvetler var.

İç cephe karışık! Ulus milletten, ümmete dönüştüren bir yönetim anlayışı, her koldan Cumhuriyet değerlerini sarıyor.

Bunu yaparken de, batısından doğusuna vatan toprağını, bir bataklığa sürüklüyor.
Acaba o çok methiye düzdükleri padişah ataları gibi “Bana, saltanatıma dokunma! Anadolu da senin olsun, İstanbul da, Ankara da…” diyeceği günlere mi yürüyoruz ?
Olmadı mı ?
Bu toprakları İngilize, Fransıza, İtalyana, Yunana terk etmediler mi?
Ettiler.
Bugünkülerin bu rejim ve saltanat dayatmaları, yakayı paçayı dışarıya kaptırmaları, her yönden Türk vatanını siyasi, askeri, politik birer açık hedef haline getirmeleri nedeniyle kapımıza dayandıklarında ve günü geldiğinde tası tarağı toplayıp, bir Malaya zırhlısına binerek, yeniden terki diyar etmeyecekleri ne malum?

Kendi sözleri ile cevaplayalım bu soruyu:
Fıtratlarında var, fıtratlarında.

Atatürk’ten sonra her ne yaşadıysak, hiçbir şey tesadüf değil bu topraklarda.
Kabul etmek gerekir ki, ister bizden, ister dışarıdan kaynaklı her ne geldiyse başımıza, vebali ve günahı bizlerindir.

NATO.
NATO eşittir ABD.
NATO eşittir Pentagon.
Pentagon eşittir, küresel terör.
Pentagon kim?
Lozan’ı tanımayan, Sevr masasının gizli işgalci tarafı.
Pentagon kim ?
Atatürk Türkiye’si ve Cumhuriyet’i, küresel terör ve ekonomi kıskaçları ile hedef alan garbın afakındaki cellat.
Perde gerisi kim ?
İngiltere.
İsrail.
Tam bir şeytan üçgeni.

Genç Cumhuriyet’in, Rus ve komünizm tehditine karşı denize düşüp, yılana sarılması.

Bugün NATO’da, Atatürk ve AKP Genel Başkanı’nı hedef alan bir eylem ortaya çıktı.

Zira ben şaşırmadım.
TCG Muavenet gemimizi yine bir NATO tatbikatında vurmasına, Mehmetçik’in başına çuval geçirmesine, PKK’ya, Daeş’e desteğine, Suriye’de PYD/PKK eliyle tank namlularını Türk toprağına çevirmesine, hiç şaşırmadım.

Muavenet olayı yaşandığında, henüz o gün, sabah saat 10.00 sularında ABD tarafından bir açıklama yapılmazken, günün Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in “Yaşanan elim bir kaza!” değerlendirmesiyle başlayan cümlesine, çuvaldan sonra “Ne notası müzik notası mı?” düşüncesine ve yine o çuval olayının tamı tamına birinci yıl dönümünde, emri veren komutanın Genelkurmay’ın kapısında törenle karşılanmasına hiç mi hiç şaşırmadım.

Bugün yaşanan olay da, bu açıdan değerlendirilmelidir diye düşünüyorum.
Konu ulusal güvenlik ve toprak bütünlüğümüzün tehdit altında olduğu meselesidir.

Atatürk Türkiyesi, hem iç cephede rejimsel, hem de dış cephede fiili taarruzların alt yapılarının hazırlandığı tehditsel bir süreçten geçmektedir.

Henüz İngiliz gemilerini, Çanakkale’ye dayanmış olarak görmedik ama, yakındır. NATO, ABD, İngiltere, Avrupa, İsrail, Pentagon, Rusya, adına her ne diyorsanız deyin! Ellerinde çuval, hazırlar üstümüze çullanmaya.

Ama birinci öncelik Zarrab’dı değil mi? Garbın afakına dayanmışken bugünkü çok dişli canavar?

Hatırlatalım dost ve düşmana:
Bu topraklarda sizleri yeni Lozan masalarına oturtacak, daha çok Mustafa Kemal’ler var …

Atatürk ile kalın.
Selam ile …

Cem AYAZ

 

Parlamentohaber.com | Korku yok!

 

Cem Ayaz
Cem Ayazcemayaz@parlamentohaber.com